Usta-Hoca omuz omuza Yeni Türkiye'ye

Neil Armstrong aya ilk ayak bastığında, 'Benim için küçük ama insanlık için büyük bir adım' demişti.

Erdoğan açısından küçük ama Türk siyaseti açısından büyük bir adım atıldı.

AK Parti'nin geleceği açısından ise bir eşik aşıldı.

AK Parti kongresinden söz ediyorum.

AK Parti hem liderini şanına yakışır bir şekilde Çankaya'ya uğurladı hem de kendisine yakışır bir şekilde Başbakanını karşıladı.

Aslında dün sadece AK Parti'nin kongresi yapılmadı. Bir bayrak devir teslim töreni gerçekleştirdi. Bir nöbet değişimi yaşandı.

Erdoğan'ın şanla, şerefle taşıyıp, göklere yükselttiği bayrağı Davutoğlu üstlendi.

Bayrak değişimini gerçekleştiremediği için siyasetten silinip giden iktidar partileri Turgut Özal'ın ANAP'ını ve Süleyman Demirel'in DYP'sini gördük.

Sadece Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin rejim krizlerine yol açtığı bir Türkiye devralmıştı AK Parti.

AK Parti hem Çankaya'da hem Başbakanlıkta hem de AK Parti Genel Başkanlığı gibi kritik üç noktada değişimi gerçekleştirdi.

Ama en ufak bir sancı ya da gerilim yaşanmadan sağlandı bu değişimler.

Birçok partinin bölünerek, parçalanarak geçtiği bu süreçten AK Parti güçlenerek çıktı.

Erdoğan'dan sonra Davutoğlu tek aday olarak girdi seçimlere. Ve oy birliği ile seçildi. En ufak bir çatlak ya da kırgınlık olmadan.

Şiir gibi bir kongreydi.

Burada Erdoğan'ın siyasi liderliğine şapka çıkarmak gerekiyor.

Büyüksün usta...

Kongre salonuna dönmek istiyorum.

Ankara sıcağında, buram buram terlediğimiz bir salon vardı. Ama ondan öte bir sıcaklık vardı. Bayrak değişimi yaşanan iki kişi arasındaydı bu sıcaklık. Sadece Erdoğan ile Davutoğlu arasında değildi bu samimi diyalog. Emine Hanım her defasında ilgi gösterdi Davutoğlu'nun eşi Sare Hanıma.

Seçim sonuçlanınca Davutoğlu'nun eşini ve çocuklarını ilk kutlayan yine Emine hanımdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşurken girdim salona.

Ve orada mıh gibi saplanıp kaldım.

'Bu büyük dava, bu kutlu hareket, altını çizerek söylüyorum, mensuplarıyla şereflenmez; tam tersine, mensuplarına şeref verir. 'Ben yoksam, dava da yok' diyenler, daha en baştan kaybetmiş olanlardır. 'Ben olmazsam, dava ilerleyemez' diyen, davanın ruhunu, özünü anlayamamıştır. 'Bu dava ancak benim ismimle ayakta kalabilir. Ancak benim ismimle şereflenebilir' diyen, kibir tuzağına düşmüştür.'

Bu sözleri söyleyen kişi Recep Tayyip Erdoğan'dı.

Yani girdiği 9 seçimi kazandığı halde bir gün olsun çıkıp, 'Bu seçimleri ben kazandım' demeyen adam.

4 kişiyi Meclis başkanı yaptığı halde bir gün olsun 'Sizi ben Meclis başkanı yaptım' demeyen adam.

İki Cumhurbaşkanı, üç Başbakan çıkaran ama hiçbir gün ağzından 'Sizleri ben Cumhurbaşkanı ve Başbakan, bakan yaptım' demeyen adam.

Şimdiye kadar bini aşkın insanı Belediye Başkanı ve 1033 kişiyi milletvekili yaptığı halde bir gün olsun onların karşısına geçip 'Sizleri bu koltuklara ben oturttum' demeyen bir insan.

Daha da ötesi bir gün olsun ağzından, 'Ben olmasam siz o koltuklara oturamazdınız' demeyen bir adam yapıyordu bu uyarıyı.

Erdoğan, her zaman 'Davam' dedi Üsdat Necip Fazıl'ın mısralarındaki gibi...

'Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?

Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!..'

Sırtına tarihin kurşundan ağır yükü vurulmuş Sakarya'yı görürüm Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsında.

Duygusal anlar da yaşandı AK Parti kongresinde.

Erdoğan, 'Yol arkadaşlarım artık vedanın ve ayrılığın vaktidir' derken gözyaşları süzüldü yanaklardan.

Bozkırın sesiydi Erdoğan. Vedası da bozkırın tezenesi olan Neşet Ertaş'ın dizeleriyle oldu.

'Hasret etti bizi kavim gardaşa

Bir ayrılık, bir yoksulluk bir de ölüm'

Erdoğan son kez konuştu AK Parti kongresinde demeyeceğim.

Erdoğan ve Davutoğlu'nun yakaladığı sinerji 2015'te seçim sandıklarını doldurursa, yeni Anayasa ile birlikte 'Başkan Erdoğan' sıfatıyla tekrar döner, o salonlara.

'AK Parti benim beşinci çocuğum' diyerek veda etti. Ancak görevi Davutoğlu'na devrederken, 'Davutoğlu kardeşim bir emanetçi değil' uyarısı önemliydi. Geçici Başbakan, emanetçi Başbakan rüyaları görenlerin rüyasını kabusa çevirdi.

Erdoğan veda dedi, Davutoğlu ise vefa...

Biz meydan hatipliği ile ünlü Erdoğan'ı izledik yıllarca. Davutoğlu'nun sahne performansı da çok iyiydi.

Konya mitinginde izlemiştim ve Davutoğlu'nu hafife alanlar çok yanılacak demiştim.

Kongre salonunda bunu gösterdi Davutoğlu.

1 saat 40 dakika irticalen bir konuşma yaptı.

Bu açıdan içimiz rahat.

Ayrıca Dışişleri Bakanı olması hasebiyle müktesebatının sadece dış politikadan ibaret olduğunu düşünenler yanıldı.

Kürsüde Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri Bakanı değil, psikolojik olarak da Türkiye'yi yönetmeye hazır bir Başbakan vardı.

Davutoğlu konuşmasına selamlayarak başladı.

Yeni Başbakan'a, 'Aleyküm selam' diyoruz.

Bizden de selam olsun yeni Türkiye'nin yeni mimarlarına.

Selam olsun büyük Usta'ya ve selam olsun Hoca'ya...

Usta-Hoca omuz omuza Yeni Türkiye'ye.