İkinci yarı

Son tartışmaların gölgesinde kaldı ama AK Parti’de seçim beyannamesine ilişkin çalışmalar son hızla devam ediyor.
Seçim beyannamesi deyip geçmeyin AK Parti bunu daha sonra “Eylem planı” ve “Hükümet programı”na dönüştürüyor.
Seçim beyannamesinin ayrıntılarına girmeden önce, bir tanımlamaya dikkat çekmek istiyorum.
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması ve Davutoğlu’nun Başbakanlık görevini üstlenmesiyle başlayan dönem, ”İkinci Yeni” olarak isimlendirilmişti.
Bu tanımın mimarı gazeteci Mustafa Karaalioğlu’ydu. Karaalioğlu’nun bu tanımlaması edebiyattaki, ”İkinci yeni akımı”na kadar uzanan tartışmalara yol açmıştı.
Başbakan Davutoğlu, seçim beyannamesiyle Karaalioğlu’nu isim babalığından indirip kendisi yerleşiyor. AK Parti’nin 7 Haziran beyannamesine, ”İkinci yarı” denilecek. 
Neyin İkinci yarısı? Elbette ki 3 Kasım 2002 seçimleri ile başlayan AK Parti iktidarında Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra başlayan dönemin ikinci yarısı.
Türkiye, AK Parti’nin iktidarı devraldığı Türkiye değil elbette ki.  Deprem paralarıyla maaş ödeyen Türkiye’den milli geliri 10 bin doları aşan bir Türkiye’ye gelindi. 
Rejimden, kalkınmaya, mega projelerden, ekonomideki önceliklere göre,  “Birinci yarı”nın hazırladığı zemin üzerinde, yeni bir hikaye yazmaya hazırlanan, yeni bir heyecanla yola çıkan “ikinci yarı”ya ihtiyaç var. 
Seçim beyannamesinde ekonomi çok önemli bir yer tutuyor. 13 yıl boyunca siyasi ve ekonomik istikrarı önceleyen bir yönetim sergileyen AK Parti, ikinci yarıda ise Türkiye’nin karşısına, ”Kalkınma ve büyüme ” öncelikli bir beyanname ile çıkmaya hazırlanıyor.
Orta gelir tuzağına düşme tehlikesi ile karşı karşıya olan Türkiye’ye yeni bir büyüme modelinin sunulması bekleniyor.
Seçim beyannamesinin ağırlığını oluşturacak başlıklardan birinin ekonomi olacağını belirtmiştim. Beyannamede “Mega Projeler” başlığı altında da bir bölüm yer alacak. Türkiye’nin karşısına dev projelerle çıkacak AK Parti. 2015-2019 yılları arasında seçim olmaması nedeniyle, tek başına iktidar güçlü bir destekle sürdürülürse, tam da çılgın projeler için adım atılacak bir dönem olacak. Dev projelerle ilgili başlığın altında seçim nedeniyle Ulaştırma Bakanlığı koltuğunu boşaltmak zorunda kalan Lütfi Elvan ile Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın parmak izlerini hissediyorum. Seçim beyannamesinde ilk kez işiteceğimiz mega projeler yer alacak. Başbakan Erdoğan’ın döneminde İstanbul için “Çılgın proje” açıklanmıştı. İstanbul’a ikinci boğazı kazandıracak projenin çalışmaları sürüyor. AK Parti’nin bir özelliği sadece proje açıklamıyor, bunları gerçekleştiriyor.
Ve demokratikleşme.
Seçim beyannamesinin iddialı bir yüzünü de demokratikleşme oluşturacak. Askeri vesayetin geriletilmesi, darbe dönemi yasaklarının tasfiye edilmesinde AK Parti başarılı bir sınav verdi. İktidar oldu ama devlet olmadı. Tam aksine hem devleti, hem de kendisini dönüştürmeyi başardı. Bu dönüşümde Erdoğan’ın güçlü liderliğinin altını çizmek isterim. Ancak Gezi olayları ve paralel darbe girişimi ile başlayan sarsıntı nedeniyle reformların hızı düştü, demokratikleşme geriledi. 
Seçim beyannamesinde demokratikleşme konusundaki öneriler madde madde sıralanacak.
Tabii demokratikleşme olur da, Türkiye’nin en önemli projelerinden olan “çözüm süreci”ne değinilmez mi? Beyannamede çözüm süreci de yer alacak. Ancak beyannamenin çözüm süreci ile başlayıp, biteceği beklenilmesin. Sadece kapsamlı bir bölüm halinde yer alacak. Sadece silahlara veda olarak değil, Kürt sorununun çözümü kapsamında ele alınacak.
Daha önce Ocak ayında çıkarılacak olan bir demokratikleşme paketinden söz etmiştim. Bunun ikinci ayağını ise, ”Alevi açılımı” oluşturacaktı. Bu konudaki çalışmalar sürüyor. Ancak seçim beyannamesinde Alevilik'le ilgili bir bölüm yer alacak. Alevi Açılımı olacak ama cemevleriyle ilgili yeni bir şey söylenecek mi? Alevi açılımında cemevleriyle ilgi alternatifli bir çalışma yapılmış, karar siyasi iradeye bırakılmıştı. Orada cemevlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bünyesinde temsil edilmesi, özerk bir başkanlık kurulması ya da Kültür Bakanlığı’na bağlı bir birim oluşturulması gibi seçenekler yer alıyordu.  Hükümet, Alevi açılımını ne zaman açıklayacak onu bilemiyorum. Ama AK Parti’nin seçim beyannamesinde cemevleri, ”İnanç merkezleri” olarak tanımlanıyor. 
Ha burada Alevi vatandaşlarımızın üzerinde hassasiyetle durdukları, ”Eşit vatandaşlık” temelindeki bir açılımın seçim beyannamesinde karşılığını bulduğunu belirtmek isterim.
Seçim beyannamesi bölüm bölüm yazılıyor, Başbakan Davutoğlu ilk incelemeleri yaptıktan sonra bazı eklemeler yapılmasını ya da bazı bölümlerin genişletilip azaltılması gibi talimatlar veriyor. Beyanname bir anlamda şekillendiriliyor.
En çok merak edilen bölümlerden birisi, Başkanlık sistemi seçim beyannamesinde yer alacak mı?  Başka bir perspektiften soracak olursam AK Parti’nin seçim beyannamesinin özü başkanlık sistemine mi dayanacak? 
Seçim beyannamesinde başkanlık sistemi yer alacak. Bir bölüm olarak girilecek. Ancak yeni anayasa önerisinin içinde bir bölüm olarak.  AK Parti’nin seçim beyannamesi başkanlık sistemi ağırlıklı olmayacak. Ancak yeni anayasa kapsamında AK Parti Türkiye’ye başkanlık sistemini önerecek.
Peki seçim kampanyası ne zaman başlayacak?
Milletvekili listeleri 7 Nisan tarihinde YSK’ya teslim edilecek. Ondan sonra tüm enerji seçim beyannamesi ve ardından gelecek olan seçim kampanyasına verilecek.
15 Nisan’dan sonra meydan mitinglerine başlanılacak. Ancak kampanyanın ağırlığı Mayıs ayında gerçekleşecek.
2011 seçimleri, ”Usta” vurgusu üzerine inşa edilmişti. Usta, Cumhurbaşkanı oldu. Peki 2015 seçimleri kimin üzerine inşa edilecek?  Ahmet Davutoğlu’nun akademisyen kimliğinden esinlenerek, “Hoca” olabilir mi?  Orasını bilmiyorum.