Nafile oruç ibadeti

Namaz konusunda geçerli olan genel kural oruç için de geçerlidir: Allah ve Resûlü bildirmedikçe hiçbir kimse belli bir günü oruç ibadetine tahsis edemez, “şu günde oruç tutmak sünnettir, müstehabdır, hayırlıdır” diyemez.

Ramazan orucu gibi farz, adak orucu gibi vacib oruçlar bu yazının konusu değildir. Kandil günlerinde veya bir gün önce, bir gün sonra oruç tutmanın dindeki yeri hakkında yanlış açıklamalar yapıldığı için burada, Allah ve Resûlü'nün bildirmesine dayalı olarak fıkıh kitaplarında açıklanan nafile oruçları ele alacağız.

Nafile namazlar gibi nafile oruçları da “hakkında özel açıklama bulunan” ve “böyle olmayıp sevap kazanmak isteyen müminin isteğine bırakılmış olan” nafile oruçlar diye ikiye ayırmak uygun olur.
İkinci kısımdaki oruç için “mutlak nafile”, birinci kısım için de “mukayyed nafile” ifadeleri kullanılmaktadır.
Hakkında ayet veya hadis bulunan, Peygamberimiz'in tuttuğu ve ümmetine tavsiye ettiği oruçlar şunlardır:
Her hicrî-kamerî ayın onüç, ondört ve onbeşinci günlerindeki oruç. Bu günlerin geceleri ayın ışığı ile aydınlık olduğu için “beyaz günler” diye anılmıştır.

Haftanın Pazartesi ve Perşembe günlerinde oruç.
Şa'bân ayının tamamı olmamak üzere bu ayda oruç. Yalnızca ayın ortasındaki gün (Berat gecesinin gündüzü) oruç tutmak sünnet değildir.
Ramazan Bayramı'ndan sonra Şevval ayında altı gün oruç. Kaza borcu olmayanların, bayramın birinci gününden sonra başlayıp ara vermeden tutmaları daha uygun görülmüştür.

Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu günü oruç. Yalnız onuncu günü tutmak da mekruh değildir.
Hac ibadetini yapmakta olanlar dışındaki müminler için arefe günü oruç. Zilhiccenin başından itibaren arafe gününe kadar yapılan nafile ibadetlerin fazileti hakkında sahih hadisler vardır.
Yılın, oruç tutulması caiz olmayan günlerinde bir gün oruç tutup ertesi gün tutmamak şeklindeki oruç ibadeti de Peygamberimiz tarafından tavsiye edilmiştir.

Önceki veya sonraki aylar ile birlikte değil de yalnızca Recep ayını oruçlu geçirmek mekruhtur.
Tek başına Cuma veya Cumartesi günü oruç tutmak mekruhtur.
Ramazan'ın birinci günü şüphesiyle oruç tutmak da mekruhtur.

İki bayram günleri ile Kurban Bayramı'nı takip eden teşrıyk günlerinde oruç tutmak kesin olarak menedilmiştir.
Mümin her zaman Rabbine dua eder ve secde ile duâ hali, müminin Rabbine en yakın olduğu hallerdir.
Duayı, ezberden okuyan bir profesyonele yaptırıp amin demekten ise müminin Rabbine yönelerek gönlünden geldiğince ve -hamd, salat ve salamdan sonra- kendi dilinde dua etmesi tercih edilmelidir.

Kur'an-ı Kerim de hem vahyedilen dilde hem de tercüme ve tefsirlerinden her fırsatta okunmalıdır. Kur'an okumaktan maksat müminin, bir manada Rabbi ile konuşması; iman, ibadet ve ahlakını Rabbinin talimat ve irşadı ile bilip yaşaması olmalıdır.
Yine bir profesyonele para karşılığında Kur'an okutmak hem caiz değildir, hem de bundan sevap filan hasıl olmaz. Her mümin Rabbinin kitabını okumayı öğrenmeli, öğreninceye kadar bazı sure ve ayetleri ezberlemeli ve bunları ibadet niyeti ile okumalıdır.
Ölülerin yakınları, özellikle yaptıkları ibadetlerin sevabını onlara hediye ederlerse bundan fayda göreceklerine dair sahih rivayetler vardır.