Aynı merkezden sufle alıyorlar

Deniz Baykal, “HDP barajı geçsin” düşüncesiyle CHP'den bu partiye oy gitmemesi gerektiğini ifade ederken “Biz Kızılay değiliz” dedi, ya: Beş yıl önce Baykal'ı kaset operasyonuyla deviren Baronsal Güç Odağı, günümüzde hem CHP'nin hem de HDP'nin yönetimine seçim taktiği sufle eden, iki partiye de “istikamet veren” derin karargâhtır.
HDP'nin barajı geçmesi durumunda AK Parti'nin sandalye sayısını belli oranda “vuracaklar” böylelikle Anayasa değişikliği “iki seksen” yatmış olacak; temeldeki bu hesapları sır değildir.

Öyleyse, CHP ve HDP'nin neredeyse bir açık artırmaya dönüşen akla ziyan vaatlerini de bu minvalde değerlendirmek gerekiyor.
İktidara gelme şansları olmadığını çok iyi bildikleri için, ne kadar uçuk vaat varsa birbiri ardına sıralıyorlar, “AK Parti'den ne kadar oy tırtıklayabilirsek o denli iyidir” hesabı yapıyorlar.
CHP'nin “kaynağını” izah edemediği “etmesi de mümkün olmayan” vaatleri için, parti sözcülerinin beyhude çırpınmaları da…
Okyanus Medyası'ndaki “CHP kaynağını açıkladı” başlıklı fena halde sırıtan gayretkeşlikler de, mizah unsuru olmaktan öte bir anlam taşımıyor.
*
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Kemal Derviş'i “neden çağırdığını” şu “Cem Uzan'dan bu yana hayal satan Ali Taran” marifetiyle sıraladığı “Bol Kepçe Lokantası” vaatlerinden bile çıkarabilmek mümkün!
Bir an için varsayalım: CHP iktidara gelse, Kılıçdaroğlu evvela Hazine'yi boşaltacak, sonra Kemal Derviş'i yanına alıp IMF'den milyar dolarları transfer ettirecek, finalde ise İstanbul'un Yalı'sal “Şişman Kedileri” bu paraya üşüşecek!
Kemal Kılıçdaroğlu'na lütfedip “Milletvekili olmam, ama dışarıdan bakanlık yaparım!” sözü veren Kemal Derviş mi?
“IMF Vesayeti” ile eş anlamlı bir isimdir; dahası Küresel Baronlar'ın en öndeki hanedanı olan Rockefeller Ailesi'nin mutemet adamıdır.
“Türkiye'deki Gladio”nun arkasındaki bir numaralı güç merkezi Rockefeller Hanedanı'dır. Diğer şöhretli hanedanlar bu derin lokomotife bağlıdır.
*
Selahattin Demirtaş, Kobani Kalkışması için işaret fişeğini ateşlemeden hemen önce ABD'yi ziyaret etmişti: Sufleyi aldığı yer Washington'dır!
Çözüm süreci yolunda ne zaman önemli bir adım atılsa, Demirtaş'ın asabı bozuluyor, suratı asılıyor. Çünkü işbirlikçidir. Türkiye'deki Gladio'nun siyasetine damardan eklemlidir!
HDP, aynen CHP gibi, aynen Paralel Yapı gibi “Bağımsız Türkiye”ye karşı konuşlanmıştır. Ankara'yı durdurmak amacı ile Batılı devletlerle “işbirliği” yapıyor.
Batı Cephesi ve içerideki paydaşları-candaşları, 7 Haziran seçiminde HDP'nin barajı aşmasına umut bağlamıştır.
Mason İshak Alaton'un “CHP'ye en büyük kötülüğü Baykal yapmıştır” diye beyanat verdiği (27 Mayıs 2010) şu “sözde demokrat” Paralel Medya yazarı Şahin'in geçenlerde köşesine “Tek Çare HDP” diye başlık atmasına da “Çocuktan Al Haberi” diyoruz!
*
HDP, seçim vaatlerinde CHP'yi bile sollamış durumdadır.
Asgari ücret antetli “açık artırmada” CHP'nin 1500 liralık uçuşunu, 1800 liraya çıkarabilmiştir! İki partiye de “gazlayın” talimatını veren Boğaz'daki Hanedan'dır!
*
Özellikle Almanya ve İngiltere'nin Türkiye'de hedef aldığı bütün büyük projelere HDP'nin de itiraz etmesi manidardır.
“Soykırım” diyen “Gladio'nun Papa'sına” sahip çıkan mı, Selahattin Demirtaş'dır!
HDP, seçim bildirgesine “Soykırımı tanıyacağız” cümlesini yerleştirmiş; böylelikle Batı Cephesi'nin piyonu olduğunu bir de bu örnekle ispatlamıştır.
HDP'nin “Türkiye partisi olma” iddiası, oy avcılığına dayalı bir illüzyondan ibarettir: Meclis'teki üç partinin Papa ve AP'nin sözde “Soykırım” açıklamalarına tepki koyan ortak bildirisine iştirak etmeyen bir partiden söz ediyoruz!
*
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin “IŞİD” eksenli toplantısında; Ermeni vekilin, “IŞİD'in günümüzde yaptıklarını 100 yıl evvel Türkler Ermenilere yapmıştı” diyerek herkesi bir dakikalık “saygı duruşu”na çağırması üzerine, bu talep hayata geçirilmiş…
Oradaki “bir dakikada” AK Parti heyetinin yanı sıra “ayağa kalkmayan” milletvekili kim? Deniz Baykal!
CHP'li Gülsün Bilgehan Toker ile HDP'li Nazmi Gür ise…
-Ermeniler için de “saygı duruşunda” bulunmuşlar!
Gülsün Bilgehan mı?
İkinci İnönü Savaşı esnasında, içinde subayların ve ailelerinin de bulunduğu bir kafileye yaptığı konuşmada “Kimse işitmesin, bu millet düşmanınızdır” diyen…
-İsmet İnönü'nün torunudur!