Uzaktan kumandalı yargıçlar

Paralel Yapı'nın “Silivri Cezaevi'nden Adamlarını Kaçırma” operasyonu püskürtüldü. Bir başka deyişle, Paralel Örgüt'ün 25 Nisan'daki “Yargı'ya Darbe Girişimi” boşa çıkarıldı.
İki Paralel Yargıç, Pensilvanya'dan gelen talimatla “korsan tahliyeler” için harekete geçtiler. Yargı'ya bir nevi “kamikaze dalışı” yaptılar.
*
Tahliye kararı verme yetkisi Sulh Ceza Mahkemesi'ndedir.
Paralel Yapı, İstanbul Adliyesi'nde bulunan 10 adet Sulh Ceza Hâkimliği'nden de tahliye kararı çıkartamayacağını bildiği için…
Bu hâkimlerin “tamamının reddi” ve “tahliye” yolunda bir karar vermesini...
“Kendi elemanı olduğundan mütevellit” 29. Asliye Ceza Mahkemesi'nin hâkiminden istedi!
Mahkemenin Paralel Yapı'ya mensup yargıcı da dosyaları incelemeden 32. Asliye Ceza Mahkemesi'ni görevlendirdi!
O mahkemedeki Paralel Yargıç mı, dosyalara “gözlerini kapatıp” tahliye taleplerini kabul etti!
Ezcümle, Paralel Hâkimler yetki gaspı yaptılar.
Paralel tutukluların avukatlarının dilekçeleri üzerinden “kurmaca” kararlar verdiler.
Paralel Yapı elemanlarının cezaevinden tahliye edilmeleri için Hukuk'u “Guguk”a çevirdiler! Kanunu kasten çiğnediler.
Suç işlediler.
*
İki Paralel yargıcın, Silivri'de tutuklu polislerle bağlantısına dün Akit gazetesinde yer alan bir haberde dikkat çekiliyordu:
“O hâkimler, tutuklu polislerin suç ortağı” başlıklı haberde
“İstanbul 29. Asliye Ceza Hâkimi ile İstanbul 32. Asliye Ceza Hâkimi'nin; Silivri'de tutuklu polis amirlerinin sahte isimlerle ve de IMEI numaraları üzerinden dinleme taleplerini vaktiyle yerine getirmiş olduğundan” bahsediliyordu!
*
32. Asliye Ceza Mahkemesi'nin “Korsan Tahliyeci” Paralel Yargıcı, tahliyelerin “yok hükmünde” sayılıp kararların iade edilmesinden sonra ikinci bir “kamikaze girişimi” daha yaptı:
Yani?
Pensilvanya'nın emrini yerine getirmek uğruna ısrarla “suç işlemeye” devam ettiler. Neticede, HSYK 2. Dairesi iki hâkimi de
açığa aldı.
Sadece bu son hadise bile, Paralel Suç Örgütü'nün “emir komuta zinciri altındaki” faaliyetini ve dahi Yargı'daki Paralel Yapılanma'nın varlığını, etkisini, işlevini kanıtlamaya yetiyor.
Paralel Örgüt'ün, elemanlarını cezaevinden kurtarabilmek gayesiyle hukuk sistematiğini, kanunları nasıl da “pervasızca” çiğneyebildiklerini açıkça ortaya koyuyor.
*
Anayasa Mahkemesi Başkanı, dünkü “Fikri ve vicdanı hür olmayandan hâkim olmaz. Aklını ve vicdanını başkalarına kiralayan veya iradesine ipotek konmasına izin veren kişiden hâkim olmaz” sözleriyle Paralel Yapı'nın hâkimlerini isabetle tarif etmiştir.
*
Paralel hâkimlerin karar verirken temel ölçütleri “hukukun veya kanunun gereği” değildir! Ya? Paralel Yapı'nın amaçları doğrultusunda, “Kâinat İmamı”nın talimatlarıyla “tamamen uyumlu” kararlar verirler…
Paralel Örgüt; yalnızca kendilerine, “özel misyonlarına” hizmet eden bir “hukuk düzeni” tesis ederek hukuksuzluğu sistematik haline getirmiştir.
Bu duruma itiraz eden veya karşı koyan herkesi düşman olarak niteleyip; iftiralarla, şantajlarla, tuzaklarla, kumpaslarla sindirmeye çalıştılar/çalışıyorlar.
25 Nisan'daki Paralel Kalkışma bile tek başına, şimdiye kadar Paralel Yapı'ya yönelik soruşturmaların ne denli isabetli olduğunu göstermeye yetiyor. Dahası, Paralel Yapılanma ile mücadelede daha da ileri adımlar atılmasının gerekliliğini de işaretliyor.
*
Cezaevinden adam kaçırma operasyonunu icra eden…
Yetki gaspıyla hukuku çiğneyen, suç işleyenler Paralel Yargıçlar olduğu halde…
Sanki mağdur edilenler onlarmış gibi yaygara koparıp, hiç utanmadan pişkince “Hukuk Cinayeti” yollu manşetler atarak algı operasyonuyla üste çıkmaya çabalayan da, şu “ABD-İsrail Yandaşı” Paralel Medya'dır.
Paralel Medya ve de aynı kulvardaki Paydaş Medya'nın dünkü manşetleri; “Uzaktan Kumandalı” Yargıçlar'ın Yargı'ya darbe girişimine, pervasızca hukuku çiğnemesine canla başla koltuk çıkıyor destek veriyordu.
Bundan sonra bunların adı “Paralel Kamikaze Medyası”dır!