'Basın etiği’ne uygun dayak!

Ecnebi Cumhuriyet’ten Can Dündar, Salı günkü yazısında “Medya Koruma Teşkilatı mı Kuralım?” diye soruyordu.

Şayet...

Dündar’ın, Akit muhabirine yönelik Paralel Medya Saldırısı’na göndermede bulunduğunu sanıyorsanız...

-Yanılıyorsunuz!

Peki, ya nedir?

“Milli maç sonrası çıkış kapısında vahşice gazeteci tekmeleyen azmanlara bakıyorum da, bu özel güvenlik terörüne karşı gazeteciler olarak bir karşı güvenlik teşkilatı kurmanın zamanı geldi, galiba...

Biz çalışırken arkamızı kollayacak, saldırgan özel güvenlik çetelerine insanca muameleyi öğretecek, öğrenmeyenlere müdahale edecek bir medya koruma birimi: Çare, bu mu yani?”

*

Evet, aynen böyle yazmış!

Gazeteciyi, “gazeteci”nin saldırısından...

Ya da, Paralel “gazeteci”nin etrafında kümelenmiş elemanların tartaklamasından, dayağından korumak için ne yapmak gerektiğini ise yazmamış!

-Bakalım, ne zaman yazacak? Yoksa, hiçbir zaman yazmayacak mı?

*

Cumhuriyet gazetesi, Akit muhabirinin dövülmesine gözlerini “fal taşı” gibi kapattı...

“Basın Özgürlüğü” mevzubahis olduğunda mangalda kül bırakmayan Cumhuriyet gazetesi yazarlarının da gıkı çıkmadı.

Gömleği yırtılan, tokatlanan, dövülen Akit muhabiri; saldıran da Paraleller ise...

-Cumhuriyet gazetesi için, hiç mi hiç problem değil!

Sürpriz yok:

Yeni Türkiye’ye karşı aynı Amerikancı-İsrailci Ecnebi Cephe’de omuz omuza vermiş olan iki farklı kıyafetteki Maskeli Medya’dan söz ediyoruz!

Bir başka deyişle, bağlı oldukları Medya Baronu da aynıdır.

Son dönemde, Cumhuriyet gazetesi “Paralel Yapı ağzıyla konuşmaya” ihtimam gösteriyor.

Bu birlikteliğin örnekleri çok...

27 Ekim 2014 tarihli Cumhuriyet’in manşetinde mesela: HSYK’daki Paralel hâkimiyetin sona ermesinden duydukları rahatsızlık adeta paçalarından dökülüyordu!

Söz konusu manşetin hemen altında “AKP’li Vekiller ne yapacağını şaşırdı: Paralel Paranoya” başlığı atılmıştı!

Oysa...

Paralel Darbe Girişimi, Paralel Casusluk, Paralel Kumpas, Paralel Telekulak, Paralel Fişleme vesaire...

-Hepsi sabittir...

-Delillidir, ispatlıdır. Tescillidir.

Derin Baronlar’ın nüfuzu altındaki Cumhuriyet’e göre bütün bu kapı gibi gerçekler, “paranoya”dan ibaret!

Yani? Paralel Yapı’yı desteklemek Cumhuriyet için baronsal bir vazifedir!

Hal böyleyken, gazetecilik görevi gereği soru soran Akit muhabirine yönelik Paralel Saldırı’ya Cumhuriyet tepki verir mi? Vermez! “Baronsal Kardeşlik” hesabıyla vermez!

Basın özgürlüğü, meslek ilkeleri gibi kavramlar mı, anında unutuluverir!

Aynen Cumhuriyet gibi; Hürriyet, Sözcü ve Taraf da Akit muhabirinin darp edilmesine sessiz kaldı...

Onların Paralel Medya korumacılığı da Baronsal’dır!

*

Paralel Medya ise Saldırgan Yöneticisi ile onun “Hazır Kıta, Şok Manga” türünden adamlarına gözlerini sımsıkı kapatmış...

Yalan dolanla, optik çarpıtma ile “saldırıyı ters yüz edebilmek için” adeta kırk takla atıyor:

Paralel magandalığa maruz kalan, gömleği yırtılan, tokatlanan, darp edilen Akit muhabirini...

Aklınca...

-Kabahatli göstermeye yelteniyor!

-Önce dövüyorlar, sonra saldırıya uğrayan gazeteciyi “provokatör” ilan ediyorlar!

Dahası...

-Akit muhabiri “kendini dövdürmeye!” çalışmış da...

-Ağabeyleri de (Paralel Medya Yöneticisi) olayı durdurmaya çabalamış!

Yani? “Paralel Zırvalar” Resmi Geçit yapıyor!

*

Hepsinin üstüne, bir de “Ben şikâyetçi değilim ama arkadaşlar şikâyetçi olacaklar!” yollu “Paralel Uyanıklık” yok mu?

Saldıran Paralel Yönetici, saldırıya uğrayan Mehmet Özmen’den “bir de şikâyetçi olsaydı” bari!

*

-Lütfedip o olmuyor! Ya? Arkadaşları olacakmış!

Ne yani? Tokatlanan, tartaklanan, gömleği yırtılan gazeteciden “Neden bizden dayak yedin, hesap ver bakalım?” diye mi, şikâyetçi olacaklar?

Akit muhabirine yönelik saldırıyı kınamayan, gıkı çıkmayan, olayı yok farz eden Paralel Yapı Destekçisi malum “gazeteci cemiyetleri” mi?

Sonunda dayanamayıp şöyle bir açıklama attırırlarsa sakın ola, şaşırmayın:

-Yaptığımız kapsamlı paralel incelemeler sonucunda Akit muhabiri Özmen’in kendisini dövdüğü anlaşılmıştır!