Derwish!

Evvela, şu satırları bir okuyalım: “Olanlar oldu. Siyasilerimiz yine boşluk yarattılar. Normal koşullarda Meclis’te görülmesi gereken bir hesap MGK’da görüldü. Asker, siyasi yaşamımızda balans ayarını veya ince ayarını tamamladı. Kendi düşen ağlamaz. Bundan böyle kimsenin şikâyete hakkı yok. Askerin bu tutumunun demokrasi ile bağdaşmadığını da söylemeyin…”
28 Şubat’a koltuk çıkan bu sözler, kime ait?
El Cevap: Mehmet Ali Birand’ın 3 Mart 1997’de Sabah’ta çıkan yazısından bir bölüm okudunuz!
*
Rahmi Koch, 25 Mayıs 1997’de Sabah’tan Ruhat Mengi’ye verdiği röportajda Tansu Çiller için aynen şöyle demişti:
“Küçük Hanım gidicidir, çok fena gidecek. İşi bitmiştir. Son çırpınışlarını izliyorsunuz!” 
Başka? Mr. Koch, o röportajda “Türkiye’nin bir numaralı sorunu köktendinciliktir. Gericilik faaliyetlerinin muhakkak kökünün kazınması lazımdır” diye konuşuyor, Refah Partisi’nin cezalandırılması gerektiğinden bahsediyordu.
Koch’un bu sözlerinin üzerinden bir ay bile geçmeden yani 18 Haziran 1997’de Refahyol’a havlu attırılmıştı!
*
Sabah’taki şu “Küçük Hanım gidicidir” röportajından bir yıl sonra (23 Mayıs 1998) Rahmi Koch’a 42 yıl önce mezun olduğu Johns Hopkins Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verilmiştir.
Üniversitenin o dönemdeki dekanı mı, Paul Wolfowitz’den başkası değildi. Törende konuşan Wolfowitz “Mister Koç’la iftihar ediyoruz” demişti!
Koch mu, Küresel Baron David Rockefeller’ın kankasıdır.
*
M.Ali Birand ile Cengiz Çandar ikilisi de, Paul Wolfowitz’in kankası idiler. 6 Mayıs 2003 tarihli CNN Türk’te ağırladıkları dönemin ABD Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz, 1 Mart tezkeresinin reddedilmesinden dolayı ateş püskürmüştü!
*
ABD’nin Irak’ı işgalinden üç ay kadar önce (26 Aralık 2002) Rahmi Koch, aynen şöyle diyordu: “Irak Operasyonu olacaktır. En başından beri ABD’nin yanında olmalıyız. Bizim başka bir alternatifimiz yok…”
*
Wolfowitz, Temmuz 2002’de Türkiye’yi ziyaret etmiş, “Olası Irak Harekâtı” konusunda dönemin Başbakanı ile Genelkurmay Başkanı’ndan yüz bulamamıştı! 
O ziyaretin İstanbul ayağında “çok özel” bir yemek vardı: Wolfowitz’in yakın dostu Cengiz Çandar’ın 20 Temmuz 2002 tarihli yazısında “ballandıra ballandıra” anlattığı “O gece”den kalan şu satırları okuyoruz:
“Geçen Pazar akşamı, Mustafa Koç’un Paul Wolfowitz onuruna İstanbul Kanlıca’daki evinde verdiği yemekte masada 16 kişi oturuyordu. Biraz ayrıntı vereyim. Wolfowitz’in sağ yanında ABD’nin İstanbul Başkonsolosu David Arnett ile Mehmet Ali Bayar; sol yanında ise Mustafa Koç ile Cem Duna sıralanmıştı. Savunma Bakan Yardımcısı’nın tam karşısında ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson, onun hemen sağında Kemal Derviş vardı. Ben Wolfowitz’in bulunduğu tarafta masanın başına isabet eden köşede, Cem Duna’nın yanındaydım. Çaprazımdaki köşede Cem Boyner oturmuştu…”
Çandar, şunları da yazmıştı: “Paul Wolfowitz ile Mustafa Koç’un dostluğu ve tanışıklığı, tıpkı benimki gibi yıllar ötesine gidiyor. Mustafa Koç, Washington’da yaşadığım iki yıl zarfında ne zaman oraya geldiyse mutlaka Wolfowitz’i de alarak en az üçlü yemek yemişizdir…”
*
Wolfowitz’li geceleri anlatan bir başka yazıyı hatırlıyoruz:  
“Tüm yaşanan gelişmelere rağmen hala daha ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olan Kemal Derviş’in, Paul Wolfowitz ile üç gün üç gecedir sürekli yemek yemesi elbette jokerliğinin tek göstergesi değil. Mustafa Koç alelacele düzenlediği yemek daveti için Wolfowitz ile Derviş’in ABD’den tanışık olduklarını haberdar etmiş: Derviş, Wolfowitz’in çok yakın dostuymuş…”
(Funda Özkan, 18 Temmuz 2002 tarihli Radikal)
*
Bülent Ecevit, 13 Mart 2005’de katıldığı bir televizyon programında, son başbakanlığı döneminde Kemal Derviş’le ilgili olarak yaşadığı hayal kırıklığını dile getirmiştir:
“Öyle bir hale geldik ki, Derviş’e ulaşamaz oldum! Ne evinden, ne de Washington’dan! Kendisini bulamıyordum. Sonunda o süreç son buldu. Bu, benim iyi niyetli kusurumdur.”
Ezcümle, bakan Kemal Derviş aniden ortadan kaybolmuş, Başbakan Ecevit tam 12 gün boyunca kendisine ulaşamamıştı! Yani? Derviş, Ecevit’e değil; Washington’daki derin baronlara bağlıydı!
*
Bu vesileyle, eski bakanlardan Güneş Taner’in, Kemal Derviş hakkında söylediklerini (29. 06. 2012) hatırlayalım: 
“Özel görevle gelmişti. Hiçbir şey yapmadığı halde kahraman oldu! IMF’den 40 milyar dolar getirdi. O paralar nereye gitti? Buna bakan yok. IMF, o paraları neden verdi? 
O paralar, iki devlet bankasının kasasına konulup piyasayı canlandıracağına, batık bankalara dağıtıldı!”
*
Finalde, dün hurriyet.com.tr’de yer alan haberi okuyoruz: “Kemal Kılıçdaroğlu, Kemal Derviş’le CHP Genel Merkezi’nde baş başa görüştü ve dışarıdan bakanlık teklifinde bulundu. Derviş, Kılıçdaroğlu’nun teklifini kabul etti...”
Haberde, Derviş’e teklif edilen bakanlığın, “Olası bir CHP iktidarında” (!) Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı olduğundan bahsediliyordu!