2003 ve 2004'te aynı şeyi yaptılar, Annan Planı görüşmeleri sırasında manşetlere çektiler, Çölaşanlarla Hilmi Özkök'e salvo atışı yaptırdılar, Cumhuriyet mitinglerinde yüksek sesle haykırdılar, Süheyl Batum'la açık bir şekilde dile getirdiler."Ordu müdahale etsin..." dediler."Ordu neden müdahale etmiyor..." dediler. Hala diyorlar...28 Şubat, 12 Eylül yargılanırken, müdahale girişimleri yargı önündeyken, 27 Nisan tartışılırken, hala, askere dayanarak siyaset yapma, askeri müdahaleye ve darbeye davet etme çabalarının sürüyor olması ne garip...Birkaç gün önce İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal şöyle diyordu: "Biz zannettik ki günde beş v...
Hanımefendi araştırmış, araştırmalarının sonunda da "TÜSİAD'ın 28 Şubat darbesine destek vermediği" neticesine varmış!Bu defa da, Ümit Boyner gözlerimizi bağlamak istiyor. Ne var ki, daha ilk gösteride TÜSİAD'ın tavşanlarını yere düşürüyor. Nasıl mı? On beş yıl öncesine gidelim...TÜSİAD Yönetim Kurulu, Muharrem Kayhan başkanlığında Ankara'ya çıkarma yapıyor. Önce ANAP lideri Mesut Yılmaz'ı ve DSP lideri Bülent Ecevit'i ziyaret ediyorlar...Ertesi gün, Çankaya Köşkü'ne Süleyman Demirel'e çıkıyorlar. CHP lideri Baykal'a da gidiyorlar. Hangi tarihte mi? Şu muhteşem tesadüfe bakınız: 25 ve 26 Şubat 1997'de! Ziyaretler, basında "TÜSİAD Refah...
Batı'da geliştirilen, bütün dünyada da -bir şekilde- uygulanan seküler eğitim sistemi, niteliğe değil, niceliğe; anlayabilmeye değil, yalnızca bilmeye dayalı; insanın ruhunu yok eden; varlığa ve hakikate ontolojik saldırı üreten şiddet yüklü bir eğitim sistemidir. Bu eğitim sistemi, yalnızca "nasıl" sorusunun izini sürer: Nasıl daha fazla üretebiliriz? Nasıl daha fazla tüketebiliriz? Nasıl daha fazla güç elde edebiliriz?Bu eğitim sistemi, anlamsız bilgi yığınları / çöplükleri oluşmasına yol açar. Bu veri ve enformasyon yığınlarıyla anlam'a, vicdana, erdeme değil; anlamsızlığa, vicdansızlığa, erdemsizliğe ulaşılabilir ancak. Michel Henry, b...
Dünyadaki güç dengeleri değişiyor. Beklenilenin ötesinde dünya tek kutupludan çok kutuplu bir yapıya evriliyor. İkinci dünya savaşının ardından oluşan soğuk savaş dönemi, 1989'da Sovyetler Birliği'nin çözülmesiyle ortadan kalkmıştı. Böylece dünya tek kutuplu bir hale dönüşmüştü. Bu Amerikan yüzyılının zirvesi sayılmaktaydı. Soğuk savaş döneminde ABD'nin Sovyetler Birliği ve Çin'i parantezde tutmak için; Batı Avrupa Birliği-Japonya ittifakını oluşturmuştu. ABD bu ittifaklara yeni stratejiler yüklemekteydi. Sovyetler Birliği'nin çözülmesiyle birlikte AB'nin üzerine düşen yeni görev: Varşova Paktına üye ülkeleriyle, Eski Yugoslavya'nın mirası...
Dün akşam İnönü Stadı'nda oynanan derbide tribünleri dolduran siyah-beyazlı hanım ve çocukların maç boyunca centilmence yaptıkları tezahüratlar herhalde erkek taraftarlarımıza ders olmuştur. Galatasaray'ın Trabzonspor'a iki puan kaptırmasına karşılık alınacak bir galibiyetle Fenerbahçe oldukça büyük bir avantaj elde edecekti. Fenerbahçe, sakatlığı geçen kaptan Alex ile maça başladı. Semih ve Alex'in ağır futbolları Beşiktaş defansına rahatlık sağlayınca Fenerbahçe sağdan Gökhan ve Mehmet ile bindirmeler yaparak pozisyon kazandıysa da bu iki futbolcunun ağır kalmaları yüzünden bu gol pozisyonlarını değerlendiremedi. Fenerbahçe'nin geri dörtl...
Hatırlayacaksınız Çarşamba günü sahi Süheyla ne yapıyor diye sormuştum.Süheyla aramızda yaşamaya devam ediyor mu? Bu sorunun cevabını artık daha hür bir şekilde arayabileceğim. Zira üstadımız aradı ve "Süheyla artık sana emanet" dedi. "İstediğin gibi peşine düşebilirsin. İzini sürebilirsin. Hatta bu söylediklerimi de köşe yazında aynen yazabilirsin."Bu ruhsata ihtiyacım var mıydı? Vardı emin olun. Yazarı hayatta ise inşa ettiği karakter hakkında konuşmaktan, bir iki satır yazmaktan tedirgin olurum. Yazamadıklarımdan arta kalan boşluğun yazarını üzeceğini düşünürüm.Kırklı yaşlarını çoktan geride bırakmış bir kuşak olarak biz Süheyla'yı nas...
Üç gün boyunca Londra merkezli sivil toplum örgütü Türkiye Araştırmaları Merkezi'nin (CTS) davetlisi olarak Britanya'daydım. CTS, Türkiye ile Britanya toplumu arasındaki sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesine aracılık etmeye çalışan, alandaki ender ama oldukça başarılı bir kurum olma yolunda ilerliyor. Birinci kuruluş yıl dönümü etkinliğine Başbakan Yardımcısı Nick Clegg ve siyasî partilerden temsilcilerin yanı sıra Britanya'da yaşayan vatandaşlarımızdan katılımın hem yoğun hem de çeşitli kesimlerden gerçekleşmiş olması bunun göstergesiydi.Ertesi gün, konuşmacı olacağımız panele katılmak için Amberin Zaman'la beraber Britanya Parlam...
Ankara'da 1 Mayıs günü "Beni kadın polisler arasın" diye tutturdu bir genç. Sıhhıye Meydanı girişinde arama yapan polisler şaşkına döndü.Kimliğini göstermesini istediler.Kadınları kadın polisler, erkekleri erkek polisler arıyor; kural bu şekilde.Fakat işin içine "tercihler" girince, konu dallanıp budaklanıyor ve "ara modeller" ile karşılaşılıyor işte bu örnekte olduğu gibi.Erkek polislerin kendini aramasına karşı çıkan genç, "anlayamadığını" söylüyordu."Anlamadığım şey, neden insanlar kendilerini hangi cinsiyette bir polisin arayacağına karar veremiyor?"**İyi de sen kadın polislerin aramasını istediğinde, polisler senin istediğin ...
Tam da dünyada işçi ve emekçinin bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs haftasında İLO tarafından açıklanan son rapor, ülkelerde ve iş dünyasında endişeleri daha da arttıracak. Çünkü istihdam ve işsizlik alanında hiç iyi haberler yok. İyi haber olmadığı gibi işsizliğin Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok bölgelerinde ciddi ciddi toplumsal ayaklanmaya yol açacağı uyarısı var.Küresel çapta işsizliğin bu yıl 202 milyonu bulacağı belirtiliyor.202 milyon insan 202 milyon canlı bomba demek olduğuna göre varın gerisini siz düşünün. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından açıklanan 2012 yılı Küresel İstihdam Raporu'nda neler var bakalım:Baz...
Bu konudaki bir yazımda şöyle demiştim: "Bu irfana (Allah sevgilisi olmanın manasına) ve ona bina edilen özel râbıtaya dayanak kılmak için "hadisçilerin sıhhatini onaylamadıkları" rivayete ihtiyaç da yok sayılır. Çünkü meâlini verdiğim âyette Allah'ın, onu sevmekle iktifa etmediği, bütün insanlığın, Allah sevgisine mazhar olmasını ona ittibâ etmeye bağladığı açıkça ifade buyuruluyor. Buradaki ittibayı (ona tabi olmayı) hılkatin mebdeine götürdüğümüz zaman ta ezelde "asıl sevgilinin, severek yaratılanın" o olduğu, başkalarının ilâhî sevgi devletine asaleten değil, onun yolundan, onun tâbii olarak ulaşabileceği hakikati yine açıkça ortay...
Türkiye'de devlet, 1 Mayıs kutlamalarına izin vermeye başladığı, 1 Mayıs'ı İşçi Bayramı olarak tatil ilan ettiği 2010 yılından bu yana, kutlamaların yapıldığı alanlar giderek çeşitleniyor, renkleniyor, şenleniyor. Devlet, çatışma ortamı ve ihtimalini ortadan kaldırınca 1 Mayıs, yalnızca sol görüşün temsiline sahne olan, sadece solculara özgülenen bir gün olmaktan çıktı. Böyle olunca, anlı şanlı burjuvaları da, kendini 'müslüman' diye niteleyen grupları da, hatta konuyla ilgili bakanları da aynı sevecenlikle kucakladı. "Sınıfsız toplum" yok gerçekten. Sınıflar çoğaldı, çeşitlendi. Marks'ın, büyüyerek burjuva sınıfını yutacağını dolayısıyla ...
Yazı hayatımda böyle bu başlıkta bir yazı yazacağım asla aklıma gelmezdi. Ama yazıyorum. Geçen gün yazdığım "Alaton mu Boyner mi hangi TÜSİAD gerçek?" başlıklı yazımdan sonra İshak Alaton'dan bir mektup, Ümit Boyner'den telefon aldım. Alton'un mektubunu şöyle:"Sevgili Kardeşim,Dün, 1 Mayıs, evde klasik müzik dinledim ve dinlendim. Bu sabah, iş yerime geldim. İnternetten, senin dün yayınlanan TÜSİAD yazını okudum. Dikkatle okuduktan sonra hemen bunu yazıyorum.... Öncelikle, sende gördüğüm özene ve kaliteye uygun yazmışsın. Candan kutlarım.Dikkat etti isen, Bülent Eczacıbaşı aradığında hemen telefona çıkıp 'fırçaya hazırım' dedim. O da, ...
Beşiktaş, Play-off'ta niyahet uyandı. Koşmadan, 90 dakika boğuşmadan maçlarda başarılı olunamayacağını sonunda anladı. Çok puan kaybetti, çok gerilerde kaldı. Hiç değilse prestijini kurtarma adına canla başla oyunu tamamladı. Skor Beşiktaş lehine çok daha farklı olabilirdi. Özellikle ikinci yarıda inanılmaz pozisyonları siyah-beyazlılar, cömertçe harcadılar. Zirveye oynayan profesyonel bir takım, böylesini pozisyonlarda bu kadar beceriksiz olmamalı. Aslında Beşiktaş'ın bu denli rahat oynamasında Fenerbahçe'nin savunma güvenliğinden uzaklaşması da büyük faktördü. Fenerbahçe yenilgiden kurtulmak için çok adamla atağa kalktı. Ama arkasını bombo...