Yargı sizin emir eriniz mi?

Terörist değiliz diyorsunuz ama koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni terörü destekleyen ülkeymiş gibi göstermek için delil üretme gayreti içine girmekten zerre miskali imtina etmediniz.

MİT TIR'larına yapılan o operasyonlar (sonuç itibariyle) delil üretme faaliyetinden ibaret değil miydi?

Terörist değiliz diyorsunuz ama...

Yeni Asya ve Akit’te köşe yazarlığı yapan Mustafa Kaplan’ı sırf sizinle aynı düşünmüyor diye terörist yaftasıyla mahpus damına attınız. 

Terörist değiliz diyorsunuz ama...

Münzevi ve MS hastası 70 yaşındaki bir din alimini terörist diyerek 17 ay mahpus damına attığınız yetmezmiş gibi hâlâ iftira atmayı sürdürüyorsunuz.

CNN Türk’te Akif arkadaşımızın programında bu alim adam, “her Müslüman dininden dolayı kardeşimdir” ifadesinin hemen ardından, “her kafir de nesebinden dolayı kardeşimdir” diyor. Neden bu ifadeyi karartıyorsunuz?

Ladin üzerinden infaz etmeyi biliyorsunuz da,  “bakın bakın kafirlere bile kardeşim dedi” diye neden yaygara koparmıyorsunuz?

Kafirlerden hazzetmeyen bir Amerika yok da ondan mı acaba?

O değil de, hiç utanmıyor musunuz yaşlı ve hasta bir adamın sözlerini çarpıtmaya?

Hiç utanmıyor musunuz “yaratılmış olduklarından dolayı bütün insanlar kardeşimdir” diyen bir din alimine böyle korkunç şekilde bühtan etmeye?

Algı oluşturmak uğruna hakikati bu kadar ters yüz etmek “Gayretullaha” dokunmaz mı sanıyorsunuz? Yazık ediyorsunuz, çok yazık.

Ve, “bize nasıl terörist dersiniz” diye taaccüp ediyorsunuz.

Ama...

Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un silahlı terör örgütü kurmak suçundan müebbede mahkum edilmesini matine-suare alkışlamıştınız.

Hatta bu karara sırf taaccüp ettiğini dile getirdiği için “Dönemin Başbakanı”na bir Ergenekoncu demediğiniz kalmıştı.

Bize nasıl terörist dersiniz diye hayret ediyorsunuz ama...

Selam bir gazetenin adıydı; Tevhid de bir dergiden ibaretti. Onlarca gazetecinin çalıştığı bu basın mecrasından “Selam- Tevhid Örgütü” çıkartan 28 Şubat cuntasından farklı davranmadınız. Daha da ileri gidip mahut “örgüt” iftirasıyla binlerce insanı dinlediniz. 

Bir karıncayı bile incittiğimiz görülmemiştir diyorsunuz ama...

Kuddusi Okkır’a cezaevinin teneşir yapılmasının vicdansızlık olduğunu dile getirdiğimizde “kara propagandaya” kapıldığımız hükmüne varıyordunuz.

Bugünlerde “özgür basın” lakırdısını dilinizden düşürmüyorsunuz ama...

Daha geçenlerde sırf bir soru sordu diye bir muhabire, hem de kameraların önünde, tokat attınız.

Şimdi “Ahmet Şık mertlik yapmış” diyorsunuz ama...

O günlerde, yani, henüz piyasaya çıkmamış kitabı yüzünden Ahmet Şık’ın kovuşturulduğu günlerde, biz isyan ettiğimizde, “Burada olan, kara propaganda seylâplarına kapılarak sağa sola savrulan bazı iyi niyetli insanlara oluyor...” diyerek adeta racon kesmiştiniz.

Mahut raconun, “Ya o kitabı yazan veya apaçık şekilde yardım ve yataklık edenlerden olun; ya da Ergenekon marifeti bir kitap bu, alayını tıkın içeri diyenlerden?” manasına geldiğini 30. 03. 2011 tarihli bir yazıyla bu köşecikte dile getirmiştim. (“Muhafazakar medyada derin çatlak” şeklinde sosyal medyada makes bulmuştu.)

Bugünlerde yargı kararlarına laga luga yapıyorsunuz (mahkeme heyetini tehdit edecek kadar ileri gidiyorsunuz) ama...

O vakitler yargıya gözünün üstünde kaşın var diyenlere hiç tahammül etmiyordunuz, dahası, şappadak kişilik katli uyguluyordunuz. 

Pardon duyamadım; 17 Aralık darbe teşebbüsüne kadar yargı bağımsız kararlar alıyordu da 14 Aralık’a gelince mi yargı bağımsızlığını yitirdi?

Yargı sizin emir eriniz mi?

NOT: Bir kumpas yüzünden 14 yaşındayken idamla yargılanan, 10 yıl haksız yere içerde yatırılan Yakup Köse yine bir kumpasla tutuklandı. Kumpasın emir erleri, “hadi gelsin seni şimdi cumhurbaşkanın başbakanın kurtarsın” demişler. Yeni Türkiye, Yeni Türkiye ise bu kumpasa son verir. Yakup Köse mahpus damına giderken,  “Çocukluğumu çaldılar. Şimdi de çocuklarımın çocukluğunu çalmaya çalışıyorlar. Buna izin vermeyin!” demişti. İzin vermeyelim...