Slogan: Gitsinler!

CHP'nin bu çok önemli genel seçimlerdeki reklam spotu bu: Gelin Oy Verin Gitsinler!
Bir Amerikan şirketine hazırlatmışlar.
Fakat CHP, ne yaparsa yapsın, tepkici olmaktan bir parmak öteye gidemiyor.
Gitsinler!
Tamam, diyelim ki, insanlar bu tepkici slogana bakarak birilerini gönderdi.
Sen ne yapacaksın?
O belli değil...

CHP'nin siyasal tutumu konusunda aklıma hep 1983 Kasım seçimlerinde Halkçı Parti (şimdiki CHP'nin o günkü adı) Genel Başkanı Necdet Calp'ın Turgut Özal'a karşı gösterdiği tepki gelir. Turgut Özal projelerinden bahsediyorken, bir ara Boğaz Köprüsü'nü satacağını söyledi. Calp, bu cümleyi işitir işitmez yerinden fırlarcasına: “Sattırmam!” diye bağırdı.
Özal da gülümseyerek: “Satarım, satarım; sen de alırsın...” dedi.
Şimdi buradaki tepki anlamlı. Calp'ın tepkisi...

Bir defa Köprü'nün satılmasından maksat nedir, onu bilmiyor. Sanıyor ki, Özal babasının çiftliğini satma gibi bir olaydan bahsediyor. Devletin, milletin malını birilerine peşkeş çekiyor veya buna benzer bir şeyler aklına geliyor. Ve tam da o ideolojik milliyetçi tepkiyle “Sattırmam!” diye haykırıyor.
Oysa acele etmeyip: “Sayın Özal, satmaktan kastınız nedir?” diye sorup anlamaya çalışsa; yapılacak açıklamayı anlamaya gayret etse, gülünç düşmekten kurtulacak.
Şimdi müşarünileyhin bu tepkisi tipik CHP refleksi olarak dışlaşıyor. Kendisinin hiçbir projesi yok. Kendisi salt yaptırmamaya ayarlanmış. Bu bir.

Saniyen, daha baştan kendini muhalefet mevkiinde görüyor. Özal veya o anda her kimse, o iktidar olacak; kendisi de onun projelerini yaptırmamaya çabalayacak.
CHP, 19. yy. Jön Türklerinin varisi olarak yıkmaya talip bir zihniyetin temsilcisi... İttihatçılar, işbu Jön Türklerin uzantısı olarak iş gördü. Onun uzantısı da şimdiki CHP...
Nitekim Sultan Abdülhamit Han'ı tahttan indirmeyi başardıktan sonra şaşırdılar, şaşkına döndüler. Ne yapacaklarını bilemediler. Sonuç malum: tam on yıl sonra Osmanlı Devleti yok!
Sultan Abdülhamit Han'ın yürürlüğe koyduğu onca proje havaya uçtu. İç çekişmelerle, hayali fetihlerle, yanlış dış ilişkilerle heder olan on yıl ve Osmanlı'nın sonu..

CHP, hep aynı CHP...
Emekliye iki maaş vadediyor. Herhalde Hazine'nin birikmişine göz dikmiş; öyle anlaşılıyor. Çünkü hazırdan maaş vermenin bir katma değeri yok. Birikmişten harcayacak. Nerden belli? Beyefendi “Vereceğim, benim adım Kemal!” diyor da, başka bir şey demiyor.
150 yıldır aynı terane...
Tamam, baş üstüne gönderelim, fakat sen ne yapacaksın? İşte o belli değil. Adım Kemal demekle yatırım yapılmıyor bayım...