“Fedakârca” çalışmışlar...

Avram Benaroyas, Yunanistan'da yayınlanan Laiki Foni (Halkın Sesi) gazetesinde çıkan 1 Ağustos 1948 tarihli yazısında şöyle diyordu: “1937 yılı ortalarında adını açıklayamayacağım bir doktor, bazı şöhretlere dayanarak Atatürk'ün sağlığına ilk darbeyi indirdi. Uyguladığı tedavi yöntemiyle öncelikle sinir organlarını zaafa düşürdü…”
Benaroyas, Varnalı bir Yahudi idi. Farmasondu…

Yunanlı gazeteci Apostolos Grazos ise “Halk Cephesi” gazetesinde 1-5 Eylül 1949 tarihlerinde yazdığı dizi yazıda, Atatürk'ün sağlığını düzeltmek yerine tümden bozacak bir tedavi metodunu uygulamak bahsinde “Samuel Abravaya Marmaralı ile Noel Fissenger adlı iki doktorun fedakârca çalıştıklarından” dem vuruyordu!
***
Profesör Noel Fissenger, Atatürk'ün hastalığı esnasında Paris'ten iki kez Türkiye'ye getirilmişti. Berlin'den Prof. Von Bergmann, Viyana'dan da Prof. Eppinger “tedavi” sürecine dâhil edilmişti!
O süreçteki başlıca doktorlar; Akil Muhtar Özden, Süreyya Hidayet, Asım Arar, Mim Kemal Öke, Kamil Berk, Neşet Ömer İrdelp, Nihat Reşat Belger ve Samuel Abravaya Marmaralı'dır.
Marmaralı, Atatürk'ün azınlıklar için ayırdığı kontenjandan iki dönem Niğde vekilliği yapmış Yahudi asıllı bir siyasetçiydi.
***
Yeni Şafak'ta, 6 Nisan 2015'te belgesi yayınlandı…
Lebit Yurdoğlu, Hıfzı Oğuz Bekata'ya gönderdiği 18 Ekim 1962 tarihli mektupta şöyle diyordu: “Konuyu derinlemesine araştırdığımda sorunun sadece geç teşhis olmadığını, teşhisle uyumlu ilaç kullanılmadığını tespit ettim. Atatürk'ün ilaçlarının alındığı eczanenin kayıtlarına baktığımda o dönemlerde sıtma tedavisinde kullanılan Kinin ilacından 43 şişe gördüm. Bu denli Kinin kullanıldığında karaciğerde onulmaz yaralar açar, bilinçli kullanıldığı izlenimi edindim. Atatürk'e tedavi amaçlı verilen diğer ilaç Piremidon'dur. İnsanlar üzerinde zehirli etkisi olduğu kesinlik kazanmıştır.
Civalı diüretik olan Salygran isimli ilacın da tehlikeli olacağı bilindiği halde kullanılmasına devam edilmiştir. Eppinger, Bergmann, Fissinger ve İrdelp'in hekimlik görevlerini bilinçli olarak eksik yaptıkları kanısı bende hâkim olmuştur.”
***
Yine Yeni Şafak'ta yayınlanan belgeye göre, 1977-78 döneminde Orman Bakanlığı yapan Sabahattin Savcı'ya ait satırlar, Atatürk'ün doktorlarca zehirlenerek öldürülmesi olayında “İsmet İnönü, Şükrü Kaya ve Kasım Gülek'ün başat rolüne” işaret ediyor!

Savcı, bu yöndeki kanaatini 1962-63'te Sağlık Bakanı olan Yusuf Azizoğlu'nun söylediklerine dayandırıyordu:
“Hıfzı Oğuz, Atatürk'ün ölümünden bahsedilen samimi sohbet ortamında onun yerli ve yabancı doktorları vasıtasıyla yavaş yavaş zehirlenerek öldürüldüğünün ve bunun mason localarının yoğun çabalarıyla yapıldığının anlatıldığını itiraf etmiştir.”
Bir başka belge ise, 27 Mayıs 1960 darbesinde aktif rol almış, MBK üyelerinden Şükran Özkaya'nın 16 Haziran 1960'ta Emniyet'e yazdığı yazı ile alakalıydı:
Özkaya, “Masonlarla ilgili hazırlanan raporda İnönü'nün isminin kesinlikle yer almaması gerektiğinden” söz ediyordu!
***
CIA'in kurduğu Moon Tarikatı'nın Türkiye'deki ilk temsilcisi Kasım Gülek'in çok yakın dostlarından birisi de
Paul Henze idi…
12 Eylül 1980 Darbesi'ni, “Bizim Çocuklar yaptı” diyerek dönemin ABD Başkanı Carter'a haber veren, CIA'in Türkiye'de iki dönem görev yapmış şeflerinden Henze'den bahsediyoruz!
***
Bilgi Locası'nın eski sekreteri Yüce Katırcıoğlu, “12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren'in de mason olduğuna” dikkat çekiyor!
Evren'in, 1958-59 yıllarında; Kore Savaşı'nın ardından Güney Kore'de kalan Türk Tugayı'nda görev aldığı dönemde Amerikan subaylarının üye olduğu bir mason locasında “masonluğa girdiğini” vurguluyor!
***
Vaktiyle TÜSİAD Başkanlığı yapan ve 12 Eylül döneminin bakanları arasında yer alan Şahap Kocatopçu masonluğu ile de bilinir. Kocatopçu'nun eşi ile Kenan Evren'in eşi de akraba idi.
***
Fizik Yüksek Mühendisi Yüce Katırcıoğlu “Uzun yıllar önce 14. Derece'den mason iken, tanık olduğu hadiselerden sonra locasıyla yollarını ayırmış” bunun üzerine “Masonlar'ın hedefi haline gelmiş” ardından kendisini “Masonlar'la mücadeleye adamış olan” bir isim…

70'li yılların ikinci yarısından itibaren TRT'de çalışmış eski bir spiker olan Yüce Katırcıoğlu, 12 Eylül döneminin Başbakanı Bülend Ulusu'nun da mason olduğunu dile getiriyor!
Tam burada, Bedrettin Dalan'ın başını çektiği Yeditepe Üniversitesi Mütevelli Heyeti'nde kurucu üye olmuş isimler arasında Bülend Ulusu'nun da yer aldığını hatırlıyoruz…
O üniversitede, başka hangi kurucu üyeler vardı?
Mesela “Derin Baron” İnan Kıraç kurucudur!
Daha başka? 500. Yıl Vakfı Başkanı Jak Kamhi ile 28 Şubat'ın medyadaki lokomotif patronu Aydın Doğan'ı da sayabiliriz!