Başvekil’in hayatta kalmasına kimler üzülmüştü?

CIA ajanı John Perkins'in “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” adlı kitabında şu satırlar yazılı: “Panama Kanalı ve Amerikan askeri üsleri konusundaki görüşlerinden dolayı Washington çıkarlarının gazabını üzerine çeken Panama Devlet Başkanı Omar Torrijos, 1981 yılında CIA suikastlarının tüm işaretlerini taşıyan bir uçak kazasında hayatını kaybetti.” (Sayfa: 317 ve 318)
*
Ülkesindeki Amerikan üslerini kapatan Torrijos'un başına gelen dramatik hadiseden yirmi iki yıl önce yaşanan bir başka sözde uçak “kaza”sına gidiyoruz:

İçinde Başvekil Adnan Menderes ile Türk heyetinin yer aldığı uçak, Londra yakınlarında düştüğünde takvimler 17 Şubat 1959 tarihini gösteriyordu. On dört kişi hayatını kaybetmiş, Adnan Menderes ise kurtulmuştu.

ABD ve NATO'ya bağlı Türkiye'deki “Üst Yapı”nın imzasını taşıyan bu “sabotaj” amacına ulaşamamıştı: Menderes'in sağ kurtulduğu haberi derin mahfildeki baronları fevkalade üzmüştü!

Menderes, 1958 yılında ABD-NATO'nun dayattığı “TSK'da Reform” kisvesi altındaki “devasa tasfiye”ye karşı çıkmıştır.
ABD'nin, Başvekil'den “Komünizmle Mücadele” için “18-25 yaş arasındaki binlerce gencin örgütlenmesi” konusunda ısrarlı bir talebi daha vardı. Menderes bunu da reddetmişti.
Washington'ın “Ankara, Moskova ile ilişkilerini kesmelidir” şeklindeki keskin dayatmasına itibar etmeyen de Menderes'ti.
Yine 1958 yılında, Washington'ın kanatları altındaki İsrail heyeti Ankara'ya gelip Başvekil Menderes'le saklı tutulan bir görüşme yapmıştı!

Türkiye ile İsrail arasında “50 yıllık” gizli stratejik anlaşmanın taslağını imzalaması için Başvekil'e yoğun baskı yapılmış; buna mukabil, Menderes “böyle bir anlaşmayı kabul etmesinin asla mümkün olmadığını” David Ben Gurion (o dönemde başbakan) öncülüğündeki İsrail heyetinin yüzüne söylemiştir!
*
Gerek TSK'dan 7200 subayın tasfiyesi, gerekse İsrail'le gizli anlaşma; 27 Mayıs Darbesi'nden hemen sonra hayata geçirildi!
Tam bu noktada, önemli bir ayrıntı var:
-İsrail'le gizli anlaşma 1958'den itibaren geçerli sayılmıştır.
2008'de sona eren işbu “anlaşma”nın yenilenmesine karşı çıkan Ankara ile Tel Aviv arasındaki ilişkiler 2009 yılı başında “One Minute” noktasına gelmiştir!
Bu vesileyle, İsrail'e ait savaş uçaklarının başta Konya'daki tatbikat olmak üzere “Türkiye'nin hava sahasında bulunmasının yasaklandığını” hatırlıyoruz!
*
Damardan 27 Mayıs'çı Yalçın Küçük, “Çöküş” adı kitabında “Gizli Tarih”i kasten ters yüz etmek suretiyle şunları yazıyor:
“İsrael'in kurucusu Ben Gurion 1958 yılında Ankara'ya gelip Menderes'le gizli bir antlaşma imzalamıştı. (…)
Bu gizli antlaşma 29-30 Ağustos 1958 tarihindedir. O kadar gizlidir ki, Menderes ile Ben Gurion arasındaki yemek servisine de ihtiyaç olmuştu ve bazı güvenilir diplomatlar garsonluk yapıyorlardı…”
*
Amerikancı darbenin bahsi ne zaman geçse…
Yalçın Küçük “27 Mayıs 1960 gençlik hareketidir. Onun sonucudur” diyerek sihirbazlığa, göz bağcılığa başvuruyor. Böylelikle, darbenin arka planındaki Türkiye'deki Gladio'nun üzerini örtüyor!
İsrail'le gizli anlaşmayı Adnan Menderes'in imzaladığı yalanını ısrarla yazması da “Menderes için, bir de İsrail bahsinde menfi kanaat oluşturmaya” çalışmakla alakalıdır.
Böylelikle, Menderes'i idam edenlerin “dış bağlantılarını” ve Haçlı Siyonist İttifakı'nın “emir eri” olduklarına dair hakikati de hasıraltı etmiş oluyor!
*
27 Mayıs 1960 darbesinin öncesinde “zemin oluşturmaya ayarlı” öğrenci hareketlerinin başını çeken gençlerden birisiydi, Mister Küçük!
Bu konumuyla her fırsatta övünen Küçük'ün o dönemdeki “ekip” arkadaşları arasında Can Kıraç da vardır:
27 Mayıs'çı Can mı, İnan Kıraç'ın ağabeyidir.
İnan Kıraç, Vehbi Koch'un damadıdır.
*
Yalçın Küçük, Silivri Cezaevi'nde iken Aydınlık gazetesinin “Kitap” ekine verdiği röportajda şöyle diyordu:
“Yıllardır, 27 Mayıs'ı yapanlardanım diyorum…
Şartlar el verdiği, olgunlaştığı takdirde 27 Mayıs her zaman yapılır!” (24 Mayıs 2013)
*
27 Mayıs Darbesi'nin temel hedefi, Adnan Menderes'ti.
“İnfaz edilmesi” için “Üst Yapı”da karar alınmıştır!

Sözde uçak “kaza”sından sağ kurtulduğu için 27 Mayıs 1960 darbesini yaptılar. Sonra da idam ettiler.
İdam edilmeden evvel, Menderes çeşitli işkencelere maruz kaldı:
Bu işkencelerin en dramatik olanı, hala daha gün ışığına çıkmış değildir!
Amerikan derin devleti ile onun Türkiye'deki asker ve sivil bütün piyonlarının gaddarlığı, zalimliği akla ziyan boyutlardaydı.