Kamu görevlilerinin sendikal örgütlenmesi

Bütün çalışanların herbirinin geçiş döneminde kazanılmış hakları korunarak tek ve esnek a) ferdi iş yasası, b) toplu iş yasası ve c) sosyal güvenlik yasası ile düzenlenmiş bir çalışma yaşamına kavuşturulması imkansız mı? Olumsuz düşünmek için, azgelişmişlik dışında, hiçbir nedenin bulunmadığı kanısındayım. Bir ülke, istihdamı, düzensizlik diyebileceğimiz istihdam mozayiğine dönüştürmüşse, ciddi bir kamburla karşıkarşıyadır. Bu husus, kamu ve özel hukuk alanlarında verimsizlik gibi bir olumsuzluğu ortadan kaldırmayı imkansızlaştırmaktadır. Halbuki bireyleri ve toplumu olumlu bir sinerjiye kavuşturmak gerek.

Çalışanların binbir kılık taşıdığı bir çalışma yaşamı içerisinde düzensizlik, karışıklık, geçişsizlikten kaçınılamamaktadır. Halen çalışma yaşamının düzeni kurulamamış çalışanlarımız da var. Örneğin bir tarım işçisinin çalışma hayatı, büyük ölçüde gelenekler, teamül ve genel hukuk ve medeni hukuk ile borçlar hukuku- tarafından, İş Kanunu benzeri bir yasadan mahrum olarak, düzenlenmektedir. Karışık istihdam türlerine yönelik statükonun büyük sorunlar çıkardığı, artık devlet tarafından da kabul edilmektedir. Nitekim Yetki Kanunu doğrultusunda kamu çalışanlarının ücret dengesizliğini gidermeye yönelik Kanun Hükmünde Kararname''nin de Resmi Gazete''de neşredilmiş olması da bu hususu teyit etmektedir.

Bütün olumsuz yapıya rağmen, beklenen şartları içermese de, kamu çalışanlarının sendikal örgütlenmesinin yasal bir düzene kavuşması; diğer bir deyişle, Dernekler Yasası kapsamındaki iğreti bir örgütlenmeden, her ne kadar grevli-toplu sözleşmeli ve siyaset serbestliği içermeyen tarzda da olsa, yasal bir sendikal örgütlenmeyle tüzelkişiliğe kavuşması sevindirici olmuştur. Diğer kazanımların ekonomik ve kültürel gelişmeye uyumlu bir sosyolojik süreç içerisinde elde edilebileceğini düşünüyorum. Bu anlamda, yani kamu görevlilerinin sendikal örgütlenmesi anlamında, 6 yıldır yılmadan mücadele veren tüm memur örgütlerini kutlamamak elde değil.

Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu''nun dönemin siyasi ve sosyolojik şartlarına uyumlu bir strateji uygulamasını yadırgamamak lazım. Genel Başkan Resul AKAY tarafından dile getirilen şu mantıkta tutarsızlık yok : "Elbette ki mevcut yasa, tüm beklentilerimizi karşılamaktan uzaktır, bize göre birçok eksikleri vardır. Ancak şu aşamada atılabilecek en somut adımdır ve tarafımızca kazanılacak bir mevzi olarak görülmektedir. Bizler yıllardır grevli, toplu sözleşmeli ve hatta siyaset serbestliği içeren bir yasal düzenlemenin peşinden koşuyoruz. Ama bunlar verilmedi diyerek de; yaşanan hiçbir gelişmeyi elimizin tersiyle itme lüksüne sahip değiliz."

Türkiye''de özel sektör ve kamu sektöründe karışık istihdam tanımlarıyla ve farklı kanunlarla çalışma, dinlenme ve sosyal güvenlik hak ve şartları belirlenen bireylerin, tutarlı ve verimli bir yapı içerisinde istihdam edildikleri söylenememektedir. Sanayi ötesi toplumsal gelişmelere doğru yöneldiğimiz bugünkü şartlarda, çalışanların ortak standartlara kavuşturulmuş çalışma şartlarında istihdamının sağlanması için, gereken yasal düzenlemelerin gecikilmeden gerçekleştirilmesi yoluna gidilmelidir. İşçi, Tarım İşçisi, Gazeteci, Gemi Adamı, Sözleşmeli, Memur, Hizmetli vb ünvanlarla istihdam edilen çalışanların artık uyumlu ve geçişli mevzuatla istihdamı için gerekli standart yasal düzenlemelerin, uluslararası normlar da dikkate alınarak yapılması zamanı gelmiştir. Rekabet edebilir bir ekonomi üretebilmek, birey başına düşen üretim ve hizmet arzını geliştirebilmek için, zamanın değerini de iyi bilmeliyiz.

Not : Okuyucularımızın mektup, faks ve e-mail ile ilettikleri sorularının cevaplanmasına bir sonraki yazımızdan itibaren devam edeceğiz.