Logo... Yazarlar...

KORAY DÜZGÖREN

Devletten saklayacak bir şeyim yok!..

D evlet, ben de dahil olmak üzere birçok politikacı, devlet adamı, bürokrat, gazeteci ve gerekli gördüğü bir yığın insanı dinliyormuş!..

Devlet, üstelik, dinlemeye aldığı insanları dinleyen görevlileri de dinliyormuş!.. Ya da ne bileyim, karışık bir teknoloji, bu görevlileri izliyormuş... (Sistemi Mehmet Ağar kurmuş. Eline sağlık! Çiller de örtülü örtüsüz ne kadar ödenek varsa bu işe tahsis etmiş... Ne iyi etmiş! Murat Karayalçın dostumun da kulakları çınlasın!..)

Zaten Emniyet'te herkes herkesi dinliyor ve izliyormuş!.. Amirler, memurlar, yöneticiler hep birbirlerinin banka hesaplarını, tapu kayıtlarını, mal varlıklarını, gelir gider durumlarını izleyip dururlarmış...

Bu bir gelenek halini almış...

Belki de bir zorunluluk!

Tabii biz bunları bilemeyiz... Bazı polisler, polis şefleri birbirlerine kızdıkça, birbirlerinin ayağına bastıkça bu çeşitten açıklamaları duyuyoruz...

Biz sıradan vatandaşlarız...

Devlet isterse bizi dinler, isterse, izler onun bileceği bir şeydir... Bu kadar devlet büyüğü, polis şefi ve politikacının yanında bizim, sıradan vatandaş olarak ne hükmümüz var ki?

Ayrıca, dinlendikleri açıklanan birçok politikacımız, bürokratımız, iş adamımız, gazetecimiz ne diyor?

"Bizim devletten saklı, gizli bir şeyimiz olamaz... Suç falan da işlemiz değiliz... Öyleyse isteyen istediği gibi bizi dinleyebilir... Valla, bizim şahsen bir şikayetimiz yok... Yarası olan gocunur!.. Yalnız, o bizi dinlemek için didinip duran, fazla mesai yapan bu uğurda günlerce evine gidemeyip çoluğunu çocuğunu göremeyen uzmanlara üzülüyoruz..."

Hal böyleyken, zibidinin biri kalkıyor dinleme nedeniyle devleti dava edeceğini, tazminat davası açacağını söylüyor!.. Bu kadarla da kalmıyor, diğer dinlenen namuslu vatandaşları da bu eylemine ortak etmeye çalışıyor!..

Neymiş? Kişilik haklarına tecavüz edilmiş!..

İşte kötü niyetli diye ben buna derim...

Yav, kendi kendine ne oluyorsun? İnsanlar bu işlemden şikayetçi değil... Tam tersi, devlete sürekli hesap vermek, sürekli göz altında olmak bu insanlara güven veriyor...

Devletin her zaman kendilerini denetlemesinden, gözetlemesinden mutluluk duyuyorlar... Hatta belki de görüntülü olarak izlemesini istiyorlar... Böylece herkes ne kadar iyi vatandaş olduğunu devletine gösterme fırsatı bulmaz mı?

Zaten bu durumun ne kadar faydalı bir şey olduğuna adam taa ne zaman yazmış...

Orvel mi, Orwell mi neydi adı? Sanki içimizi okumuş..

Hem bu sayede suçluların yakalandığını, telefonları dinlenen şüphelilerin bu yolla saptanıp infaz edildiklerini yetkililer bize söylemiyor mu?

Dolayısıyla, ne olur ne olmaz, bütün herkesin dinlenmesinde aslında büyük ihtiyaç varken ve de tam bu amaçla DGM'den bir karar çıkartılmışken, illa da hukuk diyen yargıcın biri bu tekere çomak sokmaz mı?

Neyse ki bu ülkede aslanlar gibi uygulamacılar var... Neyse ki bunlara hukuk mukuk sökmüyor... Zaten bu devlet, bu insanlar sayesinde ayakta değil mi?...

Neyse ki bu ülkede denetim falan, neyse ki bu ülkede Meclis'in etkinliği falan gibi kavramlar bulunmuyor... Bu sayede devlet suçluları izleyebiliyor... Suçluları derken, yani suç işleme ihtimali bulunanları demek istiyorum... Ama, devletimiz nezdinde herkesin potansiyel suçlu olduğu da dinlenenlerin listesine bakıldığında hemen anlaşılıyor...

Sonra, devletin koskocaman başsavcısı bile suçluların tesbit edilebilmesi için politikacıları dinletmiyor mu? Bu bantları Anayasa Mahkemesi'ne delil olarak sunmuyor mu? Yüce mahkeme de bunları elinin tersiyle itmeyip incelemeye alıyor mu? Demek ki bunda yasa dışı, hukuk dışı bir şey mevzubahis değil...

Öyleyse nedir bu tazminat davası lafları?

Dinleme işlerinin bir bölümünden sorumlu olan polis şefimiz ne diyor?

"Behey cahiller, buna dinleme denmez... Çocuklar dinleme işleri için kullanılan bilgisayarlara 118 muamelesi çekmişler, bilinmeyen bazı numaraları sormuşlar!.."

Peki öyleyse niçin sadece birkaç milyon telefon dinlendiği için bu kadar fırtına kopartılıyor!..

Niçin birkaç polis şefi görevden alınıyor?

Bazı iyi niyetli safdiller devletin bu işe çok kızdığını sansınlar diye mi?...

Ne alakası var... Bu görevliler dinleme işinden çok yoruldukları için ekip değişikliği yapılıyor... Hem bu sayede adı işkenceciye çıkmış vatan evlatlarına da yer açılmış oluyor...

Neyse ki büyük medyamız bunu hemen, ikinci gün anladı... Vatansever bir anlayışla, bu işin devletin asli görevlerinden biri olduğu gerçeğini keşfetti...

Sonra canım, kimsenin de bu devletten gizlisi saklısı falan yoktu!..

İstisna olarak, metresiyle cilveleşirken veya patronu adına iş takip ederken dinlenmekten gıcık kapan bir gazete yöneticisinin şiirsel yakınmasının ise, devlet açısından tabii ki bir kıymeti harbisi olamazdı...


 


  16 Haziran 1999 Çarşamba


"Behey cahiller, buna dinleme denmez... Çocuklar dinleme işleri için kullanılan bilgisayarlara 118 muamelesi çekmişler, bilinmeyen bazı numaraları sormuşlar!.."


 

|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| DÜŞÜNCE || YAZARLAR || SERBEST KÜRSÜ ||
|| AÇIK OTURUM || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj ||


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED