|
uslar'ın Piriştine'ye yerleşmiş birliklerinin gıda stoku tükendiği için Bosna'dan yola çıkan dokuz kamyon ve üç zırhlı koruyucu eşliğindeki yeni bir Rus kuvvetinin bu yazının yazıldığı saatlerden bir müddet sonra Piriştine'deki Rus birlikleriyle buluşacağını geçti ajanslar. Ajans haberlerini dinlerken önümdeki bir tomar gazetede Türkiye'nin Ruslar'ın bu hareket seyrini NATO'ya bildirdiği, ama NATO'nun Rusya'nın güvence verdiğini söyleyerek bu uyarıları dikkate almadığı yazıyordu. Öte yandan İngiliz kuvvetlerinin bir Sırp'ı öldürdükleri gerekçesiyle tutukladıkları UÇK üyelerinin Afganistan'daki radikal İslami gruplarla bağlantıları olduğunu fısıldamaya özen gösteriyor bazı kaynaklar..
Bu karışık gibi gözüken tablonun daha karmaşık bir resminin yapılması mümkün tabii. Fakat bundan çok daha sade bir resim de mümkün. Yeni Dünya Düzeni'nin sahibi olan ABD'nin kendinden önce gelmiş olan imparatorluklardan en önemli farkı, öncekilerin 'böl ve yönet' politikasına karşılık, ABD'nin 'entegre et ve yönet' politikasını benimsemiş olmasıdır. ABD bu yolla AB içinde Almanya'nın sivrilmesini nasıl Fransa ve İngiltere eliyle dengelediyse, AB'nin tek başına bir güç olarak orta yere gelmesini de AB'yi Avrasya'ya, Avrasya'yı da Uzakdoğu'ya bağlayarak dengeleme ve kontrol altında tutma peşindedir. Böylece ABD'den yola çıkan sermayenin Uzakdoğu'ya yol üstündeki hiçbir yeraltı ve yerüstü zenginliğini ihmal etmek zorunda kalmadan pürüzsüz ve tereddütsüz ulaşma ve nerede nemalanırsa nemalansın yeniden ABD'ye makro kazanç sağlayacak şekilde dönme imkanı sağlanmış olacaktır. Buna bir de ABD'nin yeni bir insan hakları sorunu olarak kurguladığı 'patent hakları'nın getirilerini eklerseniz, bu şekilde dizayn edilecek bir 'sorunsuz koridor'un, dünyadaki bütün ekonomik gelişmelerin merkezine şimdikinden daha büyük bir kuvvet ve kudretle yerleşmiş yeni bir hegemonya biçiminin atardamarı olarak kurgulandığını görürsünüz.
ABD'nin başka ülkelere demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti sunmasının ahlaki bir temelden çok, sermayenin dolaşımını kolaylaştıracak 'risksiz bölgeler' yaratma tarafının öne çıkması, dünya ekonomik sisteminden yeterince pay alamayan, tarihsel 'beka kaygıları' ile yoğrulmuş bir bilince sahip olan ve yeni dünya düzeninin küçük bir ortağı bile olamayıp sadece nesnesi olarak kalan ülkelerde yarattığı esas izlenim, yeni kurulan düzenin her türlü kazanımından dışlanmak ve sadece ucuz işgücü olarak yaşamaya mahkum olmak şeklindedir. Bu nedenle başta Balkanlar olmak üzere dehşet dengeleri üzerine kurulu bütün alanlarda çok yoğun bir savunma refleksiyle milliyetçiliklere sarılma eğilimi yerleşikleşmektedir. Bunun gittikçe devletler arası bir mesele olmaktan çıkması ise dünyanın çivisinin çıkma alametlerinden birisidir. Bu yazıyı yazarken göz ucuyla baktığım CNN'de bir yandan toplu mezarlar gösterilirken, öte yandan bulundukları bölgeleri terkeden sivil Sırp ailelere dönük yine sivillerden gelen saldırıların NATO birliklerince zorlukla engellenmeye çalışılması gösteriliyor. Acıların milliyetçiliklere dönüşerek aşağı katmanların tutumlarına nüfuz etmeye başlamasının açık ve tehlikeli göstergeleri...
Böylesi bir denge ve algı ortamı içinde Miloseviç gibi bir katile karşı girişilen operasyon NATO'nun 'de jure' (hukuki) bir zeminin koordinatları içinde kalmasını imkansızlaştırdı. NATO birçok noktada de jure kayıtlılıklarını terkederek 'de facto' (fiili) bir pozisyona girdi. Soğuk Savaş döneminde biraz espiriyle karışık NATO'nun işlevinin 'ABD'yi içeride, SSCB'yi dışarıda ve Almanya'yı yerinde tutmak' olduğu söylenirdi. Şimdi ise yeni bir tanım arayışıyla karşı karşıya NATO ve bu yüzden demokrasiyle yönetilen gelişmiş ülkeler uluslararası operasyonlarda hukuki zemini tahrip eden pozisyonlara girmek zorunda kalıyor. Eğer tamamen hukuki zemin içinde kalınsa, bunun, binlerce sivilin ölümüne göz yummak anlamına geleceği açıkken kimsenin olup bitenin bu tarafına bakmakla pek ilgilendiği yok. Fakat işin bu tarafı, birbiriyle savaşan uluslar arasında NATO'nun araya girmesiyle bir mola sağlansa da akabinde daha tehlikeli ve kontrolu bu kadar bile mümkün olamayacak gelişmeleri haber veriyor. Zaten Rusya'nın yarattığı fiili duruma karşılık, NATO'nun yapabileceklerinin 'dilek ve temenniler' bölümünden ibaret olması ve bunun Berlin'in işgali çağrışımlarını güçlendirmesi, fiili kuvvetle Miloseviç'i durdurmuş gözüken NATO kuvvetlerinin işin ikinci bir aşamasında birincisinden hem hukuken hem de fiilen daha çaresiz bir duruma düşebileceğini göstermektedir.
Şu anda yaşananlar milliyetçiliklerin yeniden hortladığı bir dünya ile tek derdi patent hakları olan bir dünyanın diz dize kurulduğunu gösteriyor. Sermayenin globalleşmesi kadar vandalizmin globalleşmesi de sözkonusu. Ve, kendini ya da katliama uğrayanları korumak için geleneksel kodlarını terkeden yeni dünya'nın demokrasiyi korumak adına attığı her adımın, dünyanın birçok bölgesinde demokrasiye olan inancı zayıflattığı ya da insan yaşamını korumak adına atılan adımların bir sonrasında insanı yoketmeye hazır süreçlerin daha bir kışkırtıldığı bir dünya bu. Sermaye egemenliğini artırdıkça, vandalizm de egemenliğini artırıyor. Sermaye sahipleri açısından tam bir paradoks, sahipsiz kitleler açısından yaman bir çelişki...
16 Haziran 1999 Çarşamba
|
 |
ABD'nin başka ülkelere demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti sunmasının ahlaki bir temelden çok, sermayenin dolaşımını kolaylaştıracak 'risksiz bölgeler' yaratma tarafının öne çıkması, dünya ekonomik sisteminden yeterince pay alamayan, tarihsel 'beka kaygıları' ile yoğrulmuş bir bilince sahip olan ve yeni dünya düzeninin küçük bir ortağı bile olamayıp sadece nesnesi olarak kalan ülkelerde yarattığı esas izlenim, yeni kurulan düzenin her türlü kazanımından dışlanmak ve sadece ucuz işgücü olarak yaşamaya mahkum olmak şeklindedir. Bu nedenle başta Balkanlar olmak üzere dehşet dengeleri üzerine kurulu bütün alanlarda çok yoğun bir savunma refleksiyle milliyetçiliklere sarılma eğilimi yerleşikleşmektedir. Bunun gittikçe devletler arası bir mesele olmaktan çıkması ise dünyanın çivisinin çıkma alametlerinden birisidir. Bu yazıyı yazarken göz ucuyla baktığım CNN'de bir yandan toplu mezarlar gösterilirken, öte yandan bulundukları bölgeleri terkeden sivil Sırp ailelere dönük yine sivillerden gelen saldırıların NATO birliklerince zorlukla engellenmeye çalışılması gösteriliyor. Acıların milliyetçiliklere dönüşerek aşağı katmanların tutumlarına nüfuz etmeye başlamasının açık ve tehlikeli göstergeleri...
|
|