|
"1'nci Sınıf İnsanlık" içinde yerimizi alalım!.

Büyük bir "demokrasi projesi" olan Avrupa Birliği, Türk toplumuna, müthiş bir uzlaşma ve hızlı modernleşme fırsatı getiriyor..
İnsanın yaşam süresine göre alırsanız, 100 yıl, uzun bir zaman dilimi.. Düşünüyorum.. Bundan 100 yıl önce, 1900 yılında, annem de, babam da henüz doğmamışlardı.. Bugün ikisi de hayatta değil ve ben 60 yaşıma doğru hızla ilerliyorum.
İnsanlığın yaşam serüvenine göre alırsanız, 100 yıl, çok kısa bir zaman dilimi..
Tarih kitaplarını karıştırıp, 100 yıl önce, 1900 yılında neler olmuş diye baktım.. İşte bazı olup, bitenler..
1900 yılının Eylülü'nde, Sultan Abdülhamid tahta çıkışının 25'inci yıldönümünü Avrupa'dan da gelen önemli konuklarla, görkemli bir şekilde kutlamış.. Puccini'nin "Tosca" operası ilk defa Roma'da sahnelenmiş, Freud "Rüyaların Yorumu"nu Viyana'da yayınlamış 1900'de.. İlk "Browning" tabancaları 1900'de imal edilmiş, yazar Oscar Wilde ve filozof Nietzche ölmüş.
Şu anda günlük yaşamın vazgeçilmez bazı olguları var. Mesela "uçak" olmayan bir ulaşım sistemi düşünülebilir mi? Unutmayın ki, ilk motorlu uçağı, Wright kardeşler 1903 yılında havalandırabildiler. İlk "açık kalp" ameliyatı, 1914 yılında, Dr. Carrel tarafından bir köpeğe yapıldı.. Şeker hastalarının vazgeçilmez ilacı "İnsülin"in bulunuşu 1924, "D" Vitaminin keşfedilmesi 1932, "C" vitaminin laboratuvarda üretilmesi 1933, helikopterin icadı 1939 yılına ait olaylar..
Sanatı, siyaseti, bilim ve teknolojisi ile, sıkıştırılmış, yoğun ve hızlı bir yüzyılı yaşadık..
Bizim Gaziantep ağzında bir özdeyiş vardır.. Şöyle bir özdeyiş bu..
- Adamın ağzını büzmesinden, Ömer diyeceği belliydi.
1900'lü yılların (veya 20'nci yüzyıl) süratinden ve yoğunluğundan, 21'inci yüzyılın nasıl geçeceği bellidir.
"Tıp", "biyoloji", "genetik mühendisliği" ve "kimya" gibi bilim dallarının inter-disipliner çalışması sonucu, biliyoruz ki, 21'inci yüzyıl, "120-150" gibi rakamların, insan yaşam süresini ifade etmesine dayanacak. "İnter-net", sadece bir sohbet veya elektronik muhabbet aracı değil.. İnter-net sayesinde, farklı merkezlerdeki bilimsel araştırmalar da, çok hızlı sentezlere yönelebiliyor..
Yani 21'inci yüzyılda, "kalp", "kanser", "yaşlılık" gibi ölüm nedenleri, geriye itilecek.. Bir yandan da, yapay uzuvlarla, insanlarda, birer otomobil gibi parça değiştirilecek..
Gidiş bu gidiş..
Savaşlar olur mu, haritalar yine değişir mi?
Herhalde, bu olgular da devam edecektir yeni yüzyılda..
Ancak biliyoruz ki, "1'inci Sınıf İnsanlık" için, "insan hayatı" olağanüstü önem kazanıyor.. Ölüm yaşını 100 yılın çok ötesindeki sürelere uzatmaya çalışan bir uygarlık düzeyinin, genç insanlarını savaşlarda öldürmeye pek fazla niyeti olamaz.. Demek ki, "1'inci Sınıf İnsanlık"ın askerlik mesleği, daha çok teknolojiye, daha fazla insansız savaş araç-gereçlerine, daha yoğun robot-silahlara yönelecektir.
21'inci yüzyılın "mühendis-subay"ları, savaşların da yıldızları olacaktır..
"2'nci Sınıf İnsanlık" ise, önümüzdeki yüzyılda da, "toplum mühendisi" olmaya özenen diktatörlerle uğraşacak.. İnsan hayatı ve birey, "devlet" karşısında yine önemsiz sayılacak..
Bu gelişmenin işaretlerini, 20'nci yüzyılın son dönemlerinde de görmedik mi?
Körfez Savaşı'ndan Bosna ve Kosova'ya, Afrika'daki kabile boğazlaşmalarına kadar uzanan olaylarda, 21'inci yüzyılın işaretlerini almadık mı?
Peki biz Türkiye olarak ne yapacağız?
- Ne olacak bu memleketin hali?
Galiba en önemlisi, hem bu günümüzle, hem de tarihimizle barışmaktır..
Örneğin Fatih Sultan Mehmed mukaddesatçıların, Mustafa Kemal Atatürk de kemalistlerin arasında paylaşılmaya devam ettiği sürece, ne "dün", ne de "bugün" konusunda uzlaşabiliriz..
"İslamiyet"in bir anti-Batı ideoloji olmadığını, bütün ilgili taraflar kabûl etmediği sürece, 21'inci yüzyılı da, kamplaşmalarla geçiririz..
Büyük bir "demokrasi projesi" olan Avrupa Birliği, Türk toplumuna, müthiş bir uzlaşma ve hızlı modernleşme fırsatı getiriyor.. Bu yolda başarılı olursak, bizler de "1'inci Sınıf İnsanlık" denilen topluluğun içinde, 21'inci yüzyılı yaşayacağız..
ŞAKA
Ne yaparlar?
Hoca'ya sormuşlar -Eski ayları ne yaparlar?
Hoca düşünmüş, cevap vermiş.
-Eski ayları, kırpıp yıldız yaparlar!
Yine sormuşlar Hoca'ya
-Peki eski yıldızları ne yaparlar?
Bu defa Hoca hiç düşünmeden cevap vermiş,
-Eski yıldızların görev süresini uzatırlar!.
YENİ BİR ÇAĞ
Özgür ve demokrat bir Türkiye'ye doğru..
Geçen yüzyıl, totaliter ve otoriter rejimlerin fiyaskosu ile bitti. "Resmî ideoloji"lere takıntılı olarak 20'nci yüzyılı geçiren toplumlar ve devletler, ya çöktü, ya dağıldı, ya da çağı ıskaladı..
20'nci yüzyılda, özgürce düşünen, her alanda serbest rekabeti sağlayan ve çoğulcu demokrasiyi geliştiren ülkeler, ileri gitti, zenginleşti, güçlendi..
Sürekli "iç ve dış tehditler" icat edip, Türkiye'de insan haklarını, düşünce ve inanç özgürlüklerini, serbest rekabet ve teşebbüs gücünü engelleyen denemelerin sonuncusu olan "28 Şubat post-modern müdahalesi" Avrupa Birliği aday üyeliği ile bitti.
Ama "28 Şubat"ın sözcüleri de, mirası olan kötü yan ürünler de, hâlâ piyasada..
Medyayı kartelleştirip, devlet malı ve parası ile haşır neşir eden ve "irtica tehlikesi"ni bahane ederek, ihaleye fesat karıştırmaktan banka boşaltmaya kadar uzanan fiillerin sorumluları, Türkiye'yi "28 Şubat batağı"na sürükleyenlerdir..
Türkiye'nin modernleşmesi ve demokratikleşmesi, ne "derin devlet"le, ne "derin medya" ile mümkün olur..
Hâlâ Hitler Almanyası'na, Stalin Rusyası'na, France İspanyası'na veya Saddam Irak'ına özenenler, yeni Türkiye'de, marjinal kalmaya mahkûmdur. Geçmişteki ayıplarını bugüne taşımaları ise, sadece acıklı olacaktır..
1 OCAK 2000
|