YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 

 

Medyanın yasakları ve çatışmayı savunması...

 
Yarın rüzgarlar ters taraftan eserse, medyanın yüksek binalarında oturup gözlerini Ankara'daki politikalara dikenlerin ne yapacakları belli.

 

"Medya devletleri sırtında yaşıyamaz." Bu lafı, geçtiğimiz haftalarda Atina'da yapılan Türk-Yunan medya konferansında konuşan To Vima Gazetesi'nden Yannis Pretenteris söylemişti.

Hepimizin bildiği bir gerçekti belki ama, iki ülke medyasında da sık sık bu ilkeyle ilgili sorunlar yaşandığı için tekrarlanmasına ihtiyaç duyuluyordu.

Devletlerin şu ya da bu, ulusal ya da uluslararası kararlarını alkışlamak ya da savunmak medyaya düşmezdi. Medyanın ulusal politikalara bağlı olması düşünülemezdi...

Çünkü medyanın görevi gerçekleri dile getirmekti.

Gerçekler ise devletlerin ya da kurumların belirledikleri şeyler değildi... Devletler istiyor diye gerçeklerin değiştirilmesi sözkonusu olamazdı.

Devletlerin yarattıkları tabular medyayı bağlamamalıydı.

Geçtiğimiz çarşamba günü Kıbrıs'ta, Lefkoşa'nın Rum kesiminde katıldığım bir panelde "Türk-Yunan ilişkilerinde basının rolünü" tartışırken yine aynı konular gündeme geldi.

İktidardaki DİSİ'nin ( Demokratik Seferberlik Partisi ) düzenlediği toplantıya katılan Rum ve Türk gazeteciler şaşılacak bir ağız birliği ile iki ülke arasındaki ilişkilerde evrensel gazetecilik kurallarının geçerli olması gerektiğini söylediler.

Yakın geçmişte, her iki taraftan gazeteci kisveli kışkırtıcıların, Kardak Kayalıkları üzerinde tezgahladıkları oyunun bir daha tekrarlanmaması için gazetecilerin, resmi politikalar karşısında bağımsızlıklarını titizlikle korumalarının önemi de dile getirildi.

Kıbrıs'ın gerek Rum kesiminde, gerekse Türk kesiminde çıkan gazeteler, son zamanlarda iki toplumun yakınlaşmasını ve Avrupa Birliği'ne, birleşmiş bir Kıbrıs olarak girilmesini destekleyen yayınlar yapıyorlar.

Her iki tarafın medyasında da AB üyeliği sürecinin heyecanı görülüyor.

Bu heyecan, Rum kesiminde şimdiye kadar Türkler'le bir arada olma fikrine karşı çıkan partilerin ve grupların da düşüncelerini değiştirmelerine yol açmış.

Türk kesimiyle bir uzlaşma düşüncesi ve gevşek, iki bölgeli ya da başka bir biçimde, Türkler'le birleşme fikri yaygın olarak tartışılıyor.

Medyanın da bu sürece yardımcı olması temenni ediliyor.

İşte biraz da bu nedenle, DİSİ'nin, uzlaşma ve diyalogu desleklemek amacıyla kurduğu, 'Toplumlararası Yeniden Yakınlaşma ve Sivil Toplumu Güçlendirme' Sekretaryası benim de katıldığım bu toplantıyı düzenlemişti.

Milliyetçi, baskıcı politikaların terkedilerek birleşmiş, demokratik bir Kıbrıs'ın kurulmasını savunan Dr. Niyazi Kızılyürek'in yönettiği toplantıda, ben şahsen Türkiye medyasını son zamanlardaki sakin ve barışçı haline pek güvenemediğimi dile getirdim.

Çünkü, içeride demokrasiyi savunmayan bir medyanın -büyük çoğunluğu itibariyle- dışarıda uzlaşmayı, barışı savunması, bu konuda kıblesini gazeteciliğin temel ilkelerine değil de başka yerlere çevirdiği için, oldukça zor görünüyor.

Şu 312 tartışmalarına bakarsak bunu çok daha iyi anlayabiliriz.

Gazetelerde, TV'lerde, bu çağdışı yasa maddesini, diğerleriyle birlikte savunan Başbakan'a yönelik kaç eleştiri çıktı?

Eleştiri, bu maddeden mahkum olan Erbakan'a yapılıyor.

Bir kısmı, onu peşinen suçlu ilan ettiği için, bir kısmı da devri iktidarında bu yasağa karşı çıkmadığı için...

Böyle bir mantık olabilir mi?

Erbakan istediği kadar demokrasi düşmanı olsun.

Önemli olan bu yasa maddesinin herkes için geçerli oluşu.

Önemli olan yasağa karşı çıkmak. Yasağın kime yöneldiği niye önemli olsun?

İşte böyle bir anlayışa sahip bir medyaya dış politikada da güven duyulması mümkün mü?

Yarın rüzgarlar ters taraftan eserse, medyanın yüksek binalarında oturup gözlerini Ankara'daki politikalara dikenlerin ne yapacakları belli.

Onlardan daha haşin, daha keskin ve daha şöven olduklarını göstermek için ellerinden geleni yapacakları muhakkak.

Çünkü Kardak'ın aktörleri, tetikçileri tam kadro işbaşında duruyorlar.

28 Şubat'ı, 312'yi ve yasakları savunan bir medyadan, ne yazık ki fazlasını beklemek, şimdilik çok zor.

Okurların Kurban Bayramı'nı kutluyor, sağlık ve esenlik diliyorum.


19 Mart 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...