YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Bir oylamanın ardından (2)

Fazilet Partisi'nin Grup Başkanvekili İsmail Kahraman, lâtife yapmayı seven, hoş sohbet bir milletvekili. Perşembe günü, gene aklama paklama dosyaları görüşülüyordu; dayanamadı ve "Salı, Meclis'in sözlü sorulara ayrılan günü, Çarşamba yasama, perşembe ise kirli çamaşırları yıkama günü" dedi.

Gerçekten de TBMM, ardarda iki perşembe, her türlü iddiayı temizledi, liderleri akça pakça karşımıza çıkardı.

100'üncü madde

Anayasa'nın, bakan ve başbakanların Yüce Divan'da yargılanmalarına ilişkin 100'üncü maddesinin yeniden tanzim edilmesi gereği, artık iyice anlaşıldı.

Siyaseten suçlama olmuyor değil. Ama asıl sorun, siyasi pazarlıklar sonucu aklanma. Öyleyse, Meclis soruşturma komisyonlarını devre dışı bırakmadan, Yargıtay'ı da bir şekilde, verilecek kararlara ortak ederek, karma bir mekanizma oluşturmak lâzım.

Meclis soruşturma komisyonları, hazırlık tahkikatını en geniş ve etkili şekilde yapıyor. Konu bütün belgeleriyle aydınlığa kavuşuyor. O aşamadan sonra, milletvekilleri çeşitli baskılara maruz kalıyor. Komisyon raporuna bu baskı yansıyor. Genel Kurul'da ise, oyları denetim altında tutma çabaları artarak sürüyor, milletvekilleri tek tek markaja alınıyor. Bazen rica, bazen tehdit, bazen vaad ile insanlar yollarından çevriliyor.

Birey ve cemaat

Bir milletvekilinin, kendisine Anayasa ile tanınan hak çerçevesinde dahi, sorumlu birey gibi davranması çok zor. Sözgelimi, soruşturma komisyon raporları oylanırken, vicdani kanaat önemli. Bu konuda her TBMM üyesi müstakil hareket edebilir.

Ama baksanıza, DYP'li milletvekilleri sırf Çiller'i kurtarabilmek için, yıllardır suçladıkları Mesut Yılmaz'ın dosyaları görüşülüp oylanırken, Genel Kurul salonuna giremediler.

Anap'ta, hiç vicdan sahibi, izan sahibi insan yok mu? Elbette var. Hem de çok. Genel Başkanlarının bulaşık işlerini görmüyorlar mı?Görüyorlar. Ama "cemaat"leştikleri için, vicdanları doğrultusunda hareket edemiyorlar.

Ya DSP ile MHP?

Bu defa MHP'li üyeler kısmen serbest bırakılmıştı. Ama Ecevit, DSP üzerindeki sıkı denetimini sürdürdü. Ve DSP'liler, bir kaçı müstesna, içleri kan ağlayarak ya oylamaya katılmadı ya da gelip Anap liderini aklama istikametinde rey kullandı.

Parti disiplini, cemaat baskısına dönüşmemeli, vicdanları ve beyinleri böylesine esir alınmamalı. Aslında basının durumu da farklı değil.

Hani nerede, zihni hür, vicdanı hür, Türkiye'yi muassır medeniyet seviyesine taşıyacak bireyler?

Milletvekilinin içine sinmedi

Bence bu oylamadan Yılmaz ve Çiller yıpranarak çıktı. TBMM ve bütün partiler de yara aldı.

Yılmaz, hiçbir oylamada, kendisini destekleyen 276 milletvekilini yanında bulamadı. Ortakları dahi ona tam anlamıyla sahip çıkmadı. Meselâ Kurtköy oylamasına, 308 milletvekili katılmadı. Sadece 175 parlamenter, Yılmaz'ın görevi ihmalden dolayı Yüce Divan'a gitmesine gerek olmadığı görüşünü savundu.

GSM'ler oylanırken ise, 204 milletvekili, Genel Kurul salonunda yoktu. Genelde çok sayıda milletvekili Yılmaz'ı ve Çiller'i aklamayı içine sindiremedi.

Fazla ciddiyeti bulunmayan bir dosya yüzünden DYP Genel Başkanı, Mesut Yılmaz'ın elinde esir oldu.

DYP'nin Genel Kurul'a katılmaması, Anap liderine büyük rahatlık sağlarken, FP'nin de şevkini kırdı. Nasıl olsa, başarıya ulaşılamayacak, boşa kürek çekiliyor duygusu, hâkimdi.

Bu dağınık hava içinde, bazı çıkara dayalı ilişkilerin de önü açıldı.

MHP, Çiller aleyhinde 93 oy kullandı. Oysa Yılmaz'ın Yüce Divan'a gönderilmesini sadece 51 MHP'li istemişti. Ortaklık hatırı, MHP'de de rol oynadı.

Kurtköy dosyası

Kurtköy dosyasında çeşitli usulsüzlükler var. Ama Anap adına konuşan Işın Çelebi, yürümeyen, duran bir yatırımı tamamladığı için Mesut Yılmaz'a teşekkür edilmesi gereğini vurguladı. Oysa yatırım durmuyordu. 1997 Haziran'ında Ulaştırma Bakanlığı bünyesindeki Demiryolları, Limanları, Havameydanları İnşaat Genel Müdürlüğü (DLHİ) ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) ihale aşamasına gelmişti. Müsteşarlık, finansmanı sağlayacak, projelendirme ve kontrol görevini de DLHİ üstelenecekti. Zaten, Ulaştırma Bakanlığı'nın görev ve yetkilerini belirleyen 3348 sayılı kanuna göre, havaalanı inşaatları yapım görevi, DLHİ'ye ait. Havaalanı, belediye, özel idare veya bir başka kamu kuruluşu tarafından inşa edilse dahi, proje ve şartnameleri inceleyip tasdik etmek yetkisi gene DLHİ'de. Ulaştırma Bakanlığı bünyesindeki bu kurumun, Nato Enf'in proje ve şartnamelerini uygun bulmadığı için tasdik etmeyi red'ettiği komisyonumuza gelen bilgiler arasındaydı.

Cevaplandırılmayan soru şu: İşin asıl sahibi DLHİ. Ortada, DLHİ'den kaynaklanan bir gecikme de yok. Zaten Haziran 1997'de ihale ilânı yayına hazır. Öyleyse neden, birim fiyatları DLHİ'nin birkaç katı olan Nato Enf -sahte bir gerekçeyle- gecikme ileri sürülerek, yeni bir İcra Komitesi kararıyla görevlendiriliyor?

Kurtköy için, konuşma yapmak üzere ben kürsüye gelmeden önce, Anaplılar, oturdukları sıraları terk edip, kulise çıktılar. Sade bir milletvekili olmama rağmen, bu kadar önemli bir etki yarattığımdan dolayı, kendi kendimi tebrik ettim. Ya salonu terk edeceklerine beni alkışlasalardı. Asıl o zaman görevimi yapamıyorum diye çok üzülürdüm.

Sahilyolu

Anaplı sözcüler, yatırımları övdüler, meselâ Karadeniz sahil yolu konusunda da, işin doğru olduğunu savundular.

Oysa kimse "yol yapılmasın" demiyor, "yolsuzluklar yapılmasın" istiyor.

Karadeniz sahil yolu meselesi de haftalarca basının gündemini işgal etmişti. 16 firma davet edilmiş, 15'in arasında işin paylaştırıldığını bizzat sorumlu bakan Yaşar Topçu, TGRT'deki bir programda söylemişti. Zaten 16'ncı firma Enka da, bilahare Körfez geçişi "ihalesi" ile mükâfatlandırılmıştı.

MHP İstanbul milletvekili Mustafa Verkaya, buradaki usulsüzlük ve yolsuzluğun altını çizince Yaşar topçu onu yalancılıkla itham etti. Oylama sonunda Topçu, 174 kabul, 177 red ve 185 katılmayan milletvekili oyu ile "aklandı".

GSM meselesi

Yılmaz, bugün piyasa değeri 19 milyar dolar olarak tahmin edilen Turkcell'e, bundan iki yıl önce, sadece 500 milyon dolara, 25 yıl için lisans vermişti.

Oysa, Anayasa Mahkemesi, 406 sayılı kanunun geçici 6'ncı maddesini iptal ettiği için, hükûmet, lisans ücretini yeniden belirleyebilirdi. (Geçici 6'ıncı maddede "gelir paylaşımı esasına dayalı sözleşmelerin, lisans sözleşmesine dönüştürülmesinde -bu sözleşmelerdeki lisans esasına geçişle ilgili hükümler saklı kalmak üzere- Bakanlar Kurulunca karar verilir" deniliyordu. "Hükümler saklı kalmak üzere" bölümü, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilince, 1993'te imzalanan ve lisans devir sözleşmelerindeki bedeli 500 milyon dolar olarak belirleyen maddenin de bir hükmü kalmamıştı.)

Kaldı ki, 1993'te imzalanan gelir paylaşım sözleşmesinde 200 bin abone için 500 milyon dolarlık bir bedel tesbit edilmişti. Abone sayısı bu kadar artınca ve üstelik artma potansiyeli böylesine ortadayken, elbette, devleti zarara sokmamak için daha yüksek bir fiyat belirlenebilirdi. Ayrıca, lisans devri, 1993'teki sözleşmede 15 yıllıktı. 500 milyon dolarda hiçbir artış olmadan süre 25 yıla çıkarıldı.

Ortada bu kadar usulsüzlük, yolsuzluk varken, bu peşkeşi yazamayan zavallı bir gazeteci, gene bana satışmış. Zavallıcık, Hürriyet'in çarpıtılmış haberine bakarak sanıyor ki, FP grubu benim yüzümden karıştı. Hayır. Zira ben hem Çete ve Türkbank oylamasında, hem de Kavakçı meselesinde, partinin ve teşkilâtın genel temayüllerine ters düşen bir tavır sergilemedim.

İşin farklı boyutları var. Ama şimdilik susuyorum. Zaten sütunumu, bir fikir özürlüsüne cevap vermek için kullanmayı zait ad'ediyorum.

Not: Hürriyet Merve Kavakçı'yı benim Meclis'e soktuğum havasını yaymaya çalışıyor. Oysa İstanbul vilayetinin yemin sırası gelince Merve yemin etmek istemiş, ben de kendisine "Sen karar ver, ben seni desteklerim, zira teşkilatımıza seni yalnız bırakmayacağım sözünü verdim" dedim. Ayrıca, FP grubunda sadece tek kişi biçimsiz konuşma yaptı, sonra benden özür diledi.


1 TEMMUZ 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Nazlı ILICAK

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...