T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
İyi ki Türk gazetecisiyiz!..

Türkiye'ye gelip, belirli bir süre kalmayı planlıyan, bir yabancı ülke gazetecisi olduğunuzu düşünün..

Diyelim ki, iki hafta kalacaksınız.. Çeşitli ilgili ve bilgili çevrelerden insanlarla görüşüp, Türkiye'deki siyasî ve ekonomik tablonun, çeşitli açılardan görünümünü saptayacaksınız..

Sonunda, bilgisayarın başına geçip, notlarınızı "haber-analiz" biçimine dönüştürme noktasına gelince, acaba "herşey"i nasıl toparlardınız..

Birincisi, her alanda, "müthiş başarısız" bir koalisyon iktidarı var..

Hem sosyo-politik yapıyı, hem ekonomiyi iflasa sürüklemişler.. Toplum yoksullaşmış, işsizlik dayanılmaz ölçülere çıkmış..

Ayrıca, bu koalisyonun ortakları hem birbirleriyle en temel konularda kavga ediyorlar.. Zaten mevcut olan ekonomik krizi, kavgaları ile, sürekli tırmandırıyorlar..

Hem de bu ortaklardan bazıları, devlet kurumları ile, veya ülke ekonomisine tedbir koyan İMF ile, kavga ediyorlar..

Normal olarak, haber-analizinize, "Türkiye'de her an devrilmesi muhtemel bir koalisyon iktidarı var" cümlesi ile başlardınız..

Ve bu başlangıç ile, yazacağınız haber-analiz, başından yanlış olurdu..

Arkasından, Türkiye'deki siyasal yelpazeyi ve iktidar-muhalefet ilişkilerini irdelerdiniz..

Bakardınız ki, şu anda Türkiye'de muhalefeti oluşturan partileri, medyanın büyük bölümü "yok" sayıyor..

"Saadet"e "takiyyeci" damgası vurulmuş.. DYP haberlerine yer verilmiyor.. Yeni parti kurmaya çalışan Tayyip Erdoğan hakkında "ayıplı" yıpratma kampanyaları açılıyor.. Ne HADEP'e, ne LDP'ye yer veriliyor haberlerde..

Aramaya başlardınız, Türkiye'deki "muhalefet"in nerede olduğunu..

Ve karşınıza "muhalefet lideri" olarak sunulan, koalisyon ortağı Mesut Yılmaz çıkardı..

Türkiye'nin 10 yıldır kötü yönetildiğini.. Derin devletin, insan haklarını ve düşünce özgürlüğünü engellediğini.. Ekonominin iflas ettiğini söyleyen bir "iktidar sahibi muhalefet" olarak, size Mesut Yılmaz sunulurdu..

Bilgisayarın başında, kara kara düşünürdünüz..

-Ben bu saçma-sapan siyasal tabloyu okurlarıma anlatırsam, benim fazla içip, sapıttığımı düşünürler, diye ürkerdiniz..

Yanınıza bir çevirmen alıp, televizyon haberlerinden durumu anlamaya çalışırdınız..

Karşınıza, her basamakta sendeleyen bir başbakanın görüntüsü çıkardı..

Bu görüntüyü, önce, emeklilikle ilgili bir habere ilişkin zannederdiniz..

Sonra anlardınız ki, bu kişi ülkenin başbakanıdır.. Ve televizyonda, övünerek, "bu yıl da tatil yapmayacağım" demektedir.

Kısacası, Türkiye'yi dış dünyaya yansıtan yabancı gazetecilerin durumu böyle..

Zaten, Batı'nın etkili ve seçkin gazetelerinde Türkiye hakkındaki haberlerle yorumları okuyunca, bu durumu çok iyi görüyorsunuz..

Bereket biz Türk gazetecileriyiz..

Denizdeki balıklar gibi olduğumuz için, kendi ülkemizdeki gariplikler bize normal geliyor..

Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın "muhalefet lideri" rolü oynamasını, hiç garipsemiyoruz..

Biz başka ne saçmalıklar görmedik ki?

ŞAKA

Araya mesafe koymak!..

Bakmışlar ki, Temel 2 metre uzunluğundaki bir ağızlığın ucuna taktığı sigarayı içiyor..
Sormuşlar Temel'e..
-Neden sigara ağızlığın bu kadar uzun..
Açıklamış Temel..
-Doktorum bana, sigaradan uzak dur, dedi..
KISSADAN HİSSE- Koalisyon ortakları da, hep krizlerden uzak durmuyor mu? İşte öyle birşey..

GERÇEKLER

Hapşırınca kalbiniz de durur!.

"Türkiye'nin gerçekleri"ni nasıl olsa hepimiz biliyoruz ve bunlardan bir bölümünün varlığını kabul ediyoruz..

Mesut Yılmaz da öyle değil mi?

Şimdi "Ulusal Güvenlik" kavramını açarak, gerçeklerin bir bölümüne giriyor.

Ama başkaları "Enerji ihaleleri" dosyalarını açınca, "Bu demokrasiye yönelmiş bir tehdittir" demiyor mu?

Bu durumda, "Türkiye gerçekleri" yerine, Dünya gerçekleri"ne dönelim biraz..

İşte birkaç tane gerçekten gerçek!..

Bunları okuyunca, neler bildiğinize sizler de şaşıracaksınız..

  • İlk defa 1903'te imal edilen ilk Harley Davidson motorsikletinin karbüratörü, bir domates salçası konservesinin teneke kabıydı..

  • Aktör Humphrey Bogart, Prenses Diana'nın 7'nci dereceden kuzeniydi..

  • Coca-Cola'ya boya katılmazsa, rengi yeşil olurdu..

  • Televizyon reklamlarındaki süt, tiner katılarak inceltilmiş beyaz yağlı boyadır..

  • Devekuşları başlarını, gizlenmek için değil, su aramak için toprağa gömer.

  • Doğum sırasında kesilen göbek bağı, damar transplantasyonlarında yeniden kullanılır.

  • Sabah yenilen bir elma, kahveden daha çok uyandırıcı etki yapar.

  • Hapşırdığınız zaman, bütün fonksiyonlarla birlikte, kalbiniz de durur..

  • Diş fırçası, 1498'de icad edildi..


  • 12 Ağustos 2001
    Pazar
     
    MEHMET BARLAS


    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED