|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Amerikan halkının, uğursuz terör eylemlerine muhatap olduğu 11 Eylül gününden beri müthiş rahatsız ve öfke dolu olduğunu tahmin etmek herhalde güç değil. Pearl Harbor'u dışarıda bırakırsak ilk kez kendi topraklarında saldırıya uğradı ABD; bir kaç bin kişi terör eylemlerinde hayatlarını kaybetti. ABD ekonomisi de darbe aldı saldırılardan; bu, her Amerikalının kesesini kaçınılmaz biçimde etkileyecek. Can ve mal kaybına uğrayan her toplum gibi, Amerikan toplumunun da, kendisini tecavüze uğramış hissedip huzurunun kaçması ve öfkelenmesi doğal. Bush yönetimi, huzuru kaçmış, öfkeli Amerikan halkının hislerini istismar ederek, tarihin en haksız ve adaletsiz, sonuçları itibariyle de dünyayı 'cilalı taş devri' şartlarına geri götürebilecek büyük bir dinler savaşına doğru sürüklüyor. Her yasa dışı eylemin hukukî sonucu veya sonuçları olur. 11 Eylül günü Amerikan topraklarını kana bulayan, dört uçağın yolcularını, o sırada ikiz kulelerle Pentagon'da bulunan binlerce insanın hayatına kasteden saldırıyı gerçekleştirenler yargılanıp en ağır cezalara çarptırılmalılar... Terör eylemi karşılıksız kalmamalı. Ancak, böylesine ustalık işi, karmaşık, yüksek teknoloji kullanılan, müthiş bir planlama zekâsı ve hatasız bir icra gücü gerektiren, birbiri içine geçmiş dört eylemin 'fâilleri' kim? Bu soruya verilen "Üsame bin Laden ve örgütü üyeleri" cevabı hiç tatmin edici değil. Eylemin üzerindeki giz perdesini kaldırması beklenenler her geçen günle yeni çelişkiler ortaya çıkmasına engel olamıyorlar. Cevabı verilemeyen onlarca soru var. ABD adalet bakanı, "Böyle olaylarda, mahkemelerin istediği kesinlikte delil aranmaz" deyiverdi. Oysa, esas böyle olaylarda, yargı usullerinin titizlikle tâkip edilmesi beklenir. Washington o bildik "Önce asalım, sonra kılıfına uydururuz" kovboy mantığıyla hareket ediyor ve daha korkuncu, bütün dünyanın da, Bush tarafından adı 'Haçlı Seferi' konulmuş bu haksız ve adaletsiz öç alma harekâtının peşine takılmasını istiyor. Başkan Bush'un Kongre'de yaptığı konuşmada, dünyaya dönüp, "Bir karara varmanız şart: Terörle mücadelemizde ya bizimlesiniz, ya da teröristlerin yanında" ölçüsünü koyması da, cepheleşmeyi, Ortaçağlar'da yaşanan Haçlı seferberliği zeminine oturtacak keskinlikte. Kovboy filmlerinde, kasabadaki 'kirli düzeni' sürdüren güçler, yeni birinin dengeyi bozma ihtimali devreye girdiğinde, ortaya darağacı kurar ve başağrıtan kişiyi sözde bir mahkemede yargılayıp sallandırırlar. Bush'un ve kendisine destek verenlerin yapmak istediği bu; bir temel farkla: Bildiğimiz anlamda bir yargılamaya da lüzum görmüyorlar... Oysa, şu aşamada, dünyayı kana bulayacak bir mâceraya atılmadan önce, kasabada olan bitenlerle ilgili olarak kovboyun kendisinin hesaba çekilmesi gerekiyor. Milyarlarca dolar sarf eden istihbarat birimlerinin en az dört tim tarafından gerçekleştirilmiş eylemleri neden önceden haber alamadığını açıklamalı sözgelimi. 'Eylemci teröristler' diye ilân edilenler arasında, uzun yıllardır ABD'de yaşayan, askerî tesis ve üslerde eğitilmiş insanlar var; eğer gerçekten 'eylemciler' o kişilerse, niyetlerinin kötülük olduğu neden farkedilmemiş? Havaalanlarındaki güvenlik boşlukları, uçaklardaki sistemle kulelerdeki aksamalar nereden kaynaklanmış? İlk andan bugüne yetkili çevrelerden iletilen bilgilerdeki çelişkilerin sebebi ne? Bu sorulara verilecek cevaplar, Üsame bin Laden'e yönelik suçlamalara hak da kazandırabilir ve başkan Bush'un kurmaya çalıştığı koalisyona ilgiyi artırabilir. Ancak, niyetin, uluslararası kamuoyunu ikna yoluyla, hak ve adalet ilkeleri gözetilerek, hukuk çerçevesi içerisinde kalınarak suçun ortaya çıkartılması ve suçlunun cezalandırılması olmadığı belli. ABD'nin istediği, huzursuz Amerikan halkının öfkesi üzerinde oynayarak ilkel bir öç alma töreni gerçekleştirmek... 'Vahşi Batı' yöntemleriyle... Kasabanın çirkin kovboyunu durduracak bir Red Kit aranıyor...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |