|
|
|
|
Durup dururken Başbakan Bülent Ecevit yine konuştu. Her konuştuğunda "ülkemizin biraz daha fakirleşmesine" neden olan Ecevit, DSP Grup toplantısında, "Şimdi Başbakanlıktan ayrılır da içinde bulunduğumuz koşullarda bir hükümet bunalımına neden olursam, bunun hesabını ulusa ve tarihe veremem. Hükümet ortaklarımız da aynı anlayış içindeler. Şimdi başta gelen görevimiz ekonomiyi bir an önce esenliğe çıkarmaktır." demiş. Aynı Ecevit, son MGK toplantısından sonra da, "MGK toplantıları gizlidir, açıklayamam" demiş ve hepimizi hayrete düşürmüştü. Bu cümleyi kullanan zat, bir hafta önceki MGK toplantısını terk ederek, orada geçen tartışmayı, iki gün boyunca ve her fırsatta "Cumhurbaşkanı Sezer beni azarladı, hayatımda böyle bir "küstahlık" görmedim" diyerek anlatan zat değildi sanki. Ecevit'in son zamanları biraz "anlaşılmaz" geçiyor. Şu an Türkiye'de bulunan herkes, hükümetin görevini yapamadığına, kaç yıldır halktan sürekli "fedakarlık" bekleyip, halkı aldattığına ve halkı daha da fakirleştiğine inanıyor. Ağzını her açtığında ülkeyi yeni bir "krize sokan", borsanın düşmesine ve piyasanın allak bullak olmasına sebep olan Başbakan Ecevit ve hükümetin diğer üyeleri ise yine "anlaşılmaz" bir şekilde "koltuklarına yapışmış" bir durumda, "Ekonomiyi rayına oturtacak ve ülkeyi düze çıkaracağız" diyorlar. İşçisinden işadamına, emeklisinden ev kadınına, memurundan subayına, tüccarından çiftçisine kadar herkes "bunların bir şey yapamayacağını" görmüş durumdalar ve bir an önce hükümetten çekilmelerini bekliyorlar. İğneden ipliğe zam gelecek
Ecevit, yaptıklarını hatırlamıyor mu acaba? "Görevimiz ekonomiyi bir an önce esenliğe çıkartmaktır" derken, "ekonomiyi batırıp içinden çıkılmaz hale soktuk" demeyi unutuyor. "MGK toplantısı gizlidir" derken, bir hafta önce, MGK toplantısı sonrası "ağzını açıp gözünü yumduğunu", ülkeyi bir anda "derin bir krize" soktuğunu unutuyor. "Ecevit için normaldir, unutabilir" denebilir. Buna karşılık, "esenliğe çıkarmak" sözü, Ecevit'in hiçbir zaman "unutmadığı" ama asla da "uygulayamadığı" bir sözcüktür. Ecevit, 70'li yıllarda, "halkı esenliğe çıkarmak" adına "fakirlik edebiyatı" yaparak "politik çıkar" peşinde koştu. Kendisine, "halkçı Ecevit" adı yakıştırıldı ama Ecevit'in iktidarda ya da iktidar ortağı olduğu dönemlerde, halk hep "kazık" yedi. Ecevit yönetimdeyken, halk "margarin kuyrukları, tüp gaz kuyrukları, şeker, sigara kuyruklarında" zaman geçirir, ülke "üç beş dolara muhtaç" kalırken, karaborsacılar, vurguncular, kara paracılar "esenliğe" çıkıp zenginliklerine zenginlik katıyorlardı. Bugün de öyle olmuyor mu? Hükümet başaramadığı "istikrar tedbirlerinin" bedelini kendi ödeyeceğine halka ödetiyor. Piyasada oluşacak olan "devalüasyon oranı" kadar zammı, başta petrol, doğal gaz, elektrik gibi ürünlere uygulayacak. Bir çok malın girdisi olan bu zam diğer zamları "tetikleyecek" ve halkımız "Ecevit'in zam yağmuru" altında kalıp "bayram hediyesini" biraz daha "fakirleşmiş Türk halkı" olarak alacak.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |