T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

28 Şubat'ın 4'üncü Yıldönümünde Halimiz...

Post-modern darbe ya da '28 Şubat Süreci' denilen sürecin Türkiye'yi getirdiği noktaya hep birlikte bakıyoruz.

Tam bir çöküntü ve umutsuzluk tablosu ile karşı karşıyayız.

Ülke ekonomisi ve insanların moralleri tam anlamıyla yıkılmış durumda.

Ama bana kalırsa asıl yıkılan '28 Şubat Süreci'...

Ortada iyimser olacak herhangi bir şey yok. Ama ben iyimserim.

Evet... '28 Şubat darbesi'nin ülkeyi getirdiği noktada durum feci...

Bu süreçten sadece başları örtülü olduğu için okuma özgürlükleri engellenen,farklı düşündükleri için cezalara çarptırılan, hayatları karartılan insanlar zarar görmüş değil. Onlar inançlarının gereğini yaptılar ve bunun bedelini ödediler. Hala da ödüyorlar.

Bu süreçten bütün toplum, bütün kurumlar, bütün ülke zarar gördü.

Dikkate alınmayan ulusal irade, otomatiğe bağlanan siyaset, uydulaştırılan ve liderlere bağımlı kılınan politikacılar, askerlerin verdiği brifinglere katılarak kendi bağımsızlığına boş veren yargı; yine brifinglerle, andıçlarla, manipulasyonlarla, düzmece belgelerle, gönüllü ihbarcılıklarla, toplumun haber alma özgürlüğüne darbe vurarak gerçek gazeteciliği ortadan kaldıran medya.

'Şeriat tehlikesi' ileri sürülüp, insanlar korkutulurken kısıtlanan özgürlükler, bu bahane ile getirilen yeni yasaklar.

Bu bahane ile çözüme kavuşturulması engellenen sorunlar. Bu gerekçeyle sürekli ertelenen Avrupa Birliği hayali... Bu ortamda hortumlanan trilyonlar, milyar dolarlar...Yolsuzluklar, pislikler...

Yani durum bundan daha kötü olamaz.

Topun yere vurduğu anı yaşıyor gibiyiz.

Ama ben yine de iyimserim.

Evet durum ortada...

28 Süreci'nin oluşturduğu 'yapay' ulusal iradenin ortaya çıkardığı 'yapay koalisyon'un icraatları da ortada.

Bu icraatlar sonucunda memleketin geldiği nokta da...

Her ne kadar bu hükümet, olumsuzlukları, başarısızlıkları, beceriksizlikleri ve soygunları dikkate almıyor ve " onlar hariç başarılıyız " demeye devam ediyorsa da, buna kendilerinden ve hala onların suyundan gitmeye devam eden 'illizyonist' medyadan başka inanan kalmadı.

Çünkü 'illizyonist' medya halka moral vermek bahanesi ile yalan söylemeye devam ediyor. İşlerin süratle yoluna girdiğini müjdeliyor.

Demek ki hala Hükümet'ten bazı alacakları var...

Buna rağmen aynı medya kuruluşları, bir yandan da krizin nasılsa kendilerini de vuracağını bildikleri için gazeteci kıyımı yapıyorlar.

Şimdiye kadar basın tarihimizde görülmedik sayıda basın çalışanı işlerinden ediliyor, mesleklerini yapamaz hale getiriliyor.

Üstelik de başta 212 Nolu Basın Yasası olmak üzere, yasalar çiğnenerek ve her türlü etik değer yerle bir edilerek...

Aslında İllizyonist Medya da tam bir panikte... Bu sürecin, yani gazetecilik yapmak yerine 28 Şubat şakşakçılığı yaparak devletten nemalanılan bu 'antıgazetecilik süreci'nin bittiğinin onlar da farkında.

Devletin artık onları fonlayacak, besleyecek parası kalmadı. Olsa da, artık İMF buna müsaade etmeyecek...

İşte ben bu noktada yine iyimserim.

Bu panik, büyük medyanın patronlarının, aslında gazeteciliği sadece bir çıkar ilişkisi aracı ve kudret göstergesi olarak kullandıkları gerçeğini bütün açıklığı ile gözler önüne seriyor.

Gerçek gazeteciliğe döneceklerine, gazete satarak para kazanmanın dürüst yollarını araştıracaklarına, tam tersi canhıraş bir telaşla dergi, yayın, bölge eki, büro kapatıyorlar.

Yani habercilikten, gazetecikten süratle vazgeçiyorlar.

Aslında 28 Şubat'ta bırakmışlardı gerçek gezeteciliği...

Şimdi bir geçiş süreci yaşıyoruz...

Ben o nedenle iyimserim.

Son mali krizler ve onların sayesinde anlaşılan ekonomik ve siyasi çöküntü artık işlerin böyle yürüyemiyeceğini haykırıyor.

Bakmayın siz, burunlarının ucunu bile görmekten aciz iktidar sarhoşlarının laflarına.

Ellerinde hiçbir yetki ve erk kalmadı artık.

Bu nedenle iyimserim.

Bütün ipler uluslararası para patronlarının elinde.

28 Şubat'ın 4'üncü yılında geldiğimiz noktaya bakın.

28 Şubat'tan bu yana kaç yılı boşa harcamış Türkiye.

Dört yıldır batmakta olan bir ülkeyi yalanlarla getirdikleri noktaya bakın.

Onların batırdıkları ekonomiyi ve ülkeyi İMF kurtarmaya çalışıyor. Nasıl bir kurtuluşsa bu?

Fakat 28 Şubat Süreci'ni de kim dinler artık?

Kuşkusuz insanlarımız yeni ve daha acılı bir sürece giriyor. Ama ben yine de, bu deprem sayesinde başta medya olmak üzere bazı şeylerin değişeğini sandığım için umutluyum.

Fakat topun birdenbire zıplayacağını da sanıyor değilim!..


1 Mart 2001
Perşembe
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED