T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Bu Başbakan'la buraya kadar

Aslında bayağı "naiv" adam. Oturuşu, kalkışı, yürüyüşü, ses tonu... Onu ele veren, aslında sesindeki kalıtsal çatlaklık. Nasıl derler, sosyal demokrat çatlağı... "Lütfen bu hanıma haddini bildirin!" derken de, "Rahşan, canım" diye ünlerken de aynı ses, aynı tını...

Biraz da saf tabii.

Durduk yerde ortaya bir şey atar; bir iddia sözgelimi, bir söylenti, bir ifşaat; ama "fikri takip" melekeleri gelişmediği, daha doğrusu saflıkla ürkeklik arası bir "halet"i yaşadığı için, iddiasının altında ezilir.

Sonra döner, hiçbir şey olmamış gibi (gerçekte hiçbir şey olmamıştır), o iddia doğrultusunda siyaset üreten gariban muhalifleri refüze eder...

"Ele verir" diyeceğim ama, bütün saflığına, bütün beceriksizliğine karşın, Ecevit'te hâlâ törpülenmemiş "insan" bir yan bulunduğuna inanıyorum...

O ne idüğü belirsiz "inançlara saygılı laiklik" anlayışıyla Cumhuriyet tarihinin en büyük "linç kampanyası"na (Merve Kavakçı olayı) imza atmış olsa da, onu benzerlerinden ayıran önemsiz, ufak tefek hususiyetlere sahip; kötü yönetici/iyi niyetli aydın, dürüst politikacı/başarısız devlet adamı, hayalci kolejli/korkak savaşçı gibi.

Ve solcu...

Geçmişte CHP'yi "yeterince sol tepki" koymamakla suçlardı.

Sol tepki, Ecevit'e göre, "kolhoz" ve "kooperatif" ekonomisini savunmaktı.

Bu nedenle, CHP'lilerin utangaç bir biçimde dile getirdikleri karma ekonomiye bulanmış "serbest piyasa ekonomisi"ne karşı çıkıyor, "solda sağlıklı bütünleşme"nin adresi olarak DSP'yi gösteriyordu.

DSP'nin solculuğu ise "Atatürk solculuğu"ydu ve meşruiyetini Atatürk devrimlerinden almaktaydı. (Bunu, Atatürk devrimlerinin "gereksiz" ve "biçimsel" olduğunu ileri süren biri söylüyor, dikkatinizi çekerim!)

Aynı zamanda şair...

Şiirin imgeden, alegoriden, eğretilemeden mamul bir "söz sanatı" olduğunu kavramaktan uzak bir şair üstelik.

Kötü bir şair.

Ülkeyi de kötü yönetiyor.

İlk Başbakanlık alıştırması vatandaşa "yokluk" ve "kuyruk" olarak yansımıştı; üçüncü ve son alıştırmasında ise ülkeye görüp göreceği en büyük ekonomik krizi tattırdı.

Gerçi, "Başbakanlıktan ayrılır da içinde bulunduğumuz koşullarda bir hükümet bunalımına neden olursam, bunun hesabını ulusa ve tarihe vererem" diyor ya, kulak asmayın...

O da farkında.

Bu hükümet bitmiştir.

Bu Başbakan'la, bu yönetim anlayışıyla Türkiye'nin varıp varacağı bir yer kalmamıştır.


1 Mart 2001
Perşembe
 
M. ERTUĞRUL YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED