|
|
|
|
Postmodern "28 Şubat" darbesinin üzerinden bir yıl daha geçti. Klasik darbelerden postmodern darbelere yöntemde bir değişme olsa da Türkiye "darbeler ülkesi" olmaktan bir türlü kurtulamadı. Çok partili demokratik sistem benimseneli elli yılı aştı. Ancak bu sürede "demokrasi" dört defa kesintiye uğradı. Türkiye "demokrasi özürlü" bir ülke oldu. Türkiye'de Tanzimat'tan bu yana "şeffaf", "dürüst" ve "adil" bir yönetim kurmaya çalışan Anadolu insanının yolu dayatmacılar tarafından hep kesildi. Son darbe "28 Şubat"ta medyanın işbirliğiyle yapıldı. "Postmodern" darbe yaptık diye övünenler "Meclis"siz ve "muhalefet"siz bir "hükümet"le ülkeyi yangın yerine döndürdüklerini açık seçik gördüler. "Postmodern" darbe günlerinde Başbakanlık'taki çalışmalara katıldım. Dönemin Başbakanı Erbakan her hafta bir "tedbir paketi" açıklıyarak, bir yandan devletin gelirlerini artırmaya, diğer yandan da giderlerini azaltmaya çalışıyordu. İlk defa o dönemde özelleştirme için adeta bir seferberlik ilan edilmişti. "En kolay ve en hızlı özelleştirme Hazine'nin elindeki arsaları satmaktır" denilerek, ülkeye kaynak sağlamada rekor kırılmıştı. İlk defa "Arsa Ofisi", "Milli Emlak" ve "belediye"lerin elindeki arsaların dökümünü yapmak için Başbakanlık'ta bir "bilgi merkezi" oluşturulmuştu. Hükümet "denk bütçe" yapmayı vazgeçilmez bir hedef haline getirerek, kamu harcamalarını denetim altına almıştı. KİT kaynaklarının istismarını önlemek için "ortak havuz" uygulamasına gidilmişti. Erbakan ekonomiye bir disiplin getirerek, Hazine'nin borçlanma hacmiyle birlikte, borç maliyetlerini de düşürmüştü. Ayrıca borçlanma vadesi de uzatılmıştı. Hükümet iç politikada olduğu gibi, dış politikada da edilgen değil, aktif olmaya çalışıyordu. AB'de pazarlık gücünü artırmak için D 8'ler altında yeni bir örgütlenmeye gidilmişti. İç politikadaki canlılık dış politikaya da yansımıştı. Erbakan toplantılarda "Ekonomik sorunları çözersek, ülkedeki bütün kesimlerin desteğini alırız" diyordu. Ekonomik alandaki başarı, siyasi alandaki başarısızlığın sebebi oldu. Erbakan ekonomik alanda başarısız olduğu için değil, başarılı olduğu için, istifa etmek zorunda kaldı. İktidarını demokratik ilkelerin çiğnenmesini savunmaya borçlu olan Ecevit, yine bir Şubat ayında başka bir "postmodern" darbeye muhatap oldu. O da ekonomik alandaki başarısızlığından dolayı istifa etmek zorunda kalacak. Erbakan'ı ekonomik alandaki başarısı yıkmıştı. Ecevit'i de ekonomik alandaki başarısızlığı yıkacak. Türkiye'nin geleceği için "darbeli demokrasi"nin "negatif seleksiyonu" yerine "katılımcı demokrasi"nin "pozitif seleksiyonu"nun geçmesi gerekir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |