T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Demokrasi kendiliğinden gelmez...

Siyaset niçin önemli? Siyaseti 'idare'den ayıran temel fark nedir? Bu sorulara verilecek cevaplar giderek daha belirleyici olacak siyasi hayatımızı anlamak için.

Yolsuzluklar temelinde ortaya çıkan temel eksenin, yatay kesen bir eksen olduğu görülüyor artık. Yolsuzlukların üstünü örtmeyi istikrar adına benimseyenler ile yolsuzlukların önlenmesi ile demokratikleşme arasında doğru orantılar olduğunu savunanları ayrıştıran temel bir eksen olduğu çıplaklaşıyor. Yıldönümünde olduğumuz 28 Şubat konusundaki tutumlardan, Türkiye'nin küresel dünyanın dinamikleri karşısında nasıl bir tavır geliştirmesi gerektiğine kadar bir dizi pozisyonla da bağlantılı bu durum.

Cumhurbaşkanı Sezer'in Devlet Denetleme Kurulu (DDK) ile yolsuzlukların üstüne gitmesinin belirginleşmesiyle, yolsuzlukların bu ülkenin başbelası olduğunu düşünenleri yatay kesen bir eksen de çıktı ortaya. Bu eksen şuna işaret ediyor: yolsuzlukların siyasi olan ya da olmayan süreçlerle temizlenmesinin demokrasinin önünü açacağını söyleyenlerle, yolsuzlukların siyasi olmayan irade ve süreçlerle temizlenmesinin demokratikleşmeyi değil bir başka açıdan otoriterleşmeyi getireceğini söyleyenler...

Bu köşede, yolsuzlukların 'siyasetin iç dinamikleri' ve 'araçlarıyla' temizlenmesi gerektiğini defalarca söyledik. Çünkü, yolsuzlukların temizlenmesinin doğrudan demokrasiyi getireceği gibi bir varsayım çok doğru değil. Ayrıca dünyada yolsuzlukları son derece otoriter yöntemlerle temizlemiş ve yolsuzlukları temizleme metodlarını içselleştirerek demokratik rejimi iyice hırpalamış bolca model var. Gelişmiş demokratik rejimler ise yolsuzlukları 'siyasetin dinamikleri' ve 'siyasi araçlarla' temizledikleri için, yolsuzlukların temizlenmesi yoluyla demokrasilerini daha çok güçlendirmiş oluyorlar.

Cumhurbaşkanı'nın DDK'yı devreye sokmasıyla ortaya çıkan Başbakan kaynaklı 'devlet krizi' ve buna bağlı yarılma, gözlemcileri 'taraf' olmaya doğru hızla öteledi. Bu durumda bu ülkede değişim ve demokrasi isteyenlerin yolsuzlukların üstüne gidilmesini arzulamamaları düşünülemeyeceğine göre, değişim ve demokrasi isteyenlerin kendilerini Cumhurbaşkanı Sezer ile aynı safta hissetmeleri kaçınılmaz oldu. Kuşkusuz bu bir 'duygusal birliktelik' olarak halkın büyük çoğunluğu da arkasına almış bulunuyor. Fakat 'sistem analizi' yapmak durumunda olanlar daha dikkatli olmak zorundadırlar.

Cumhurbaşkanı Sezer'in DDK'yı devreye sokarak yolsuzlukların üstüne gideceğini söylemesi son derece olumlu ve haklı bir adımdır. Fakat bu adım eğer koskoca bir siyasi yapı içinde tek başına kalıyorsa anlamlı değildir. Anlamlı olmaması Cumhurbaşkanı'nın tavrını boşa çıkarmaz ve bu adımdan geri adım atılması gerektiğinin söylendiğini göstermez. Bütün mesele Cumhurbaşkanı'nın 'siyaset-üstü' bir konumda olması ile yolsuzlukların temizlenmesi için gereken asıl şeyin 'siyasi irade' olması arasındaki farkta gizlidir. Eğer yolsuzlukların temizlenmesi için siyasi dinamikler ve araçlarla bir hareketlilik oluşturulamıyorsa, bu durumda siyaset-dışı yollarla yolsuzlukların temizlenmesi, otoriter yöntemlerin piyasasını artırır ve güçlendirir.

Dünyada yolsuzlukları otoriter yöntemlerle çözmeye yönelen pekçok model vardır. Bu ülkelerde yolsuzlukların üstüne gidilmesi kendiliğinden demokrasiyi getirmemiştir. Tam tersine halk nezdinde son derece meşru bir etki yaratan yolsuzlukların temizlenmesinden alınan güçle otoriter yöntemler daha da derinleştirilmiştir.

Türkiye'de bugün yolsuzlukların temizlenmesi için görünen tek irade siyasi olmayan bir iradedir. Üstelik bu iradeyi yolsuzlukları temizlemek üzere yola çıkmışken destekler gözüken diğer bir siyasi olmayan iradenin, yolsuzlukların temizlenmesinin meşruiyetini arkasına alarak 'ara rejim' formülleri kotarmaya çalıştığı bilinmektedir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Sezer'in yolsuzlukların temizlenmesi için gösterdiği çaba bu ülke için büyük bir umuttur ama bu siyasetin içinden bir irade ile 'öncelenmezse', kendi niyet ve sınırlarını aşarak, demokrasiye değil tersi yöne doğru hareketlenme potansiyeli barındırmaktadır...

Unutulmamalıdır; işin başında siyasi irade ve araçlar kullanılmazsa, ne kadar doğru işler yapılırsa yapılsın, demokrasi kendiliğinden gelmez.


1 Mart 2001
Perşembe
 
ÖMER ÇELİK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED