T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Devletler, bir anda nasıl yok olabilir?

Şu "tarih" denilen bilim dalını, okullardaki "başbelası bir ders" olarak algılayıp, geçer not aldıktan sonra unutulacak "ezber malzemesi" şeklinde görüyorsanız, bugün yaşanılanları anlamanız zordur..

Veya "arkeoloji" bilimine, mezar soygunculuğunun ya da toprak-altı kaçakçılığının kaynağı biçiminde bakıyorsanız, işiniz daha da zordur.

"İki kere iki dört eder" gibi bir gerçek var..

"Yarın"ı anlamak için, "dün"ü bütün boyutları ile bilmek şarttır..

İnternet'te bir site (www.learner.org/exhibits/collapse) var..

Bu sitede sergilenen arkeolojik bulgular, arkeologların, "uygarlıklar nasıl yok olur" sorusuna aradıkları cevapları veriyor..

Yapılan kazılarda, dünyanın çeşitli yörelerindeki (Latin Amerika, Mezopotamya, Afrika) yok olmuş uygarlıklar inceleniyor.

Örneğin 9'uncu yüzyıla kadar, şimdiki Guatemala, El Salvador, Honduras ve Meksika topraklarına hükmeden "Maya İmparatorluğu", bir anda yok olmuş.. Kazılarda, M.S.822'den sonra, Maya kentlerinde hiçbir yeni yapılanma olmadığı saptanmış.

Neden, nasıl yok olur bir uygarlık?..

Bir devlet, tarihte nasıl buharlaşır?..

Tarihçiler ve arkeologlar, bir "devletin devam edebilmesi" için, şu asgari koşulların var olmasını ön-şart olarak görüyor..

1- O devletin yurttaşlarının, temel biyolojik ihtiyaçlarının sağlandığı bir ortamın var olması.. Yani, besin, su, konut ve sağlık gibi alanlarda problem olmaması.

2- Üretimin ve dağıtımın yapılabilmesi.. Üretilenin, tüketicinin eline ulaşabilmesi..

3- Nesillerin devam edebilmesi.. Evliliklerin, ailenin yasal güvenceye bağlı olması, çocukların doğabilmesi..

4- Eğitimin ve temel değerlerin, yeni kuşaklara verilmesi.. Kuşaklar-arası iletişimin olması.. İnsanların belirli yaşa geldikten sonra, topluma katkı sağlayacak donanıma sahip olarak hayata atılabilmeleri..

5- İç ve dış güvenliğin varlığı.. Yasaların bulunması.. Adalet cihazının varlığı.. Savunmayı sağlayacak bir orduya ve barışı sağlayacak bir diploması cihazına sahip olmak..

6- Toplumun motivasyonu.. Her yurttaş sabah uyandığı zaman kendisini neyin beklediğini bilmeli.. Yasalara ve kurallara neden uyduğunu bilinçle değerlendirmeli. Gelecekten bekledikleri konusunda, ortak bir heyecana ve ümide sahip olmalı..

Yapılan kazılardaki bulgular, tarih içinde yok olan uygarlıklarda ve buharlaşan kentlerde, yukarıda sıraladığımız koşulların bulunmadığını saptıyorlar..

Ne tür bir gelişme oluyorsa, bir anda bir kentte yaşam duruyor..

İlk işaretler, hiçbir yeni mimari yapıtın, hiçbir sanat ürününün görülmemesi ile alınıyor..

"Çöküş" veya "Yok oluş", çok hızlı bir sürede de olabiliyor, yüzyıllar süren bir dönemde de gerçekleşebiliyor.

Örneğin, savaş, kuraklık, doğal felaketler, salgın hastalık, aşırı nüfus yoğunlaşması, hızlı çöküntüler doğurabiliyor..

Bazan "iç sebepler", "dış sebepler"le birleşip, çöküşü çok hızlandırıyor..

Başta da söylediğimiz gibi, eğer "tarih"i başbelası bir "ders" ve "arkeoloji"yi yaşamın dışındaki bir uğraş olarak alıyorsanız, bu saptanılan gerçekler, sizi hiç ilgilendirmez.

Günleriniz, geyik muhabbetinden öteye geçmeyen "siyasi gevezelikler"e kurban olur..

-Ecevit mi, Demirel mi daha başarılı?

-Bütün kötü şeyler Özal'la başladı?

-Kokuşmuşluğun sonuna kadar üzerine gidilirse, ülkeyi yönetecek insan kalmaz.

-Şu dış yardım gelse de, herşey eskisi gibi olsa..

-Şeriatçılara karşı laiklik mücadelesi verilirken, elbet banka da hortumlanır..

Böyle, çok temel ve ilkeli düşünceleri tartışıp, seslendirerek, yaşamınızı geçirebilirsiniz..

Ama şu "tarih" bilimine kendinizi biraz verebilirseniz, aklınız biraz başınıza gelir..

"Aman hep birlikte buharlaşmayalım" diyerek, yurt ve dünya gerçeklerine, bilinçle ve bilgiyle sarılırsınız..

ŞAKA

Eleştiri mi, özeleştiri mi?

Sabah'ın sür-manşetinde önemli bir haber vardı.. Haberin başlığı şöyleydi.

-Orgeneral Kıvrıkoğlu krize teşhis koydu.. Genelkurmay Başkanı "Hortumlama olmasaydı, ülke krize girmezdi" dedi..

Sabah bu haberi, kriz teşhisini hafife almak için sür-manşete koyduysa, bu bir "eleştiri"dir..

Yok eğer Sabah'çılar, Org. Kıvrıkoğlu'nun teşhisine katıldıkları için bu haberi tepeye taşıdılarsa, bu bir "öz-eleştiri"dir..

BEKLEYİŞ

"Değişkenler" ve "sisli yarın"lar..

Önümüzde "bilinmeyenler"e bağlı olarak, "değişkenler"le geçecek bir dönem var..

Örneğin "Derviş Programı" eğer ciddi bir dış yardım desteği bulamazsa, önümüze yeni ve ağır şartlarla dolu, ek vergilerle bezenmiş yeni bir program daha gelebilir..

"Kriz", yeni aşamalardan geçebilir..

"Kokuşmuşluk" konusu da devletin ve siyasetin içindeki farklı eğilimlerin kavgasına dayalı olarak ele alınıyor.. Bu konu "Temizlik" yanlılarının ağır basması ile hızlanırsa, önümüzdeki dönemde pek muteber isimlerin de, adliye koridorlarındaki görüntülerine tanık olabiliriz..

Bunun gibi, "değişkenler"in etkileyeceği başka meseleler de var?

-DSP kongresinde, Ecevit "devam" diyecek mi?

-Fazilet Partisi, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılacak mı?

-Koalisyon ortakları, negatife dönük birlikteliklerini sürdürecekler mi?

Özetle, çok yoğun ve hiçbir ayrıntısı gözden kaçırılmaması gereken bir döneme giriyoruz..

Her bahardan sonra mutlaka yaz gelir doğada..

Ama toplum bilimlerinde, mevsimler aynı dizi içinde yer almayabilir.


25 Nisan 2001
Çarşamba
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED