|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hafta sonu İlim Yayma Eğitim Merkezi'nde Prof. Dr. Sabahattin Zaim Hoca'nın başkanlığında seçkin bir grupla Türkiye'nin eğitim sorunlarını tartıştık. İlim Yayma Cemiyeti bir sivil toplum örgütü olarak, Anadolu insanının eğitim ve kültür dünyasına katkıda bulunan kuruluşların başında gelir. Bir ülkenin gelecekteki başarısı, bugünden eğitime yaptığı yatırımlara bağlıdır. Dünyanın hiçbir yerinde eğitim seviyesi düşük, ancak üretim gücü yüksek bir toplum yoktur. Çünkü üretim gücünü büyütmek bir sermaye işi değildir. Bu gerçeğin bilincinde olan İlim Yayma, bütün kaynaklarını Türk toplumunun eğitim ve kültür seviyesini artırma yolunda değerlendirdi. Globalleşen dünyada ülkeler arasındaki sınırlar gibi, eğitim kurumları arasındaki sınırlar da önemini büyük ölçüde yitiriyor. Doksanlı yıllardaki gelişmelerle, dünya kapısız ve duvarsız bir "açık üniversite"ye dönüştü. Artık dünyada "sağcı"lar ve "solcu"lar değil, dünyadaki gelişmelere ayak uyduranlarla, ayak uyduramayanlar savaşıyor. Bu savaşta belirleyicilik eğitimde yoğunlaşıyor. İlim Yayma bugüne kadar "orta öğretim"de odaklandı. Bütün kaynaklarını seferber etmesine rağmen, Türkiye'deki toplam orta öğretimin yalnızca yüzde onuna yakın bir kesimine ulaşabildi. Zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarılmasından sonra bütün meslek liseleri gibi, İmam Hatip Liseleri de çekiciliğini büyük ölçüde yitirdi. Zaten Anadolu insanı çocuklarını İmam Hatip Liseleri'ne camilerde görev alması için değil, İslam kültürünü öğrensin diye gönderiyordu. Anadolu'da kimse İslam'ı bir geçim kaynağı olarak düşünmez. Çünkü bir insan için elinin emeğine dayanmaktan daha erdemli bir iş yoktur. Bunun için, Osmanlı sultanları bile, "Hazine"ye bel bağlamaz değil, ellerinin emeğiyle birşeyler yapmaya çalışırlardı. Abdülhamit usta bir marangozdu. Yıldız Sarayı'na örnek bir atölye kurmuştu. Ayrıca bizim kültürümüzde hiç kimse "ibadet ediyorum" diye başkalarından yardım istemeyi aklından bile geçirmez. Çünkü "yardım alan, emir de alır". Dünyanın hiçbir yerinde yardım isteyenlerin saygınlığı olmaz. Bu yüzden, Özal iktidar olur olmaz, "Batı'dan yardım değil, ticarette ortaklık istiyoruz" dedi. İslam kültürünün temellerini öğrenmek inanan herkesin görevidir. Bunun için artık okula gitmeye bile gerek yok. Çünkü şehirler gibi, evler de birer okula dönüştü. İnternet bütün bilgi kaynaklarını eve taşıdı. İnternette öğrenmenin sınırı yok. Günün her saatinde internetten yararlanılabilir. Artık genel kültürün kazanılmasında temel eğitim kurumlarının yerine internet geçiyor. Bilgi toplumunda her aile bir işyeri olduğu kadar, aynı zamanda da bir okul olmak zorunda. Eğitim ve ekonominin odak noktasında bundan böyle aile olacak. Orta öğretimde öğrenciler ödevlerini kütüphanelerden daha çok internetten yararlanarak hazırlıyor. Bütün öğrenciler çalışmalarını bilgisayarla yazıyor. Okulların bir çoğunda sınırsız internet bağlantısı var. Öğrenciler ders dışı saatlerini bilgisayar odasında geçiriyor. Bundan sonra İlim Yayma gibi kuruluşlar kaynaklarını lisans ve lisans sonrası eğitimi kaydırmak zorundalar. Hiç kimsenin kaynakları sınırsız değildir. Ancak herkesin elindeki kaynakları verimli bir biçimde değerlendirmesi gerekir. Üniversitede başarılı yüz öğrenci yetiştirmek, orta öğretimde bin öğrenci yetiştirmekten daha verimli olabilir. Bütün dünyada özel durumlar dışında, burslar lisans öğrencilerine değil, lisans sonrası öğrencilere verilir. Geçmişte kazandıran strateji, gelecekte kaybettiren strateji olabilir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |