T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Medya ve Tantan

"İşte belge" diyor Milliyet gazetesi ve soruyor: "Bu durumda ne yapacaksın Saadettin Tantan?"

22 Nisan 2001 tarihli Milliyet'te büyük bir sabırla, Tuncay Özkan'ın belge diye yayınladığı satırları okudum. Gerçekten Saadettin Tantan'ı sorumlu duruma düşürecek bir bilgi var mı diye özenle inceledim.

Belge = mektup

Belge denilen şey, Vali Erol Çakır'ın İçişleri Bakanı'na gönderdiği ve duyumlarını naklettiği bir mektup. O mektupta Çakır, ismini vermediği bir şube emniyet müdürünün vicdan azabı içinde kendisine gelerek, üzerindeki baskıyı itiraf ettiğini yazıyor. Çakır'a göre, Ankara'da çok üst düzeyde bir bakanlık görevlisi İstanbul'da kurulan istihbarat birimi mensuplarına, valinin yani kendisinin açığının bulunması talimatını vermiş:

"Kısa bir süre önce, bir gece yarısı, İstanbul Valisi'ni, resmi ikametgâhında ziyaret eden Emniyet Müdürlüğü'nde önemli bir şubenin başında bulunan bir Emniyet Müdürü özetle 'İstanbul Valisi Erol Çakır'ın aleyhine rapor vermeleri için ajanlarına baskı yaparak, rapor düzenlettiğini, bundan dolayı vicdan azabı çektiğini, bu raporları, Sn. Emniyet Müdürü ve Ankara'daki çok üst düzeyde bir yetkilinin, Vali'nin açığının bulunması talimatı üzerine hazırlattıklarını...' ifade etmiş, ancak il valisinin Esenler Otogarı işleticileri ile yiyip içtiğini ve işbirliği yaptığına dair olduğunu açıkladığı belgeleri vermekten imtina etmiştir. Elbette başka tertipler söz konusu olabilir."

Gene irtica!

Aslında, her ne kadar mektup, İçişleri Bakanı Tantan'a yazıldıysa da, Vali Çakır'ın "Ankara'da çok üst düzeyde bir bakanlık görevlisi, İstanbul Valisi'nin açığının bulunması talimatını verdi" derken, Saadettin Tantan'ı suçladığı anlaşılıyor.

Peki Saadettin Tantan neden Vali Çakır'ın ayağını kaydırmak istiyormuş?

Onu da, 23 Nisan tarihli Milliyet'ten öğreniyoruz: "Türkiye'de belli başlı kurumlar, gücü eline geçirmeye çalışanlar tarafından değiştirilmek isteniyor. Çünkü cumhuriyet devrimlerinin karşısına çıkma amacı mevcut. Adına güç savaşı denilen bu kavgada, yolsuzluk karşısında verilen mücadele kişiselleştirilip, bir adama (Tantan'a) mal edilmekte. O adam da bunun arkasına saklanıp, kadrosuyla birlikte cenk yapmakta. Nakşi tarikatı camiinde Nakşi ileri gelenlerinden Korkut Özal tarafından keşfedilen, sonra da yükseltilen Saadettin Tantan, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin kapatılması kararını alıyor. Gerekçe, İmam Hatiplilere burs verilmemesi. Tarikatların egemenliğindeki dernekler, kime burs veriyor? İstanbul Valisi bu uygulamayı durdurmasa, son dönemde aydınların oluşturduğu en önemli sivil toplum örgütü yok edilecek. Ama tarikatların bütün üyeleri, vakıfları, dernekleri faaliyette..."

32. Gün programı

28 Şubat'tan beri gözlere hep aynı örtü çekiliyor: İrtica

Ve onun ardında, borsada manipülasyon yoluyla vurgun yapılıyor; bankaların içi boşaltılıyor, basın gücü kullanılarak, yasaklara rağmen, devlet ihaleleri kazanılıyor.

Biri, bir nebze sesini çıkarttığında, onları yıldırmak, sindirmek için manşetler düzenleniyor.

Madem, Saadettin Tantan tarikatçı idi. Cihad yapıyordu. Madem, yolsuzluk kisvesi altında, çağdaşlığa karşı savaş açmıştı, Aydın Doğan'ın televizyonu CNN Türk'te, 32. Gün programında niçin Mehmet Ali Birand, Saadettin Tantan'ı öve öve bitirememişti. Hatta programa kendisini savunmak üzere iştirak eden Aydın Doğan da, Tantan'a "Siz dürüst bir insansınız. O zaman benim gibi dürüst olanlara da sahip çıkmalısınız." diye sitem etmişti.

Acaba bugünkü şiddet ve celâl, Tantan'ın o gün Aydın Doğan'ın dürüst olduğunu bir türlü kabul etmemesinden mi kaynaklandı?

Bir sorum daha var: Yüksek tepeler havadar olduğu için mi, insanlar oralarda üşütüyor?

Hiç Vali Çakır'ın mektubu dolayısıyla, Tantan'ın istifası istenir mi?

İstenmez ama bakın bir gazeteci arkadaş Milliyet'teki sütunlardan nasıl sesleniyor Ankara'daki yöneticilere:

"Buradan, başbakana, başbakan yardımcılarına sesleniyorum. Belge elinizde. Hesap sormayacak mısınız? Siz de ucuz popülizme ve irtica baskılarına yenilecek misiniz? Cumhuriyeti sahipsiz sanıp cirit atanlara meydanı boş mu bırakacaksınız? Eş dost kapitalizminden sonra, tarikatçılık, Sakaryalılık, Kafkas kökenlilik memuriyeti mi başlayacak? Ya siz Saadettin Tantan. Bu belgeler ve bilgiler karşısında ne yapacaksınız şimdi?" (23 Nisan 2001 - Milliyet)

Öküz gazetesi

Şöyle bir geçmişe uzanalım. Bir zamanlar Can Ataklı, Öküz gazetesine konuşmuş ve bir generalin Sabah yönetimine talimat verdiğini, Cengiz Çandar ile Mehmet Ali Birand'ın gazeteden atılmasına vesile olduğunu anlatmıştı.

Sabah'ta sonun başlangıcında, o konuşma önemli bir rol oynadı.

Bu defa, Doğan Grubu'ndan çıkarılan Duygu Asena, Öküz'e açıklamalarda bulunuyor:

"Bugünlere nasıl gelindiğini bir tek tekelcilikle açıklayabilirim. Bunu, Aydın Doğan'ın artık tek patron oluşu, çok fazla güçlenmesi ve Türkiye'yi, bütün hükûmeti, Meclis'i yönetiyorum vehmine ve arzusuna kapılması olarak yorumluyorum..."

Bu sözlere ilâve yapmaya gerek yok.

Ziya Paşa'nın bir beyti her şeyi açıklamaya yeter:

"Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizamat,

Bin türlü teseyyüp bulunur hanelerinde."


25 Nisan 2001
Çarşamba
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED