|
|
|
|
Bir maç ki insanı canından bezdirdi. Golü ise beklemenin süresi 85. dakikaydı. Esasında maç öncesi tahminimi sormuş olsalardı Gençlerbirliği'nin fark atacağı yönündeydi. Çünkü Altay'da para ve başarı yoktu. Zaten puan cetveline baktığımızda bu takımın nasıl olup da topladığı 8 puana şaşırıp kaldık. Bu bakımdan Gençlerbirliği'nin işi kolaydı. Ancak bu kolay olayı zor yaptırmakta Gençlerbirliği futbolcularının işiydi. 19 Mayıs Stadı'nda bu durumu 85 dakika izleyip durduk. Maçı asılan ve gol peşinde koşan hep Gençlerbirliği futbolcularıydı. Öezellikle savunmada kalıp zaman öldürmenin çabası içinde olan da Altay'lı futbolculardı. Maç tam bir kördöğüşü halindeydi. Gençlerli futbolcular kanatlardan bindirip gol pozisyonunu hep Altay savunmasının geri planını atılacak paslarda arayıp durdular. Yani anlayacağınız maç Gençlerbirliği futbolcuları ile yarı sahasına kapanıp kalan Altaylı futbolcular arasındaydı. Ve beklenen gol 85. dakikada ortaya çıktı. Gençlerbirliği orta sahasının Altay savunmasını arkasına atttığı hava topunu iyi izleyen Ahmet Hassan hem takımını hem teknik direktörünü hem de şeref tribününde sigara üzerine sigara içen İlhan Cavcav'ı kurtardı. Yani Gençlerbirliği kolayı zorda olsa elde etmişti. Burada Altaly için bir paragraf açmak isterim. Bu kafada giderlerse Süper Lig'de tutunmaları mümkün değil. Kimin ne yaptığını anlayan varsa bana izah etsin. Oysa Altay kabuk değiştirmenin planları içindeydi. Kabuk değiştirmede bu denli ortaya çıkarsa Altay'ın vay haline. Maçın hakemleri ise tecrübesizlikleriyle sırıtıp durdu. Genç Metin Aydoğan kararlarının çoğunu geç verdi. Zaman zaman ikili mücadelelerde ters kararlarıyla sırıttı. Yani gençlere önem verelim derken böylesine kötü hakemleri izlemek istemediğimizi bildirip, yazıya nokta koyalım isterseniz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |