|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Aslı nesli temiz akıllı bir genç deniz yolundan Rum sınırına çıkmıştı. Oradakiler bunun erdemli, akıl ve idrak sahibi bir insan olduğunu gördüler; eşyasını aldılar, kendisini iyi bir yere götürdüler. Bir gün bulunduğu yerdeki abidlerin büyüğü o delikanlıya emir verdi: "Şu meclisin tozunu toprağını alıver" dedi. "Delikanlı bu sözü işitir işitmez çıkıp gitti. Bir daha izini gören olmadı. Şeyhin müritleri: "Zavallı! Hizmet etmek işine gelmiyor" diye düşündüler. Ertesi gün şeyhin hizmetçilerinden biri onu yolda yakaladı: "Ah mağrur çocuk, dedi. Kötü bir fikre uydun iyi etmedin. Erenler hizmetle makamına ererler; bunu bilmiyor muydun?" Delikanlı için için yanarak, ağlamaya başladı: "Fakat ey cana can katan, gönül aydınlatan dostum dedi, orada ben ne toz gördüm, ne toprak gördüm. O tertemiz yerde ancak ben kirliydim. İster istemez ayağımı çektim. Mescidin tozdan topraktan temizlenmiş olması daha iyiydi." (Sadi, Bostan, Sh. 175) Parti listeleri açıklandı. Eleştiriler başladı. Temennalar ve sövgüler ayyuka çıktı. Gerçek demokrasi için eleştiri şart. Ne var ki bizde eleştiri genellikle kuyruk acısına dayanıyor. İki hafta önce partisini ve liderini uçuranlar listeler açıklandıktan sonra yerin dibine batırmaya başladı. Bu çamur yağmurunda kuyruk acısı ile eleştirenlerin sesi, yürek acısı ile eleştirenlerin sesini bastırıyor. Hikayeyi boşuna anlatmadım. Herkes mescidi kirli kendini temiz görüyor. İnsanların eline milletvekili olmaya en layık kim diye beş kişilik bir liste tutuştursanız yarıdan fazlasının en layık olarak kendini başa yazacağından emin olabilirsiniz. Diğer yarısı da maşa olarak kendi eline en layık gördüklerini yazacaktır listenin başına. Türkiye insanının görme problemi giderek büyüyor. Medya aracılığıyla pazarlanan kirli kahramanlar insanların sağduyusunu köreltiyor. Bilgisi, birikimi olan insanları Meclis'te görmek yerine herkes ya kendini ya da kendine en benzeyeni görmek istiyor. Kendine en benzeyeni göremediği noktada her gün gördüğüne yani medyatik olana fit oluyor. Partiler engelli vatandaşların hislerine tercüman olmak için onların dertlerini ayn el yakıyn olarak bilen engelli vatandaşları aday gösteriyor. Bu olumlu bir davranış. Fakat bir insanın sadece engelli olması, aday gösterilmesi için yeterli olmamalı. Tıpkı engelli ama medyatik olmasının aday gösterilmesi için yeterli olmaması gibi. DYP'nin Metin Şentürk'ü aday göstermesini engelli vatandaşlar adına hiç de olumlu bulmuyorum. Metin Şentürk sesiyle yerini bulmuş bir insan. Halbuki çok donanımlı birikimli olup da yerini bulamamış binlerce engelli vatandaşımız var. Hayatı engelliler için yaşanılır kılmak üzere gerçekten kafa yoranlar var aralarında. Partiler böyle isimleri arayıp bulmak yerine medyatik olanlara meylederek engelli vatandaşlara en büyük hakareti yapıyor. Bu bakımdan AKP'nin Lokman Ayva'yı aday göstermesini heyecanla karşılıyorum. Dileyim Lokman Ayva'nın kazandıktan sonra engelli vatandaşların engellerini kaldırmak yolunda olumlu çalışmalar yapması. Lokman Ayva o kadar iyi bir performans göstermeli ki bundan sonraki seçimlerde partiler engelli ama birikimli aday bulmak konusunda medyatik isimler peşine düşmekten vazgeçerek temsil gücü yüksek, projeleri zengin aday arayışına girsin.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |