T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Sistemin sınavı

AK Parti yöneticileri ısrarla partilerinin "No islamic party" olduğunu vurguluyorlar. Hatta soru daha sorulmadan, neredeyse refleksif biçimde bu cevabı yapıştırıyorlar. Sistemin "laik, demokratik, sosyal hukuk devleti" karakterine bağlılıklarını, devlet işlerinde "dini referans almayacakları"nı açık, net biçimde vurguluyorlar. Ama kimseyi inandıramıyorlar.

-Yoo, yoo, bunlar takıyye yapıyor.

"Takıyye", gerçek niyetleri gizlemek anlamına geliyor.

Demek ki "niyet okuyucu" bir tavır geliştiriyor sistemin üzerine kol kanat gerenler.

Ve demek ki, AKP şu anda, halktan en çok oyu alacağı tahmin edilen, kamuoyu yoklamalarının öyle gördüğü bir parti olduğuna göre, halktan ayrı bir "kol kanat gerici zümre" var sistem üzerinde... Siyasi partilerden ayrı, halkı da gözaltında bulunduran bir zümre...

Aslında sistem adına bir "niyet okuyucu"luğun sadece siyasi alanda değil, hayatın, dindar insanların söz konusu olduğu her alanında mevcut olduğunu biliyoruz biz. (Aynı niyet okuyuculuğunun zaman zaman halkın diline, üzerindeki fistana bile yöneldiği bir gerçek değil mi?)

Mesela "başörtülü hanımlar"ın kendi açıklamaları hiçbir zaman güven verici bulunmaz. "Niyet okuyucular" hemen devreye girer ve "başörtüsünün aslında siyasi bir simge olduğunu ve rejimi tehdit ettiğini" keşfediverir.

İmam Hatip Okulları, devletin açtığı, öğretim ve idari kadrolarını devletin tayin ettiği, müfettişlerle denetlediği okullardır. Buradan mezun olan çocuklar, farklı yüksek okulları da bitirir ve ülke hizmetine girerler. Her davranışları, ülkelerinin yücelmesi içindir. Ama bu "niyet okuyucular" için tatmin edici değildir. Bu çocukların niyetlerini okurlar ve "aslında onların ülkeye tehdit odağı olarak geliştiğini" farkediverirler.

Bu ülkeye hizmet üreten işadamları bile "niyet okuyucular" nezdinde kuşku odağıdır. Ya hizmet ve istihdam sağlarken ülkeyi yıkmayı da amaçlamışlarsa...

Sokakta yürüyen sakallı vatandaş acaba hangi niyettedir?

Ya eşi başörtülü kamu görevlisi?

Bu kuşku bombardımanı arasında Türkiye, demokrasiyi gerçekleştirmeye çalışıyor. Yani bir yandan halktan kuşkulanıyorsunuz, onun nereye oy vereceğinden korkuyorsunuz ve bir yandan da halkın iradesinin iktidara taşınması anlamına gelen demokrasiyi kutsuyorsunuz.

Hatta tüm İslam dünyası'na "model" olacak bir sistemi kurduğunuzu düşünüyorsunuz.

İslam ve demokrasinin bir arada yaşayabileceğini gösteren ideal bir örnek...

Ama halk mutlu değil. Sistem de mutmain değil. Halk sistemin kendisinden kuşku duymasından, niyetlerinin sorgulanmasından rahatsız, sistem de halkın gerçek nitelerinden kuşkulu...

Nasıl bir ideal yapılanma bu?

Türkiye'nin hakim sisteminin, bugüne kadar genelde "demokrasinin yerleşmesi için" "İslam'ın değişmesi"ni istediği bir, ve iki, "Halkın değişmesi"ni istediği biliniyor. Hatta tüm sistemin, bir anlamda böyle bir değişimi zorlamayı amaçladığı da biliniyor.

Bu ikili zorlama, bugüne kadar sistem-halk ilişkisindeki sorunların kaynağı olmuştur denebilir.

Burada farklı bir soru sormanın zamanı gelmiştir. Neden sistem, kendisini gözden geçirmez? Toplumla, toplumun değer yargılarıyla daha çok bütünleşen, topluma bakarken kuşkuları bir yana bırakan bir yeni anlayışa yönelmez?

Ülkede, din-toplum-sistem ilişkilerinde barışık bir iklim oluşturamayan bir yapılanmanın başka İslam ülkelerine "model" olamayacağına dair görüşler zaman zaman seslendirildi. Bunu biz de seslendirdik, kendilerine "model" olmaya yöneldiğimiz öteki İslam ülkelerinin aydınları da yazdı.

İşte şimdi, siyasetin güncel boyutundan ve AKP'ye karşı engellemelerden yola çıkarak bir Batılı aydın bunu yazıyor. Bu satırlar, sanıyorum en çok "niyet okuyucular"ın ve sistemin halktan da özel "kol kanat gericiler"inin zihnini zorlayacak niteliktedir. İmza: Michael Reynolds.( (Harvard Üniversitesi John M. Olin Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nde öğretim üyesi, Yakındoğu tarihi ve siyaseti üzerine çalışmalar yapıyor) Michael Reynolds'un, seçimler ve AKP eksenindeki

"Pekçok gözlemci Türkiye'nin İslam dünyasının geri kalanını öykündürecek derecede başarılı bir Müslüman demokrasi örneği olduğunu düşünüyor. Ancak 'Türk modeli' destekçileri can alıcı bir olguyu gözden kaçırıyor; Türkiye dışındaki Müslümanlar burada dini ifadelerin sıkıca kontrol altında tutulmasını hem İslam'a aykırı hem de antidemokratik olarak görüyor.

İslam'ın liberal demokrasiyle uyum sağlayıp sağlamayacağı günümüz dünyasının karşı karşıya olduğu en acil ve önemli sorunlardan biri. Eğer liberal demokrasi Müslüman dünya için bir seçenek değilse, Batı'yı, milyarlarca küskün insanla bitmek bilmeyen ve sürekli artan çatışmaları, Harvardlı profesör Samuel P. Huntington'ın gündeme getirdiği medeniyetler çatışmasını içeren bir gelecek bekliyor.

Ama eğer liberal demokrasinin İslam'la uyumlu olduğu gösterilebilirse, böylesi bir çatışma önlenebilir. Dünya olumlu bir sonuç almak için demokraside geniş deneyimleri bulunan ve tarihsel açıdan Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerindekinden daha zengin ve hoşgörülü bir İslam mirasına sahip Türkiye'den daha uygun bir laboratuvar bulamayacak. Halifeliğin merkezi ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kalbi olarak İslam tarihinde oynadığı merkezi rol de hesaba katıldığında, Türkiye'nin liberal İslam'ı canlı bir demokrasi içine yerleştirmedeki başarısı geniş Müslüman dünyanın dikkatinden kaçmayacak. Türkiye'deki bazı kesimler AK Parti'nin Batı Avrupa'daki merkezci Hıristiyan Demokratlar'ın Müslüman karşılığı olma iddiasına şüpheyle yaklaşıyor. Hatta bazıları bu yeni partiyi yasaklamaya çalışıyor. Eğer uzlaşmaz seçkinler bunu başarırsa dünya Müslümanlar'ın gerçekten demokratik bir siyasi arenaya sahip olup olamayacağını belki de hiç öğrenemeyecek. Bu yüzden AK Parti'ye bir şans vermek gayet mantıklı." (Radikal, 4 Eylül 2002, 1 Eylül 2002 tarihli Los Angeles Times'ten alıntı)


6 Eylül 2002
Cuma
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED