AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Dönemeçte...

Ak Parti'nin Refah-Fazilet çizgisinin devamı olmadığı zaten biliniyordu; yönetim kadrosunun 1994 ve 1995'te iki kez seçim kazandırmış 'millî görüş' sloganıyla irtibatlarını çoktan kopardıkları da... Bu bakımdan, Tayyip Erdoğan'ın, Antalya'da topladığı milletvekillerine, "Hiçbir partiyle ideolojik bağımız yoktur; geçmişimizdeki siyasi partilere ait elbiseyi dışarıda bıraktık" demesi şaşırtıcı değil... Ancak, yine de, Ak Parti'nin, kimlik konusunda ciddi bir arayışa girdiğine de kuşku yok...

3 Kasım seçiminde sandıktan yüzde 35'i bulan bir oy oranıyla çıkıp Meclis'teki sandalyelerin üçte ikisini kazanan Ak Parti'nin önünde iki seçenek bulunuyordu: Biri, kendisinin temsil ettiği değerler sistemini merkeze taşımaktı bu seçeneklerin... Diğeri de, Türkiye'de geleneksel olarak merkeze atfedilen değerlere sahip çıkmak... İlk altı ayın sonunda, Ak Parti yönetimi, ne olduğunu henüz tam bilemesek de, kesin tercih konusunda bir karara ulaşmışa benziyor...

İlk elde seçenekler arasında fazla fark yok gibi gelse de, aslında, biri yerine diğerinin seçilmesi, partiyi çok değişik ufuklara sürükleme potansiyelini içinde barındırıyor. Ak Parti'nin merkezin değerlerini benimsemesi ile merkeze kendi değerlerini taşıması arasında dünyalar kadar fark bulunuyor çünkü...

'Merkez', adı üstünde, insanların ortak paydalarını en fazla yansıtan sosyolojik alana verilen ad... Türkiye'de, insanların ortak paydaları, araştırmayı kim yaparsa yapsın, hemen hemen hiç değişmiyor: Özgürlüklerden yana, demokrasiye önem veren, dindar, ama cumhuriyete ve lâikliğe de sahip çıkan bir kitle bu. 1999 başında yapılmış bir 'değerler araştırması', "Toplumu birarada tutan en önemli unsurlar nelerdir?" sorusuna, insanlarımızın, 'düşünce özgürlüğü' (Yüzde 94.9), 'inanç özgürlüğü' (94.6), 'demokrasi' (91.5), 'cumhuriyet' (90.8), 'lâiklik' (76.0) ve 'din' (72.9) cevapları verdiğini ortaya koymuştu... Bu oranların aradan geçen dört yılda fazla değişmiş olması için bir sebep yok.

Türkiye'de sorun, 'merkez' denilen sanal alanın toplumun tercihlerini yansıtan 'merkez değerler' hiç hesaba katılmadan düzenlenmesinden kaynaklanıyor. Bizde 'merkez', özgürlükleri ikinci plana iten, demokrasinin önüne cumhuriyeti geçiren, din ile lâikliği birbirine ters köşelere yerleştiren bir zihniyeti yansıtıyor. Ak Parti, halk tarafından, bu tersliği düzeltsin ve merkezi yeniden düzenlesin diye iktidara getirildi. Bu durumda, AKP'nin, kendi temsil ettiği değerleri taşıyarak 'merkezi' yeniden inşa etmesi beklenirdi.

Doğal olan bu gelişme iken, dışarıya da yansıyan zihin eksersizleri, Ak Parti içerisinde 'etkili' bir grubun farklı arayışlar peşinde olduğunu açığa vuruyor. Merkezi yeniden inşa etmek kâğıt üzerinde durduğu kadar kolay değil, bayağı zahmetli bir iş; 'çarpık düzenlenmiş merkeze' sahip çıkan unsurların gücü de göz korkutucu. Yeni düşünce eksersizleri, 'kendini mevcut merkezin değerleri ile donatmak' diye özetlenebilecek formülü Ak Parti'yi uzun süreli iktidarda tutmanın çaresi olarak gösteriyor... "Devletin ideolojisi mi olur?" deyip sistemi demokratikleştirmek yerine, "Resmî ideolojiyi bizim önceliklerimizi de içerecek biçimde revize edelim" demek daha kolay elbette.

Tayyip Erdoğan'ın tek boyutlu olmadığı için derhal kategorize edilemeyecek Antalya konuşması, genel hatlarıyla, daha kolay olan ikinci yaklaşıma yakın durduğunun ipuçlarını içinde barındırıyor. Politikacıların merkezi dönüştürmek yerine mevcut merkeze bakarak partilerini değiştirmeyi tercih etmelerinin bir sebebi daha var: Birinci yöntem parti-içi demokrasiye alan tanımayı gerektirirken, 'çarpık merkez değerleri' parti yönetimlerine dayatmacılık imkânı sağlıyor... Tek tek partililerin, milletvekillerinin, hatta bakanların önem taşımadığı, herkesin 'parti' mânevî kişiliğine ve lidere itaatla mükellef olduğu bir yapının câzibesinden Tayyip Erdoğan'ın kendisini kurtarması o kadar kolay değil...

AKP bir dönemeçte ve Antalya dönüşü iyice belli olacak parti tercihi, hem iç hem de dış politikada bundan böyle izlenecek yolu daha iyi görmemize imkân verecek...


18 Mayıs 2003
Pazar
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED