AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Seçim ihtimali ve ekonomi

Yargıtay, DEHAP'ın 3 Kasım seçimlerinde sahtecilik yaptığını teyit etti. Böylece esasında seçimlere girmemesi gereken bir partinin seçimlere katıldığını ve bu sayede seçim sonuçlarını ve bu sonuçlar üzerine inşa edilen parlamento yapısını etkilemiş olduğunu da kamuoyuna duyurmuş oldu.

Tüm gözler şimdi Yüksek Seçim Kurulu ile Meclis'e dönmüş durumda. Üç alternatiften bahsediliyor. YSK ve Meclis, tüm bu gelişmelere rağmen, olan olmuştur diyerek bunca zaman sonra yapılacak bir şeyin olmadığı hükmüne varabilir ve mevcudun devamını öngörebilir. Kanaatimizce bu sağlıksız bir karar olacaktır. Zira bu durumda, mevcut parlamentodan bundan sonra geçecek olan tüm kararlar, kamuoyu vicdanında yeniden yeniden sorgulanacaktır. İkide bir kapatılan bir partinin evraklarda sahtecilik yaparak seçimlere katılmış olmasına rağmen, ben 3 Kasım seçimlerinin dönemin havasını hayli iyi yansıttığını düşünüyorum. Ancak bu, son gelişmelerin dikkate alınması gerektiği gerçeğini değiştirmez. İstikrarın devamı için gayri sıhhi olan bu yaklaşımı benimsemek ileride daha büyük sorunlar açacaktır.

Bununla birlikte mevcut Meclis'in meşruiyetini de sorgulamak, bu aşamadan sonra anlamsızdır. Böyle bir yaklaşım, bugüne kadar yapılan tüm icraatları müphem kılacak ve krizden yeni yeni çıkmaya çalışan Türkiye ekonomisini öngörülmez bir karmaşanın içine sokacaktır. Bu sebeple geçmişin meşruiyetini sorgulamadan budan sonrası için ne yapılabilir sorusuna cevap aramak gerekir.

Geriye iki seçenek kalıyor. Bunlardan ilki seçimlerde DEHAP'a çıkan oyları iptal etmek. Kasım seçimlerinde DEHAP'ın ülke genelinde 1 milyon 960 bin geçerli oyu var. Bunların iptali durumunda toplam geçerli oy 31 milyon 529 binden 29 milyon 568 bine düşüyor. Yani % 10'luk ülke barajı da 2 milyon 957 bine çekiliyor. MHP ve Genç Parti, buna rağmen barajın altında kaldığı için bunlarla ilgili bir sorun yok. Sorun, 3 milyonun biraz üzerinde oy alan DYP'nin bu sayede barajı geçiyor olmasından kaynaklanıyor. Bu durumda milletvekili dağılımı, AKP ve CHP aleyhine DYP lehine değişecek demektir. Sözgelimi, Adıyaman'da 3 Kasımda Ak Parti 8, CHP 6 milletvekili çıkarmışken, yeni duruma göre Ak Parti'den 6, CHP'den 5, DYP'den ise 3 milletvekili olacak. Türkiye genelinde yaklaşık 66 milletvekili sırasının bu sayede yer değiştireceği tahmin ediliyor.

Bu yöntem, bir çözüm olarak en kolay yolmuş gibi gözüküyor. Hükümet büyük ölçüde yıpranmadan devam etmekle birlikte, 2B gibi Anayasa değişimi gereken bazı reformların bundan sonra daha zor çıkacağı ve iktisadi reform sürecinde zorlanacağı anlaşılıyor. Yine de yeni bir seçim uygulamasından daha hızlı ve ekonomi için daha az yıpratıcı olan çözümün, bu olduğu dillendiriliyor.

Ancak, her seçimin bir nabız yoklaması, bir genel anket olduğu, yani Kasım ayında Türkiye'de solunan havanın o günkü seçim sonuçlarını etkilediği ve bugün bir seçim olsa çok daha farklı bir sonucun ortaya çıkabileceği gözönüne alınırsa, bu "kolaycı" çözümün de çok sağlıklı olmadığı hemen fark edilebilir. Bir yıl öncesine ait bir anketin sonuçlarından hareketle bugünün Meclis aritmetiğiyle oynamak usul açısından yanlış bir uygulama olacaktır.

Şahsi kanaatimiz, YSK hangi yönde karar alırsa alsın, mevcut Meclis'in yeni bir seçim kararı alması gerektiği yönündedir. Bu seçim, rahatlıkla önümüzdeki yerel seçimlerle birleştirilebilir.

Zaten yavaş yavaş bir seçim atmosferine giren ülkede, iktisadi istikrar açısından, böyle bir kararın çok da menfi etkilerinin olmayacağını düşünebiliriz. Belki iktidar değişikliği söz konusu olsaydı, böyle bir seçim kararının istikrarı zedeleyebileceğini öne sürebilirdik. Ancak bunun söz konusu olmadığı, bilakis son bir yıllık performansı neticesinde AKP'ye daha bir teveccühün oluştuğu, son anketlerle ortaya konmuş bulunuyor. Bir erken seçim, daha radikal reformlar arifesinde olan AK Parti için güven tazeleyici de olacaktır. Böyle bir seçimden güçlenerek çıkan iktidar, kamuoyundan aldığı destekle uzun vadede istikrar sağlayacak olan reform sürecine hız katabilir.

Farz edelim ki, AKP yeni bir seçimde, 3 Kasım'da aldığı oyu alamadı. Bu ihtimali, kamuoyunun AKP'nin sürdürdüğü reform sürecini benimsemediğinin işareti olarak değerlendirmek gerekecektir. Bu durumda da kamuoyu desteğini alamamış bir reform sürecinde inat etmenin fazla bir anlama olmayacaktır.

Her halükarda, bir erken seçim, şüpheleri izale etmek için en ideal çözüm yolu olarak gözükmektedir.


1 Ekim 2003
Çarşamba
 
MELİKŞAH UTKU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED