|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Hikmet-i Kur'âniye, nokta-i istinâdı [dayanak noktası olarak], kuvvete bedel Hakkı kabul eder. Gayede menfaate bedel, fazîlet ve rıza-yı ilâhiyi kabul eder. Hayatta düstûr-u cidâl yerine, düstûr-u teavünü [dayanışma ilkesini] esas tutar... Hakkın şe'ni [güzelliği, gayesi], ittifaktır. Fazîletin şe'ni, tesanüddür. Düstur-u teavünün şe'ni, birbirinin imdadına yetişmektir. Dinin şe'ni, uhuvvettir [kardeşliktir], incizabdır [cezbedilme, muhabbet]. Nefsi gemlemekle bağlamak, ruhu kemâlata kamçılamakla serbest bırakmanın şe'ni, saadet-i dareyndir [iki dünya saadeti]. "Vicdanın anâsır-ı erbaası [dört unsuru] ve ruhun dört havassı [hususiyetleri] olan irade, zihin, his, latife-i Rabbaniye, herbirinin bir gayâtü'l-gayâtı [nihai gayeleri] vardır: İradenin ibadetullahdır. Zihnin marifetullahdır. Hissin muhabbetullahdır. Latifenin müşahedetullahdır. Takva denilen ibadet-i kâmile dördünü tazammun eder." "Hak nanıma, hakîkat hesabına olan tesadüm-ü efkâr [fikir mücadelesi] ise: maksadda ve esasta ittifak ile beraber, vesâilde [vesileler, yollarda] ihtilâf eder. Hakîkatin her köşesini izhar edip, hakka ve hakîkate hizmet eder. Fakat tarafgirâne ve garazkârâne firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfuruşluk [kendini beğenme, övünme], şöhretperverâne bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan bârika-i hakîkat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor. Çünkü maksadda ittifak lazım gelirken, öylelerinin efkârlarının küre-i arzda dahi nokta-i telakkisi bulunmaz. Hak namına olmadığı için, nihayetsiz müfritâne gider. Kabil-i iltiyam olmayan inşikaklara sebebiyet verir."
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |