|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Tarih, özellikle yakın tarih, çünkü hatırlayabildiğimiz ancak yakın olandır, tekerrürden ibaret. Irak'ın defteri dürüldükten sonra bir süreliğine beklemeye bırakılan Filistin İsrail ilişkileri yeniden gündeme geliyor. Barış süreci yeniden pişirilip Filistinliler'in önüne konulmayı bekliyor. Geçici bir süre Irak, Ortadoğu haberlerinin ilk sıralarına otursa da Filistin–İsrail merkezli haber ve yorumlar Ortadoğu imgesini şekillendirmeye devam edecek. Zaten Irak'ın sadece Ortadoğu değil dünya gündemine bir anda oturmasının önemli gerekçelerden biri İsrail'i tehdit ettiği varsayımıdır. Saddam'ın çeyrek yüzyıla varan kanlı iktidarında katlettiği Müslümanlar'a karşılık kaç İsrailli'nin burnunu kanattığı sorusu açıklayıcı olabilir. Ortadoğu'da siyasi ilişkiler çevriminin merkezine yerleş/tiril/en Filistin sorunu yeniden gündeme gelmeye başladı. Filistin'in, Ortadoğu çevriminin merkezinde yer alması Filistinliler'e verilen değerden kaynaklanmadığını bilmek için uzman olmaya hiç gerek yok. Filistin'i değil ama 'Filistin sorunu'nu uluslararası ilişkilerin en tepesine oturtan, Ortadoğu denilince Filistin sorununu akla getiren temel faktör bu bölgede İsrail unsurunun varlığıdır. Kolonyalizmden bugüne miras kalan oryantalist adlandırmayla Ortadoğu, İsrail ilişkileri çerçevesine sıkıştırılmış bir cografyaya indirgendi. Bu, bölgenin kadim tarihinden beri yaşadığı en dramatik ölçek küçülmesidir.
Ortadoğu yol haritası
"ABD, Rusya, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan "yol haritası" Ortadoğu'da barışın sağlanması için anahtar rol oynayacağı öngörülüyor. Yol haritasına göre, kalıcı barışa ulaşılması için üç aşamanın uygulanması öngörülüyor. Birinci aşama, şiddetin sona erdirilmesini ve Filistin Yönetimi'nin şiddetin durdurulması için gereken tüm önlemleri almasını içeriyor. Bu aşamada, İsrail'in Yahudi yerleşim birimi inşasını durdurması da öngörülüyor. İkinci aşamada, geçici sınırlara sahip bağımsız bir Filistin Devleti kurulması yer alıyor. Üçüncü aşamada ise nihai sınırlar, Kudüs ve mültecilerin dönüşü gibi anlaşmazlığı temelini oluşturan sorunların çözülmesi öngörülüyor. 1991'de Amerika'nın Irak'a müdahalesi sonrasında İsrail ve Filistinli taraflar önce gizlice daha sonra uluslararası gözlemciler aracılığıyla barış masasına oturduklarında öngörülen aşamalar neredeyse yeni yol haritasındakinin aynısıydı. Her ikisinin ortak özelliği İsrail'in güvenliği kışkırtmasının temel alınması, yani işgalciliği baştan ödüllendiren bir içeriğe sahip olmasıdır. Ve Barış sürecinin tıkanmasına neden olan Kudüs'ün statüsü, mülteciler ve Filistin devletinin sınırları gibi temel anlaşmazlık konularının en sona bırakılmasıdır. Çözümü muğlak ifadelerle geçiştirilemeyecek kadar insani, tarihi, siyasi sorunlara aynı yaklaşımın sürdürülüyor olması yol haritasının pusuladan yoksun olduğunu gösteriyor.
Asimetrik barış
Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'a karşı giriştiği savaşına simetrik savaş olduğu yazıldı çizildi. Bu savaşın gerçekten savaş denilemeyecek kadar güçler arası dengenin olmadığı bu savaşın nasıl yapıldığına ya da savaşılmadığına bakılarak bugün daha iyi görülebiliyor. Fakat asıl asimetrik durum Filistin-İsrail ilişkilerinde yaşanıyor. Masaya konan yol haritası, bir bakıma asimetrik barışın resmileştirilmesidir. İkinci intifadanın başladığı Eylül 2000'den bu tarafa 2278 Filistinli katledildi. Bunun 604'ü 18 yaşın altındakilerden oluşuyor. Yani medeni dünyanın ölçülerine göre 604 çocuk katledilmiş. Bunların 319'sı halen örgenci. Bu rakamlar bile İsrail şiddetinin boyutu hakkında yeterince fikir veriyor. Buna karşı olarak ölen İsrailliler'den bahsedilecek olursa rakamsal kıyaslamanın anlamsızlığı ortada. Ancak ölen Filistinliler İsrail devletinin düzenli orduları tarafından katledilirken şiddetin durdurulmasını Filistin yönetiminden beklemek gibi temel sapma ile yola çıkıyor yol haritacıları. Bunlar temelde işgali ödüllendirmeyi esas alan bir barışın açmazları. Ancak durumu asimetrik barış haline getiren tarihi tekerrür; tarafların pozisyonu. Araplar 1991 savaşı sonrasında olduğu gibi en zayıf durumlarını yaşıyor. İsrail arkasına Amerika'yı alarak, psikolojik ve diplomatik olarak üstünlüğü elinde tutuyor. Sadece, Filistinliler'in değil tüm Araplar açıkca ABD tehdidi altında barış masasına oturmaya zorlanıyorlar. Suriye tehditlerle, ehlileştirilmeye çalışılıyor. Bölge ülkeleri kendi iktidar ve siyasi istikrarlarının derdine düşmüş durumdalar. Ve ilk fırsatta feda edecekleri lokma ise Filistin. İsrail ise alacağı azami tavizleri aldıktan sonra temel sorunların çözümünü zamana yaymak isteyecektir. Ancak, bölgede işgalci bir Amerika'nın ahlaki ve psikolojik üstünlüğünden bahsedilemez. Bu durumun, orta ve uzun vadede tarafların pozisyonunu belirleyecek temel faktör olduğu unutulmamalı. Filistin önümüzdeki günlerde daha çok gündeme gelecek.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |