|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Etik" kelimesi çıktı çıkalı, "ahlaksızlar"ın ahlaksızlığını yeterince vurgulama imkanı kalmadı. "Etiğe uygun değil" demekle "Bu bir ahlaksızlık" demek aynı etkiye sahip mi? Şimdi siz cevap verin bakalım: Hürriyet gazetesinin dünkü manşeti "etiğe aykırı" bir manşet mi yoksa düpedüz "ahlaksızlık" mı? Siz "Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nden Türkçe simültane çevirmen ödeneğinin kaldırılması" haberinden "Türban önemli Türkçe değil" şeklinde bir başlık, hatta manşet çıkaracaksınız ve hâlâ ahlaklı bir gazeteci olarak geçineceksiniz. Türban nereden giriyor işin içine? Meclis Başkanı Bülent Arınç'tan... Rivayete göre "çevirmen ödeneği"ni kaldıran kişi Meclis Başkanı Arınç. Ancak anlaşılıyor ki haber sadece "tercüman ödeneğini kaldırmak"la yeterince manşetlik olmuyor. Hürriyet jargonuna uymuyor. Öyleyse, haberde tek satır bile geçmeyen "türban" konusunu yazıişlerinde monte et ve pazarla! Bu bir yazıişleri ahlaksızlığı. "Cinnah Fısıltıları" başlığını taşıyan bölümdeki haberde gerçekten türban tek satırla bile yok. Ama haberin başlığı orada da "türban"lanmış. Haberin başlığı şu: "Avrupa Konseyi'nden Türkçe'yi çıkarttırdı." Yanına bir de patlak konmuş; orada da şöyle yazılmış: "Türbana şahin, dilimize serçe" Hemen aklınıza geliyor muhakkak: -Acaba Hürriyet "kasıtlı olduğu"nu en çok bu ahlaksızlığı yapanın farkedebileceği bu işi neden yapmış olabilir? İki sebebi bulunabilir bunun: 1. Arınç'ı vurmak
Arınç'la ne alıp veremediği var acaba Hürriyet'in? Bir özel kin midir Hürriyet'i sürükleyen. DMG (Doğan Medya Grubu) ilkelerini hiç gündeme getirmiyorum. Çünkü o ilkeler çoktan kalbura döndü. Burada resmen ahlaki çürüme var. Bir kanırtma var. Bir teammüden işlenmiş suikast var. Neden acaba? Arınç'ı hakim yapı açısından "taşınamaz" bir konuma sürükleyip, AKP bünyesinde fay hattı oluşturma girişimi mi? Yoksa daha özel bir hesaplaşma mı? Zamanla görürüz muhakkak. Hürriyet'in Arınç'la ilgili niyetini sorgulamamız keyfi bir davranış değil. İşe bakın ki, bu manşetin atıldığı günün gazetesinde "Okur temsilcisine mektuplar" köşesinde gene Arınç'la ilgili "çarpık bir haber"e yönelik eleştiri yer alıyor. Çarpık haber Arınç'ın "Asıl tehlike göğüs dekoltesi" şeklinde bir söz söylediğini iddia ediyor. Bu haber Arınç'ın CNN Türk'teki bir mülakatından alınmış ama söz böyle değil. Sözü bu hale çevirince içinden başka bir "Bülent Arınç imajı" çıkıyor. Bir tek çarpıtma olsa bir mazerete sığınmak mümkün. Ama devam ediyor Hürriyet üstelik kendi ilan ettiği yayın ilkelerini iğfal ederek... Kasıt aramakta haksız değiliz. Haberin "başörtüsünü vurma" amacı ise çok net. Haber nasıl bir kurnazlıkla veriliyor, bir bakın: Sanki bir yanda "başörtüsü duyarlılığı" var, diğer yanda "Türkçe duyarlılığı" Biri "milli" diğeri "dini" bu iki hassasiyet birbiri ile çelişiyor. Ve Ak Parti kadroları "milli" hassasiyet yerine "dini" hassasiyetin yanında yer alıyor. Burada bir yandan "başörtüsü"nü dışlarken, diğer yandan da böyle bir ayrım konusunda hassas olabilecek çevrelere yönelik bir kışkırtma mevcut. Gördüğüm şey şu: Hürriyet nerede duracağı konusunda bocalıyor. Ne demek bu? 28 Şubat sürecinde medyaya bir misyon yüklendi. Hürriyet de orada yerini aldı. Şimdi 23 Nisan'dan bu yana Türkiye, 28 Şubat çağrışımlarına sahne oluyor ve burada kimin hangi rolü üstleneceği konusu tartışılıyor. 28 Şubat "koalisyon güçleri"nin şu anda aynı rolleri üstlenmekten kaçındığı, dolayısıyla aynı çerçevede bir süreç başlatmanın, yürütmenin mümkün olmadığı ifade ediliyor. Buna rağmen, özellikle medyada kendiliğinden "koalisyon oluşturma"ya yönelenler ve "koalisyon ortaklığı"na soyunanlar da var. Koalisyon oluşturmanın ana malzemesi ise duyarlı çevrelere yönelik, duyarlı konularda "kışkırtma." "Hürriyet bocalıyor" derken DMG'de yaşanan kafa karışıklığını kastediyorum. Nerede duracaklar, bu konuda kafalar net değil. Mesela Radikal, daha demokrat bir tavır içinde. Milliyet'te sütunlara göre gel-gitler var. Hürriyet haberler ve sütunlarda bocalıyor! "Sürecin amiral gemisi olmak" mı, -işte bu haberler o misyonun habercisi- yoksa meşru zeminler içinde kalmak mı? İşte zaman zaman gazeteciliğin ve ahlakın canına okuyan ikilem. Sayın Ertuğrul Özkök, bu manşeti n'apacaksın şimdi? Bu gazetecilik ahlakını n'apacaksın?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |