|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türk Silâhlı Kuvvetleri (TSK) içinde 'farklı düşüncelere sahip ve birbiriyle uyumsuz grupların bulunduğu' iddiasından haberdar mıydınız? Şimdiye kadar iddiayı duymayanlar, Genelkurmay Başkanlığı tarafından dün yapılan açıklama sayesinde haberdar hale geldiler. Aynı açıklama, son zamanlarda yapılan bazı yayınları, hem "Kamuoyunu yanlış istikamette yönlendirmek" hem de "TSK'nın geleneksel disiplin anlayışına 'nifak' sokmak" ile suçluyor... Dünyanın hangi ülkesinde, silâhlı kuvvetleri temsil eden bir makam böylesine bir açıklama yapsa, kamuoyu, "Ne oluyoruz?" sorusuyla çalkalanır. Nitekim, Genelkurmay tarafından yapılan açıklama sonrasında, Türkiye'de de herkes aynı soruya cevap aramaya başladı... Gerçekten de ne oluyoruz? Silâhlı kuvvetler, doğaları gereği, hiyerarşik yapılara sahiptirler; ancak yine de kendilerini sivil otoritenin emrinde bilir ve denetime açık tutarlar. Her tasarrufları katı kurallara tâbidir. Tek tek mensupları ile ilgili tartışmalar yapılsa bile, bir kurum olarak silâhlı kuvvetler, genellikle tartışma gündeminin dışında kalmaya çaba gösterirler. Bir ülkenin demokrasisi için en büyük gösterge asker-sivil ilişkilerinin düzeyi olduğu kadar, silâhlı kuvvetlerinin tartışma gündemi dışında kalmasıdır da. Bizim ülkemizde, TSK, Genelkurmay açıklamasının da açığa vurduğu gibi, tartışma gündeminin bir parçası. Yalnızca duymayanlara duyurulan iddialar sebebiyle tartışılmıyor TSK; konunun daha güncel bir sebebi de bulunuyor : Avrupa Birliği (AB)... Yüze yüze kuyruğuna gelinen AB sürecinde, sıra, asker-sivil ilişkilerinde çizgilerin belirlenmesinde. Brüksel, Kopenhag siyasi kriterlerine uyum sağlama çabalarının bu alanda da başarılması durumunda, Türkiye ile müzakere sürecinin 2005 başında açılacağını, tam üyeliğin de 2011 yılında gerçekleşebileceğini bildirdi. Genelkurmay açıklaması, hangi sebeple yapılmış olursa olsun, zamanlama açısından 'yanlış' bir mesaj teşkil ediyor. Kopenhag kriterleri, sivil-asker ilişkilerinde 'asgari ölçü' olarak "Ordunun sivil yönetime bağlı olmasını" öngörüyor. Oysa, Genelkurmay bildirisi, bir iddiaya cevap olarak, kuvvet komutanlarının atama işlemlerinin başbakan ile milli savunma bakanının da içinde yer aldığı Yüksek Askeri Şura'nın tasarrufu dışında bulunduğunu dosta-düşmana bildirmiş oldu. Açıklamadan çıkan bir başka önemli ayrıntı da TSK İç Hizmet Kanunu'na (İHK) atıfta bulunulması. Bilindiği gibi, askerî müdahaleler, İHK'nın 'Cumhuriyetin korunması ve kollanması görevi'ni TSK'ya yükleyen 35. maddesine dayanılarak gerçekleştirildi. Genelkurmay'ın bu görevini 'demokratik yollarla' devam ettireceğini açıklaması, İHK'nun 'görev' ile ilgili maddesinin 'anti-demokratik olma' özelliğini değiştirmiyor. Söylentileri dağıtma iyiniyetiyle yapıldığına inanmamız gereken açıklama, bu yönüyle, o niyete hizmet etmiyor... Türkiye AB üyesi olacaksa, bunu, sivil-asker bütün kurumlarının konumlarını yeniden değerlendirmesiyle başaracaktır. Siyaset alanı, kendi adına, bu yolda önemli bir dönüşümü gerçekleştirme sürecinde. İktidardaki parti bile, çekirdeğini teşkil eden unsurların kendilerini 'Kopenhag kriterleri' ile sınırlamalarının bir sonucu olarak ortaya çıktı. Hükümet, varlığını, AB sürecine sıkı sıkıya bağlamış görünüyor. Birbiri ardına çıkartılan uyum paketleri, siyasî ve sosyal yapının hızlı dönüşümünü hedefliyor. Dönüşümün sadece sivil siyaset ve sosyal hayatla sınırlı kalması düşünülemez. Bir ülkenin siyasî sistemi yalnızca silâhla korunamaz. Sistemler toplumun koruması altında bulunurlarsa yaşama şansı bulur ve ayakta kalırlar. Cumhuriyeti, 80. yılında, yalnızca TSK'nın koruması altına terk etmek veya TSK'yı Cumhuriyetin tek koruyucusu olarak görmek hem ciddi hem de tehlikeli bir yanılgıdır. Cumhuriyet başta olmak üzere "Atatürk'ün mirası" deyimi ile kast edilen bütün değerler toplumun koruması altındadır ve öyle olmak zorundadır. Silâhlı kuvvetlerin aslî görevi, kendisini, ihtiyaç düştüğünde vatan savunması için hazır halde bulundurmaktır. "Ne oluyor?" sorusu her gündeme geldiğinde, "Cumhuriyeti kuran irade AB üyeliğini kolaylaştırıyor" cevabını verebilmeliyiz...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |