AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Amerika'nın oyuncakları...

4 Mayıs 2003 Pazar günü Hürriyet gazetesinin Dünya sayfasının ortasında bir fotoğraf gördüm. Fotoğrafı Reuters ajansından Petr Josek çekmiş. Fotoğrafın üzerinde şu ibare yer alıyor: "Kadın mücahitler". Evet, kadın mücahitler! Hafif topların başında yedi kadın. Bir örnek giyinmişler. Üniformalılar, diyebiliriz. Ayaklarında postallar... Ceketleri, pantolonları bolca ve rahat görünüyor. Başlarındaki örtüleri, Anadolu usûlü, çenelerinin altından bağlamışlar. Siyasal İslâm'ın simgesi "türban"dan ya da "çarşaf"tan uzak olmayı seçişlerini anlıyorum da, neden Kaddafi'nin kadın askerleri gibi başları açık değil, anlamıyorum! Hepsi aynı yöne bakıyorlar. Altısı hazırol vaziyetinde, biri de sanki hazır olmaya hazırlanıyor. Baktıkları yönde bir komutan mı var? O komutan da kadın mı? Bunu o fotoğrafa bakarak anlamak mümkün değil. Kadın mücahitlerin baktıkları, karşısında hazırola geçtikleri yerde belki bir kadın, belki bir erkek, belki de Amerika var. Bu son olasılık, haber metninden çıkarılabiliyor.

Herhalde Reuters'in hazırladığı, Hürriyet'in büyük bir tehâlükle okuyucusuna sunduğu haberin ilk cümlesi şöyle: "ABD'nin geçen ay ateşkes imzaladığı İran rejim karşıtı Halkın Mücahitleri Örgütü'nün kadın savaşçıları dün Aşraf Üssü'ndeki atış eğitimindeki üstün performanslarıyla dikkat çektiler."

Demek ki ABD, Halkın Mücahitleri Örgütü ile ateşkes imzalamış. Ateşkes savaşan taraflar arasında imzalanmaz mı? Halkın Mücahitleri ile ABD ya da ABD ile Halkın Mücahitleri savaşa mı tutuşmuşlardı? Meğer, "Irak'a Özgürlük Operasyonu'nun ilk günlerinde" Halkın Mücahitleri'ne ait mevziler de bombalanmışmış!

Dostu ve müttefiki olan Türkiye ile ilişkilerinde "yazılı belge"den, imzadan kaçınan ABD, İran'ın terörist saydığı, yakın zamana kadar kendisinin de "terörist örgütler" listesinde tuttuğu bir örgüt ile ateşkes imzalayabiliyor demek. Haberden öğrendiğimize göre, "geçen ay" yapılan bu anlaşma, "Katar'daki Merkez Komutanlığı'ndan 10 gün önce yapılan açıklamayla" duyurulmuş. İnsan ister istemez, ABD'nin başka örgütlerle başka anlaşmalar da yapabileceğini ama bunları duyurmayabileceğini düşünüyor.

Hürriyet'in "Eşref" demeyi akıl edemediği için adını "Aşraf" biçiminde yazdığı üs, İran sınırına 100 kilometre mesafede ve "en büyük üs" imiş. Haberden şunu da öğreniyoruz: "Bir zamanlar Saddam Hüseyin yönetiminin arkasında olduğu Halkın Mücahitleri şimdi de Washington'un desteğine sahip.(...) Artık Halkın Mücahitleri'nin ABD kaygısı yok."

Halkın Mücahitleri, Vaşington'un desteğinin Rıza Şah'ın ve Saddam Hüseyin'in başına neler getirdiğini bilmiyor ya da unutmuş olabilir mi? Elbette olabilir. İmam Humeyni'nin İran'a topla tüfekle girmediğini bilmeyen ya da unutan bir örgüt, bunu da kolayca unutur. Irak topraklarında İran'a karşı bir savaş için eğitim gören bu kadınlara "atış eğitimindeki üstün performanslarıyla dikkat çektiler" diye Reuters ile birlikte alkış tutan Hürriyet'in haberi şu cümleyle sona eriyor: "Onlar sık, sık ırak topraklarına girip pusular kurmakla suçladıkları Tahran'a karşı daha kararlı, daha güçlüler ve kadın, erkek herkes silahına daha sıkı sarılmış durumda..."

Bu haberi böylece yazan kişi, Türkçede ikilemeler arasında virgül konmayacağını bilmediği için "sık sık", "kadın erkek" yazarken gereksiz virgüller koymuş. Fakat bir Türk gazetesinin Amerikan oyunlarına ve oyuncaklarına âlet olmasının bende uyandırdığı ünlemler ve soru işaretleri yanında, bu virgüllerin sözünü etmeye değer mi, bilmem.


6 Mayıs 2003
Salı
 
İBRAHİM KARDEŞ


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED