|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
açıldı da kurtulduk! Biz aramızda (ileriye dönük!) kesin teşhisi şöyle koymuştuk: Rahmi Koç'un bu dünya turuna çıkma projesi, "Nazenin" denize açılana kadar gazetelerimizde en azından 50 haber olur! Teşhisimizde yanılmadığımızı sanıyoruz. İşimiz gücümüz başımızdan aşkın olduğu için saymadık ama tahmin ettiğimiz skora rahatlıkla ulaşılmıştır herhalde...
Şimdi dönüp bakıyoruz da, gerçekten yazık etmişiz güzelim bir "dosya"ya. Rahmi Koç'un "yelkenlisiyle" dünya turuna çıkacağının hiç değilse üç ay önceden medyaya düştüğünü belki siz de hatırlıyorsunuzdur. Biz aramızda (ileriye dönük!) kesin teşhisi şöyle koymuştuk: Rahmi Koç'un bu dünya turuna çıkma projesi, "Nazenin" denize açılana kadar gazetelerimizde en azından 50 haber olur! Teşhisimizde yanılmadığımızı sanıyoruz. İşimiz gücümüz başımızdan aşkın olduğu için saymadık ama tahmin ettiğimiz skora rahatlıkla ulaşılmıştır herhalde... Aslına bakacak olursanız, Rahmi Koç'un yelkenlisiyle iki yıl sürmesi beklenen dünya turuna çıkması "haberi" bayağı eğlenceli bir haber. Nedeni basit: Bir kere herşeyden önce iki yıl sürmesi beklenen bu dünya turunun kahramanı Rahmi Koç değil. Bu maceraya illâki bir baş kahraman bulunacaksa, bize göre bu kahraman "Nazenin"in dümeninden iki yıl boyunca ayrılmayacak olan kaptan Joseph Katalan'dır! O BİR YOLCU! Niçin mi? Cevabı çok basit: Çünkü Rahmi Koç'un adı geçen yelkenlide bir "yolcu" olduğu anlaşılıyor. Eğer kaptan Katalan'ın yanı sıra kaptan yardımcısı ve diğer denizcileri saymazsak, yelkenlide iki "yolcu" bulunuyor: Rahmi Koç ve doktoru. Gelelim bu maceraya ilişkin gazetelerde yer alan son haber ve yorumlardan bazılarına: Hürriyet'ten Ersin Kalkan, dünya turunun başladığı tarihi günü, bir tam sayfa verilen haberinde şu altbaşlıkla duyuruyor: "Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, 'Nazenin IV' yelkenlisiyle 2 yıl sürecek dünya turuna Setur Fenerbahçe Marinası'ndan denize açılarak başladı." Ama bu altbaşlık gerçeği yansıtmıyor ki! Tamam marinadan ayrılan Nazenin'in yolcuları arasında ("Şort ve tişört giyen" Hürriyet) Rahmi Koç da var ama "denize açılan" o değil ki! Dümende (ayrıntılı olarak aktarılmıyor ama) herhalde ya Katalan, ya da kaptan yardımcısı vardı. Bunun böyle olduğu Hürriyet'in kullandığı fotoğraftan da anlaşılıyor zaten: Rahmi Koç, denize açılan teknenin burnundan kendisini uğurlamaya gelenlere el sallayarak veda ediyor... (Bu arada: Bizim milleti anlamak da gerçekten çok zor. Çünkü Hürriyet'in haberinde şöyle bir bilgi de var: ".... denize açılan 'Nazenin IV'e Kalamış açıklarına kadar çok sayıda tekne sirenleriyle eşlik etti." Tahmin ettiğiniz gibi kaptan Katalan'ı bu uğurlamada da hatırlayan yok!) 'YELKENLİ' AMA 37,5 METRE Yani gazete bize öyle bir manzara çiziyor ki, Rahmi Koç sanki bugüne kadar ülkemizden hiçbir denizcinin denemeyi bile aklından geçirmediği son derece maceralı bir sefere çıkıyor. Oysa durum hiç de öyle değil. Çünkü 37,5 metre uzunluğunda ve 8,2 metre genişliğindeki Nazenin ile okyanusları aşmak herhalde bir transatlantik ile New York'a yolculuk etmek kadar zevkli ve macerasız olsa gerek... Gazete Rahmi Koç'un teknede geçireceği gecelerde kullanacağı yatak odasının fotoğrafını da kullanmış. İnsana "Böyle dünya turuna can kurban!" dedirtecek cinsten doğrusu. Teknenin sadece su kapasitesi 10 ton. Aralarında bir kaptan, bir kaptan yardımcısı, bir makinist, bir makine mühendisi, bir hekim, bir aşçının yer aldığı 7 kişilik mürettebattan söz etmiştik. Yani özetle Rahmi Koç bu yolculuğa o derece iyi "hazırlanmış" ki, biraz daha mübalağa etse, arkada bıraktığı Koç Holding tesislerinde eleman kalmayacakmış... İsterseniz, Ersin Kalkan'ın haberinden şu hoş bölümü de aktaralım: "(Koç'un dünya turu başladı) Ancak, Beşiktaş tarafları olan Koç, bu gece oynanacak Beşiktaş-Galatasaray karşılaşmasını uygun olması halinde izlemek için bir noktada duracak."(!) Görüyorsunuz, tekne Kalamış Marina'dan çıkar çıkmaz dünya turunun tamamlanması gecikmeye başladı bile! Rahmi Koç'un kafamızı üç beş aydır şişiren yolculuk hakkında SADUN BORO VE KOÇ Sabah'tan Turgay Noyan'a verdiği mülakata da kısaca göz atalım: Denizcilik hakkında Sabah'ta köşesi bulunan Noyan, bazı iş adamlarının son dönemde denizciliğe merak sarmasından söz ettikten sonra sözü, Koç'a sorduğu bir soruyla Sadun Boro'ya getiriyor: "Bu denizcilerimizin hepsi Sadun Boro'dan çok etkilendiklerini söylüyorlar. Boro, sizin yolculuğunuz için de esin kaynağı oldu mu?" Rahmi Koç: "Elbette etkisi oldu. Ama bu yolculuğu yapmak Sadun Boro dünya seyahatine çıkmadan çok önceleri hayallerimden birisi olmuştu. Ama baştan söylediğim gibi Boro, tüm denizcilerimizi olumlu olarak etkilemiştir. Ama ben ezelden beri düşünürdüm." Anlaşılan o ki, Rahmi Koç'un Sadun Boro da dahil olmak üzere hiçbir denizciye "kredi açmaya" niyeti yok! Dolayısıyla çok şaşırtıcı bir cevap doğrusu... Koç'un Boro'ya hakkını vermekte bile tereddüt ettiğini gözlüyoruz. Hem de o Sadun Boro'ya; yani Rahmi Koç'un İstanbul'da millete Anadol yetiştirmeye çalıştığı günlerde küçücük teknesiyle ve mürettebatsız olarak dünya turunu gerçekleştirmiş olan o büyük denizciye... Mülakatta Sadun Boro adı bir kez daha geçiyor. Turgay Noyan'ın "Tam anlamıyla klasik rota olmayacak demiştiniz..." şeklindeki hatırlatmasına karşılık aldığı cevap şöyle: "Evet bildiğiniz gibi Sadun Boro, Kızıldeniz'den Akdeniz'e dönüp seyahatini tamamlamıştı. Biz Kızıldeniz'e girmeyeceğiz. Afrika'nın kuzeyinden dolaştıktan sonra..." Evet aşağı yukarı belli oldu: Rahmi Koç "Dünya turu yapan Türk bayraklı en büyük tekne" ile Boro'nun da önüne geçecek gibi görünüyor... Rahmi Koç'un bu cevapları Turgay Noyan'ı da tatmin etmemiş olacak ki, Sabah'ın aynı sayısında yer alan köşesinde bakın nasıl ısrar ediyor: "Türk amatör denizciliği Sadun Boro'nun yaptığı yolculuk ve sonrasında yazdığı kitapla çağ atlamıştır." Noyan, haklı olarak, "Sabah gazetesinin sponsorluğunda, minicik yelkenlisi Uzaklar ile yedi yıl önce dünya turunu tamamlayan Osman Atasoy"u hatırlatmayı da unutmamış. Bu hatırlatmalar tabii ki çok yerinde hatırlatmalar... Yoksa sözü ve haberi sadece Rahmi Koç'a bırakırsanız, 7 kişilik mürettebat ile dünya turuna çıkan ve bu yolculuk sırasında kendisinin söylediği gibi arada bir Türkiye'ye de dönecek olan bu son dünya turu meraklısı denizcimizin kendisini amatör denizciliğimizin "Şeref Başkanı" olarak ilan etmesi işten bile değil... Tabii ki basınımızın da katkılarıyla... (K.B.)
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |