|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Refik Ahmet Sevengil'in 1935 yılında 19 ünlü edebiyatçımızla yapıp, Kurun gazetesinde yayınladığı röportaj-lar Mustafa Armağan'ın keşfi sayesinde günışığına çıktı. Röportajlar 'Her Gün Bir Ediple' adıyla yayınlandı.
HALE KAPLAN ÖZ
En büyük şairimiz kimdir, en büyük romancımız kimdir? Mustafa Armağan, Refik Ahmet Sevengil'in yaptığı röportajların gerek gazetenin içinde bulunduğu şartlar sonucu olarak, gerekse zamanın imla anlayışındaki bocalamalar yüzünden bazı problemler taşıdığını söylüyor. Armağan, çok basit, sıradan tashih hatalarından Osman Cemal Kaygılı'nın soyadının "Kaygısız" diye yazılmasına varıncaya kadar geniş bir yelpazeye yayılan bu problemleri elinden geldiğince tek bir şekle irca etmeye çalışmış. Röportajlarda dikkat çeken bir başka konu da hemen hemen her yazara aynı soruların yöneltiliyor olması. Bu soruların ilki "En büyük şairimiz kimdir" sorusu, bunu "En büyük romancımız kimdir" ve "Genç muharrirlerimizi beğeniyor musunuz?" soruları takip ediyor. Sorular dönemin gazetecilik anlayışını gözler önüne sermesi açısından da önemli. Röportajlarda "Kaç yaşındasınız?" sualine ise yazarların bir kısmı, biyografi kitaplarından okuduğumuzdan farklı cevaplar veriyor. "Türkçe'ye kuvvet şurubu içirmeli" Hüseyin Rahmi Gürpınar kendisine yöneltilen "Edebiyatımızını inkişafı için hangi yolda yürümek lazımdır?" sorusuna bakın nasıl cevap veriyor: "Edebiyatın zemini dildir. Bugün Türkçe iğretiye alınmış bir binaya benziyor. Ne tarafı çökecek, ne yanı kalacak? Bu sorguları cevabını zaman verecektir. Zaten Türkçe, Avrupa'nın büyük dilleri gibi teşekkülünde tekamül devresine girmiş bir lisan değildi. Onun için her neslin elinde hırpalana hırpalana oyuncak olmuştu. Bugün bizde yirmi sene evvelden yazılmış eselerin içinde dil itibarıyla yaşamak liyakatini haiz hangisini gösterebiliriz? Fakat Avrupa dillerinde öyle mi? İki üç asır evvelkiler bugün romanlarda, sahnelerde yaşıyor. İşte bunun için Türkçe'nin bugünkü anarşik ham şeklinde yazılan eserlerinden hiçbiri yaşamayacaktır. Edebiyatın ne suretle inkişaf edeceğine cevap vermek kudretini kendimde göremiyorum. Esasen inkişaf kelimesi de kullanılmaktan düşmüş sözlerdendir. Her edebiyat, doğduğu dilin istidat ve kuvvetine göre serpilir; bizimkinin büluğa ermesine çok vakit var. Ona çocuklara verildiği gibi kuvvet şurubu içirmeli..." "Erkeğin kadına üstünlüğü vardır"
Yaşar Nabi Nayır da, dönem şartları içerisinde kadın yazarları değerlendiriyor ve "Biz de kadın muharrir yetişmediği iddiası doğru mudur?" sorusunu şöyle yanıtlıyor: "Edebiyat tarihi, hiçbir devirden, Dante, Shakespeare, Balzac veya Dostoyevski ayarında kadın san'atkarlar kaydetmemiştir. Diğer san'at şubelerinde de hal böyledir. Sosyalizm mektebi mensuplarından bazıları, bunun sebebini kadının eski devirden tam inkişafına imkan bulamamış olmasında ararlar. Bu görüşte biraz hakikat payı olsa bile hiç şüphesiz ki erkeğin kadına nazaran fizyolojik ve ruhi üstünlüğü de rol oynamaktadır."
|
|
|
|
|
|
|
|