AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Ruh-deşen çağın hayaletleri

"Gece gezen ölüler midir hayaletler, yoksa ancak geceye sığınarak yaşamayı sürdürebilen canlılar mı?" diye başlıyor son romanından 12, son hikaye kitabından 20 yıl geçtikten sonra çıkardığı "Hayalet Hikâyeleri"ne Pınar Kür. Hayalet Hikâyeleri'nin bir de alt başlığı var: "Gizli Saklı Konuşmalar".

Gizli saklı konuşuyorlar kitaptaki beş uzun öyküde de, öykü kişileri. Hepsi de hayatın üzerlerinde kalıcı hasarlar bıraktığı kişiler. Yaşanılan gerçeklikten kopmuş, süre giden kurguda rollerine uyum sağlayamamış ve o yüzden de zamanın bir yerinde, geçmişin canlarını acıtan yerinde takılıp kalmışlar.

Katı olan her şey buharlaşmış hayatlarında. Çünkü bildikleri hayat buharlaşmış. Belli ki, varolduğunu sandıklarının yok oluşuna tanık olmuşlar, elleriyle koyduklarını bıraktıkları yerde bulamamışlar ve artık hayallere sığınarak yaşadıklarının, birer hayalete dönüştüklerinin farkına bile varamamışlar.

Hayata karşı kızgın ama en çok da kırgınlar. Zaman belirtilmese de, bugünün insanları onlar. Toplumsal vicdanının yaşanılan hayattan neredeyse kazınarak atıldığı, paranın ve başarının kutsandığı 80'leri, nicel patlamanın niteliği yok ettiği, mutluluk, özgürlük, güzellik, iyilik gibi kavramlar da dahil her olgunun reklam sloganlarıyla yan yana getirilip içinin boşaltıldığı, her erdemin askıya alındığı, masumiyetin tümden yitirildiği gürültülü 90'lar ve bunca şeyin artık 'normal' karşılanıp aynı kazanda gayet rahat kaynatıldığı 2000'ler silindir gibi geçmiş üzerlerinden. Ruhların deşildiği bir zamanda, derin bir boşlukta kalakalmışlar. Tutunabilecekleri tek şey; hayalleri, hayaletleri, yani 'hayal-et'tikleri...

Önce hayaller, hayaletler bırakmıyor onların peşini ve sonra onlar da hayallerinin/hayaletlerinin peşini. Bir ses, bir görüntü, bir fısıltıyla takılıyorlar geçmişin peşine. Cesaret isteyen bir iş bu elbet. Korkarak da olsa, -ki korkudur cesareti doğuran- onların esiri olmaktansa, kurtuluş ümidi ile yüzleşiyorlar hayaletleriyle. Sesler cisimleşiyor ama gerçekleşmiyor. Gerçek yitiyor temelli. Kaybedişin buruk acısında geri dönüş yok.

Çağdaş Türk Edebiyatınının ünlü kalemi Pınar Kür'ün 1997-2004 yılları arasında yazdığı öyküleri içeren Hayalet Hikâyeleri'nde hayaletlerin ve onların etkisi altındaki kahramanların geçmişle yaptıkları çetin hesaplaşmalar konu ediliyor. Öykülerini ustalıkla kuran Kür, bu öykülerde de, öykünün gizemine kurgunun gizemini eklemeyi biliyor. Yaşanan ikilemlere, kaybedilen hayata, öfkesi kendi içinde kaybolan bir çığlık bırakıyor. Kuyudan gelen bir ses gibi, ıslak taşlara çarparak, kırılıp çoğalarak çağırıyor okurunu kitaba. Gizemin izinden gidip, gözlerden gizleneni arıyor. Kitap bittiğinde okur kendi hayaletini buluyor yanı başında. Yüzleşmeye gücü olan döner bakar, hesaplaşır, kim bilir belki de kazanır kaybettiğini.


12 Haziran 2004
Cumartesi
 
FADİME ÖZKAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED