AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
G-8 zirvesi ABD için tam bir fiyasko oldu

Irak'ta birlikte hareket eden Amerika, İngiltere, İtalya ve Japonya ile karşı grupta yer alan Almanya, Fransa, Rusya ve Kanada'nın yeni Amerikan projelerini tartışmak için yaptıkları toplantıda, Washington yönetimi, istediği sonucu elde edemedi. G-8 zirvesi, ABD ve İngiltere için fiyaskoyla sonuçlandı. ABD, Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde Türkiye ve Yemen'e önerilen rol ve bu amaçla yapılan bazı planlamaların dışında Irak, NATO'nun geleceği ve BOP konusunda hedefine ulaşamadı. Merkez güçler arasında 1995'lerde başlayan, Irak işgali ile tırmanan gerilim, zirveye aynen yansıdı.

ABD'nin, zirve öncesinde yaptığı, "reformlardan kaçmak için İsrail-Filistin sorununu bahane etmeyin" açıklaması hiçbir bir karşılık bulmadı. Katılımcılar Filistin'i zirvenin merkezine yerleştirdiler. Nitekim ABD Başkanı George Bush, Irak'a NATO gücü yerleştirilmesine yönelik talebini geri çekmek zorunda kaldı.

"ABD-İngiliz-İsrail" tezlerine karşı dünya genelinde ortak tavır arayışı güç kazanıyor. Buna bağlı olarak Ortadoğu/İslam dünyasına yönelik ABD tezleri ciddi muhalefetle karşılanıyor. G-8, zirveler ayı olarak anılacak Haziran'da planlanan ilk zirveydi. Sea Island'daki geleceğe bakış farklılığının ABD-AB zirvesinde, İKÖ toplantısında ve İstanbul'daki NATO toplantısında kendini göstereceğine ilişkin kanaatler güçleniyor.

Zirve öncesinde ABD'nin BOP için destek istediği Avrupa Birliği (Merkez Avrupa) ve Rusya'nın, projenin hedefi ilan edilen Ortadoğu/İslam dünyasının ve proje çerçevesinde kendisine rol önerilen Türkiye'nin tezlerinin aynı olması dikkat çekiciydi. Almanya, Fransa ve Rusya inisiyatifinin, İslam dünyasının ve 21. yüzyıla dönük stratejik konumunu Anglo-Amerikan projelerine göre yeniden tanımlaması istenen Türkiye'nin yaklaşımı aynı noktada buluştu: "Proje, İsrail-Filistin sorunu çözülmeden uygulanamaz. NATO, bir güvenlik teşkilatı olarak, böyle bir projeye öncülük edemez. Raformlar dışarıdan dayatılamaz" şeklinde sıralanan itirazlar, zirvenin sonucunu belirledi.

Zirvede Yemen ve birkaç Arap ülkesi olsa da, BOP'un hedef alanı sadece Arap dünyasıyla sınırlı değil. Orta Afrika'dan Orta Asya'ya ve Güney Asya'ya uzanan büyük bölgeyi tek bir coğrafya olarak tanımlayan proje göz önüne alındığında, hedef alanını temsil eden hiçbir ülkenin zirvede bulunmaması dikkat çekici. Katılımcı Arap ülkelerinin Arap dünyasını temsil ehliyeti yok. Bu ülkeler, ABD'nin bölgedeki çıkarlarını temsil ettikleri için orada ve bölgenin geleceği için söyleyebilecekleri sözleri yok. Arap dünyasının dışında kalan bölgeler için ise hiçbir ülke davet edilmedi. Türkiye, bölgeyi temsilen değil, ABD'nin önerdiği "çalışma ortaklığı" için çağrıldı.

Rusya, Fransa ve Almanya'nın NATO ve Ortadoğu'nun geleceğine ilişkin tezleri, ittifakın ABD'nin yedek askeri gücü olarak yeniden dizayn edilmesine, Ortadoğu/İslam dünyasının iç dinamiklerinin hiçe sayılıp ABD'nin çıkarları doğrultusunda dönüştürülmesine, demokrasi ve özgürlüklerin ABD için şantaj malzemesi olarak kullanılmasına yönelik itirazları çok önemli. Elbette bu güçler de kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor, bu çıkarlar doğrultusunda yeniden şekillenen küresel sisteme müdahale ediyorlar. Hiç değilse bu itirazları dikkatle değerlendirmek zorundayız.

NATO bir "Haçlı gücü" mü olacak?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, ''NATO'nun düşmana ihtiyacı var. Eskiden böyle bir düşmanı da vardı. Belki bugün de düşman arıyorlar" sözünün ne anlama geldiğini biliyoruz. On yıldır bu "düşman"ı oluşturmak, "İslam"ı ve Müslüman dünyayı yeni düzenleri açısından tehdit göstermek için çalışıyorlar, bölgesel ve küresel projelerini bu düşmanlık tezi üzerine şekillendiriyorlar.

Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın ''NATO'nun bölgeye müdahalesi bize çok tehlikeli görünüyor. Bu tehlikeler arasında, Hıristiyan Batı'yla Müslüman Doğu'nun çatışması da var'' demesi bizim için hiçbir anlam ifade etmiyor mu? Chirac, "Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin demokrasi misyonerlerine ve havarilerine ihtiyacı yok" derken bizim, Irak'ın işgal edildiği, İsrail'in ölçüsüz askeri gücünün Filistin'in üzerine salındığı, geleceğe yönelik planların merkezine bu coğrafyayı dize getirme düşüncesinin yerleştirildiği bir dönemde söyleyecek sözümüz yok mu?

Türkiye için önerilen rol, yıllardır üstlendiğimiz taşeronluk rolünden başka bir şey değil. Daha da kötüsü, bu sefer taşeronluğu doğrudan kendimize, yakın bölgemize, komşularımıza, yüzyılların birikimi ortak geçmişimize karşı üstlenmemizi istiyorlar. Türkiye artık böyle bir misyonu reddetme irade ve gücüne sahiptir. Küresel ve bölgesel durum Türkiye'ye bu fırsatı sunuyor. Böyle bir rolü isteksizce de olsa üstlenmemizi zorunlu kılan hiçbir ciddi endişe, hiç bir tehdit söz konusu değil.

Özellikle NATO üyesi Türkiye'nin BOP için ön cephede yer alması, Yeni NATO'nun Akdeniz, Ortadoğu, Kafkaslar/Orta Asya'yı hedef alması halinde Türkiye bölgede bir tetikçi ülke olarak görülecektir. NATO'nun Afganistan'dan sonra Irak'a da girmesi ve askeri gücünü ABD'nin işgal haritasına göre genişletmesi, Chirac'ın dediği tehlikeyi ortaya çıkaracak, bir Haçlı koalisyonu olarak algılanması sonucunu doğuracaktır. Böyle bir durumda, İttifak'ın tek Müslüman üyesi Türkiye'nin durumu trajediye dönüşecektir.

Türkiye, hızla bölgesel dinamikleri harekete geçirmek zorunda. Başkalarının projelerine göre kendine değer atfetme dönemini artık kapatmalı. ABD ve İngiltere'nin sözcüsü olmayı reddetmeli. ABD'nin on yıldır uyguladığı bütün projeler kaosa hizmet etti. BOP kaosu daha da besleyecektir. İslam coğrafyasının sustuğu, Türkiye'nin yerini aradığı bir dönemi yaşıyoruz. G-8'deki tartışmalar NATO zirvesinde de sürecek. İstanbul zirvesi, belki de, bir küresel koalisyonun değil, çözülmenin zirvesi olacaktır. Böyle bir dönemde Türkiye'nin kendi yerini bulması İslam dünyası için hayati önem taşıyor. BOP için kendilerine ve Türkiye'ye rol biçenler, acaba on yıl sonrasını görebiliyorlar mı?


12 Haziran 2004
Cumartesi
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED