AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
On yıl önce on yıl sonra...

Gazetelerimizin internet sayfalarındaki "arşiv"leri on yıl öncesine gitmediği için ortaya kolayca "delil" koyacak durumda değilim... Aslında bu yönde çaba göstermeye gerek de yok, çünkü biz bizi iyi tanıyoruz...

"Türk medya"sının -hele de kimi kalemlerinin- "Leyla Zana ve arkadaşları davası"na ilişkin değerlendirmelerinin "on yıl önce on yıl sonra"sının karşılaştırılması insana çok da "kışkırtıcı" bir iş geliyor ama, neyse....

Önceki günkü gazetelerin bir ikisi hiç değilse birkaç fotoğrafla okurlarını "on yıl öncesi"ne götürmeyi akıl etmiş. Bakın bunlardan birinde Orhan Doğan ve diğer milletvekilleri Meclis'ten polis tarafından alınarak polis aracına tıkılıyorlar... Unutmayın, milletvekillerinin dokunulmazlıkları kalkmış yasal itiraz haklarının sonucu henüz alınmamış... (Dolayısıyla, Milliyet'ten Taha Akyol'un "DEP davası"nı konu edinen yazısında yer alan şu cümle doğru olmasa gerek: "Tutuklama, mahkumiyet, dünkü tahliye ve neticede verilecek karar, hepsi hukuki işlemlerdir." Doğru olmasa gerek, çünkü aksi takdirde "hukuk" her taama "sos" gibi bir şeye dönüşmüyor mu?!)

Neyse.... Neyse, çünkü bakın 10 yıldır "içerde" olan Leyla Zana bile, tahliye sonrasında yaptığı ilk açıklamada geçmişi unutmayı, ülkenin önünde açılan "yeni sayfaya" bakmayı öneriyor: "Bu ülke, kendi içsel sorunlarını çözerse, bu bölgenin yıldızı haline geleceğine olan inancımı 10 yıl önceki gibi taptaze koruyorum. Gün dargınlıkların, kızgınlıkların, acıları körüklemelerin günü değildir."

Çok haklı; "acıları körükleme"nin kimseye faydası yok... Ama insan söylemeden de edemiyor: "Kadınlara seçme ve seçilme hakkının" pek çok ülkeden önce tanındığı bir ülke olduğu söylenen Türkiye, paradoksal bir biçimde bütün hıncını alışılagelmiş örneklerinden farklı olarak Meclis'e giren iki kadın milletvekilinden çıkarmayı iyi bildi doğrusu....

Birincisi Meclis'te ağzından Kürtçe sözcükler çıktığı için, ikinci ise daha ağzını bile açamadan az kalsın "linç" edileceklerdi....

Al işte, TRT başladığı Kürtçe yayın içinde artık "Kardeş Türküler sürprizi" yapmayı bile akıl ediyor! Boşa geçen onca yıl, havaya uçan onca laf, telef olan onca maddi zenginlik ve tabii ki en önemlisi ne yazık ki artık hayatta olmayan binlerce genç....

Bu ağır bedeli ödemeye değer miydi?

Kimi filozofların "Devlet" ve "Akıl" arasında kurdukları yakınlık (hatta aynilik) boşuna değil tabii ki... "Devlet" tabii ki herşeyden önce "Akıl"ı temsil eden bir tarzda davranacak...

"Akıl" ile olması gereken bir ilişki kuramamış bir "Devlet" tabii ki yanlış üzerine yanlış yapar. Böyle bir "Devlet"e "Anadilimi kullanma hakkı" dersin, bu talebine "Milli kültür" diye cevap verir...

"Kültürel özerklik" dersin, bunu "devletin ülkesi ve milleti ile bütünlüğü"ne bir tehdit olarak algılar...

"İdari özerklik?" diye söze başlarsın, bunu "siyasal özerklik" olarak tercüme eder...

"Kürt" dersin, "Boşnak, Çerkez, Laz, Gürcü..." diye işi hafifletmeye çalışır...

"Çokkültürlülük" dersin, "Asıl olan mozayiğin çimentosudur" der...

Velhasıl, anlaşabilmek, ortak bir dil tutturabilmek imkansızdır...

Bu tamamen "ayrı tellerden çalma" olayı sonunda öyle bir noktaya varır ki, geniş anlamıyla "kültür" ya da "kültürel haklar" üzerinde en fazla kafa yorulan bir çağda, resmi söylemine bakıldığında "Milliyetçi Stalinci" olarak nitelenebilecek "çağdışı" bir "teori" ve "pratik"i savunan etnik temelde örgütle baş başa kalınır...

Ne dersiniz, bu "Akıl dışı" dönem artık hızla geride mi kalıyor? Bu ülke de artık bu dünyaya ilişkin herşeyin kızmadan-köpürmeden tartışılabiliceği, makul çözümlere ulaşılabiliceği bir döneme mi giriyor?

Yazıyı Leyla Zana'nın dileğiyle bitirelim: "Herkesten dileğim, ricam, bütün kırgınlıkları, küslükleri bir kenara bırakarak sorunları elbirliği ile çözme çabası içinde olmanızdır."


12 Haziran 2004
Cumartesi
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED