|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
ABD başkanlık seçimlerini bir "insan hakları toplantısı" için bulunduğum New York'ta izledim, izliyorum. Dün geceden, Bush'un önde gittiğinin anlaşılmasından bu yana Kerry yanlısı New York'luların ve insan hakları camiasının burukluğunu paylaşıyorum. Bu yazının kaleme alındığı saatlerde Bush başkan seçilmek için gereken 270 delegeden 254'ünü, Kerry ise 252'sini kazanmıştı. Henüz neticenin belli olmadığı tek eyalette, 20 delegeyle seçimi nihayetlendirecek Ohio'da ise oyların yüzde 99'u sayılmış ve Bush 134,000 oyla önde gidiyordu. Açıkçası bu noktadan sonra seçimin Kerry'e geri dönmesi zor görünüyor. Nitekim ABD televizyonlarında ve internet sitelerinde Bush'un çevresi daha şimdiden seçim zaferini ilan eden konuşmalar ve açıklamalar yapıyordu. Beyaz Saray Genel Sekreteri Andrew Card, yaptığı açıklamada "Bush'un seçimlerin kazanıldığına ikna olduğunu, ancak Kerry'ye sonuçları üzerine düşünecek, yani kaybettiğini kabul edecek ve sindirecek zaman bırakmak için henüz bir açıklama yapmayacağını" söylüyordu. Kerry'nin üst düzey danışmaları ise, "Demokratların seçimi kazanma şanslarının en iyi ihtimalle bile çok zor olduğunu" belirtiyorlardı. Ohio'da tartışmalı oy pusuları nedeniyle resmi sonuçların kesinlik kazanmasının iki hafta alacağı biliniyor. Zira bu eyaletinin seçim kanunlarına göre değerlendirme seçimlerin bitmesinden 11 gün sonra yapılıp, açıklanıyor. Ama ne bu süre ne de muhtemel itirazlar sonucu değiştireceğe benzemiyor, 134.000 oy ciddi bir fark. Geçen seçimlerde Bush, Amerika genelinde Al Gore'dan daha az oy almasına rağmen, çoğunluk sisteminin azizliğinden ötürü başkan seçilmişti. Bu kez durum böyle değil, Bush ülke sahtında Kerry'den 3.7 milyon daha fazla oy almış görünüyor. Ve ABD halkının iradesini yansıttığı anlaşılıyor. Bush'un 4 yıl daha ABD Başkanı olmasına 133 milyon civarındaki ABD seçmeni, son aşamada 5,5 milyon civarındaki Ohio seçmeni karar verdi. "Silah, öfke, işkence zihniyeti" ne yazık ki dünyaya dört yıl daha egemen olacak... "Güvenlik cinneti" devam edecek... Bir anlamda dünyanın kaderinin bu denli az sayıda, kendi içine gömülmüş, küçük evreninde yaşayan bir kitle tarafından belirleniyor olması vahim. Ne var ki, bu ifadenin işaret ettiği, yaygın bir şekilde paylaşılan bu his bile ABD başkanının neredeyse bir "evren imparatoru" gücüne eriştiğini gösteriyor. Şunu da itiraf etmek gerekir: Bush daha ilk günden itibaren bu imparatorluğu hedefliyordu; 11 Eylül saldırısı, Afganistan, Irak bu hedefin vesileleri olmuştu. Bir anlamda hedefine ulaştı. Dünya, dört yıl önceki dünya değil. Süper bir askeri güç somut gerekçeye ihtiyaç duymadan istediği yeri vuruyor, insanlara istediği muameleyi yapıyor, ileri sürdüğü bahanelerin fos çıktığı anlaşılsa bile pişkince, meydan okuyarak işine devam ediyor ve tüm bunları demokrasi kavramıyla açıklamaya soyunuyor. BM, NATO dört yıl önceki işlevlerinden çok uzakta görünüyor. Bu kurumları kuşatan "siyasi ve etik iflas" ancak, ABD'nin yeni güvenlik ideolojisi çerçevesinde restore edilebiliyor. Önümüzdeki dört yılın daha iyi olacağına dair bir belirti yok. Bush'un aldığı "destek" onu daha güçlü hale getirmekle kalmadı, kurmak istediği "Pax Amerikana" düzeni de bir avuç Amerikalı eliyle "meşruiyet" kazandı. Bugün dünya tarihi için talihsiz ve kötü bir gün...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |