|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Amerikan seçimlerinin tüm dünyada büyük ilgiyle daha doğrusu şamata ile izlenmesi karşısında hangi ülkenin vatandaşı olursak olalım, kimliğimiz ne olursa olsun herkesin tedirginlik duyması gerekir. Dünyanın bir ucunda yapılan 'başkasının seçimi'nin başka insanların hayatına bu denli giriyor olmasının küresel bir diktatörlüğün ayak sesleri değilse nedir? İnsanların hiç görmedikleri bir ülkenin yönetimine kimin geleceği hususunda korku-umut hisleriyle, hayatlarını bir şekilde etkileyeceğini düşünerek izliyor olmaları tek kelimeyle ürküntü verici. İletişimin yaygınlaştığını, dünyamızın bir "küresel köy"e dönüştüğünü ileri sürerek Amerika gibi bir dünya devletinin başına kimin geleceğine gösterilen ilginin normal karşılanması gerektiğini savunmak durumu basitleştiremez. Söz konusu olan, iletişim teknolojisinin imkanlarını kullanarak seçim sonuçlarının tüm dünyaya duyurulması değil. Sorun, medya aracılığı ile Amerikan gücü etrafında oluşturulan 'mit'in sarsılmaz bir gerçeklik algısına dönüştürülmesidir. Başta Türkiye olmak üzere pekçok ülkede medya aygıtlarının yansıttığı Amerikan seçimleri, seçim olmaktan çıkıyor adeta dünyanın kaderini belirleyecek bir karar anı gibi algılanmaya dönüştürülüyor. Sözkonusu olan; Amerikalıların kullandıkları oylarıyla aslında dünyanın büyük kısmını ekonomik sıkıntıdan, siyasi ve askeri kaostan savaşa kadar insanların hayatlarını değiştirecek bir seçim yaptıkları çok kaba biçimde işleniyor olmasıdır. Amerikan gücünün abartılması bir yana, insan teki olarak yer yüzünde işgal ettiğimiz konumun bilincinde olan herkesi ontolojik olarak aşağılayan 'kurgulanmış bir dünya gücü'nün psikolojik saldırısı karşısındayız. Bir dünya gücü miti ile karşı karşıyayız. Medya aracılığıyla Amerikan efsanesi bilinç altına işleniyor. 20. yüzyılın en büyük miti olarak Batı imgelemi özelde Avrupa'yla özdeşleştirilerek yüceltildi. Yüzyılın ikinci yarısından sonra Batı miti daha da güçlenerek eksen kaymasıyla Amerika'yı gösterir oldu. Evrenselleştirilmiş Batı, özelde Amerikan değerlerinin neye tekabül ettiği yaslandığı güçten bağımsız düşünülemez. Kendi elleriyle inşa ettikleri efsane paradoksal biçimde yine televizyon ekranlarına yansıyan görüntülerle sarsılıyor.. Amerikan seçmeninin ne kadar apolitik, dünyaya kapalı ve dünya gerçeklerinden bihaber ve de cahil bir kitle olduğunu ekranlara yansıyan seçim sisteminin işleyişine, oy atma mekanizmalarına bakarak bile anlaşılıyor. Dünyanın en ücra köşesinde içme suyundan bile mahrum insanların kaderlerini belirleyeceğine inan/dırıl/dıkları başkan seçimlerini tartışmaya itilmelerine karşın elektronik oy makinelerinde seçmeni yanıltıcı dizayn; Amerikan değerlerinin ve gücünün bir efsaneden ibaret olduğunu anlamaya yeter aslında. Öyle ki, geçen seçimlerde Yahudilerin çoğunlukta bulunduğu bir eyalette anti-semitik olarak bilinen bir adayın bu makinelerdeki oy pusulalarının yanıltıcı dizaynı sonucu vali seçilmesi Amerikan vatandaşının oyunun anlamı ve efsanenin evrenselliği hakkında yeterince ip ucu veriyor. Başkanlık seçimlerine gösterilen medyatik ilginin gerçeklik düzeyinde bir karşılığı olsaydı Irak halkının herkesten fazla seçime ilgi göstermesi gerekirdi. Amerikan gücünü en somut ve en acı biçimde yaşayan Iraklılar seçimlere karşı en ilgisiz kalanların başında geliyordu. Hiçbir Bağdatlının, İstanbul'daki Amerikan konsolosluğunun davet ettiği gazeteci ve bilim adamlarından oluşan seçkin Türkler gibi sabaha kadar televizyon başında geçirdiklerini sanmıyorum. Savaş ve işgal her kesimden Iraklının hayatını somut olarak değiştirse de Amerika onlar için ne umut ne de korku olmaktan çıkmıştır. Medyanın kurgulayamadığı somut gerçekliği yaşayan Iraklının ilgisizliğini anlamlı kılan da budur. Bulgaristan'ın Varna şehrinde içinden Bush çıkan Kerry matruşlarının kapışılırcasına satılması ABD seçimlerine ilişkin en ilgisiz ilginin örneği olarak çok şeyi özetliyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |