|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
İyi polis-kötü polisi oynadılar. Kazanan kötü polis oldu... Kerry kazansaydı da bir şey farketmeyecekti. Ben de, seçimi az farkla Cumhuriyetçilerin (yani Bush'un) kazanacağını öngören Engin Ardıç gibi düşünüyorum: "Amerikan halkının Usame Bin Ladin'e duyduğu derin nefret hiç eksilmeden sürüyor ve bin kadar askeri ölmüş olsa da, Irak konusunda pek üzülmüyor. Kerry kazansa bile Irak'tan çekilmeyecektir. Çekilemez. Petrol kaynaklarına çok üst düzeyde güç odakları tarafından el konulmaktadır ve Bush olsun, Kerry olsun, Kennedy olsun, Johnson olsun, bu büyük satranç oyununda 'mostralık' birer piyondan başka bir şey değillerdir. Çıkıntılık etmeye kalkacak başkan, petrol toptancıları ve silah üreticileri tarafından yokedilir. 'Dizayn edilmekte olan' yeni dünya düzeni, birey olarak başkanların boyunu çok aşmaktadır." Kerry kazansaydı, farklı olarak üslup değişecekti. Yeni üslup, yeni diskur. Belki daha akıllı davranacaktı... Örneğin, Ortadoğu'daki günahına Avrupa Birliği'ni, Birleşmiş Milletler'i filan ortak etmeye kalkacak; Fransa'yı, Almanya'yı, Rusya'yı saflarına çekmeye çalışacaktı ama, BOP adı verilen işgal projesinden ve "terörle mücadele"den vazgeçmeyecekti. Hele, kahraman olma fırsatını hiç tepmeyecekti. Bakmayın seçim kampanyasında Demokratların açtığı "Barışçı Kerry" pankartlarına; bütün bir seçim kampanyasını Bush'un "savaştan kaçan bir korkak" olduğu tezi üzerine oturtan Kerry, Bush'dan daha azgın, daha "hevesli" bir savaşçıdır; ne zaman uydudan Amerikan televizyon kanallarını dolaşsam, Kerry'nin muhtelif şiltleri ve Vietnam'dan aldığı kahramanlık madalyasıyla karşılaşıyorum. Kerry kazansaydı, selefi gibi kaba-saba olmayacaktı. Daha ince, daha "barışcıl" davranacaktı. Dünyanın canına daha sofistike okuyacaktı. Bu barışçı Kerry lafları da Michael Moor'dan (Moore'un Demokratlara yontan muhalefetinden) andaç zaten... Sözü aslında, "iyi polis" seçeneğinin devre dışı kalması karşısında bile hiçbir şey yapamayan Amerikan muhalefetine getirmek istiyordum. Milyonlarca film, tiyatro, müzik, şiir, roman, sahne oyunu... Yüzbinlerce sanatçı, eğitmen, filozof... Binlerce kürsü... İleri teknoloji, parlak uygarlık, ultra medeniyet... Koskoca Amerikan medeniyeti, çıkara çıkara bir şaklaban çıkardı muhalefet olarak. Michael Moor'dan başka da sesini yükselten yok. Chomsky vardı. Chomsky fazla epistemik... Hem epistemik, hem suskun. Hollywood neredeyse Pentagon'un yan organı gibi çalışıyor. Romancılar, şairler nerede? Paul Auster niçin susuyor? Salinger son sözünü söyleyip çekilmeseydi dünya daha mı farklı olurdu? Sanmıyorum. Hiçbir şey değişmez, hiçbir farklılık yaşanmazdı. Kerry gibi birine karşı, yine Bush gibi biri kazanırdı. O iklimden, o topraklardan doğrudürüst bir muhalefet, insanlık değerlerini yükseltecek bir ses çıkmıyor. Çıkmadı... Düşünebiliyor musunuz, Amerika'nın çıkardığı en uyumsuz, en haşarı, en "anarşist" adam Bukowski... O da bizim CHP'ye benziyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |