AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Çılgın sürece devam mı?

Amerikan seçimlerinde tartışmalı eyaletler bulunmasına rağmen, Bush'un yeniden kazandığı kesin gibi görünüyor.

Herkes, Demokratların aldığı oyda Kerry'nin liderliğinden çok Bush karşıtlığının etkili olduğundan emin. Bu demektir ki, Demokratlar daha etkileyici bir lider bulabilselerdi sonuç daha başka olabilirdi.

Katılımın yüksek olduğu (yüzde 60'lar) bildirilmesine rağmen 100 milyon kişinin oy kullanmadığı bir seçim söz konusu. Buradan da ABD'deki seçimlerin temsil gücü ortaya çıkıyor.

"Bush nasıl kazandı yeniden?" sorusu, genelde altında "Bunca rezalete rağmen..." ifadesini barındırıyor ve Bush'un kapasitesinin sorgulanmasına yönelik bir anlam taşıyor. Burada da Amerikan seçmeninin "şartlanma" hüviyeti öne çıkıyor. 11 Eylül en çok Amerika için milad niteliği taşıyor ve Amerikan halkı bir "Güvenlik sendromu" içine itiliyor. Seçimler de zaten "güvenlik" eksenli bir propaganda zemininde seyrediyor.

Bush yeniden seçildi...

"Çılgın sürece devam mı?" sorusunu sorabiliriz.

Evet, Bush'lu yıllar, Amerika'nın dev gücünün en kötü, insanlık için en zararlı kullanıldığı yıllar oldu.

Evet "11 Eylül çıldırttı" demek mümkün. Belki de çook çok önceden "Neo - Con hücresi"nce planlanan ABD'nin "dünya operasyonu"nu başlatması için böyle bir çılgınlık gerekçesi zaruri idi.

Operasyon Afgaistan'la başladı, Irak'la devam etti, sırada İran vs. vardı...

Ancak Irak'ta tıkanma yaşandı.

Irak, gerçekten çılgın bir operasyondu. Çünkü Saddam'ın imajı yıpranmış kişiliğinde üretilen tehdit kapsamında, kitle imha silahları, El Kaide ile bağlantı vs gibi tüm iddialar asılsız çıktı. Sonunda misyon gelip, "Irak'a demokrasi getirme" noktasına dayandı, o ise Irak'ın, "işgalciye karşı silahlı direniş"ten içerdeki farklı toplum kesimlerinin birbirine karşı etkinlik mücadelesine kadar uzanan bir bataklık haline gelmesine uzandı. ABD'nin en yakın partneri Talabani - Barzani ikilisi idi, onlarla ilişki de, ABD'nin bölgedeki en sağlam müttefiki olan Türkiye'nin öfkesine yol açtı.

Şu anda Irak kördüğüm. Direniş var, direniş maskesi altında provokatif eylemler var, ABD'nin yürüttüğü, neredeyse tamamı sivil, 100 bin ölüyle katliama dönüşen bir işgal - sindirme harekatı var, toplama kampları rezaleti var. Ufuk kapkara... Seçimlerin ne getireceği meçhul... ABD bırakıp gitse batak, kalsa cehennem...

Ve Amerika, Ortadoğu ile ilgili operasyonu bitirmiş gibi gözükmüyor. BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)'un münderecatında daha neler olduğunu, ya da Bush - Neo - Con çılgınlığının dünyaya neler sunacağını yaşayanlar görecek...

Bush - Neo - Con çılgınlığı, bir başka yere, Filistin'e, Sharon çılgınlığı halinde yansıyor. İsrail'in ve hiç şüphesiz ABD'nin İslam coğrafyasındaki ikinci batağı... Yıkılan evler, katledilen bebeler, suikastlere kurban edilen toplum liderleri ve buna karşılık Filistinli'nin İsrail'e korku salan canlı bomba eylemleri... Kudüs ve etrafındaki üç dinin kutsal iklimi kan ve barut ortamı...

Bush ve ekibi, İslam coğrafyasında sevilmiyor. Türkiye de Bush'a ve ekibine sevgi duymuyor. İslam coğrafyası, Bush ve ekibinin Büyük Ortadoğu Projesi adı altında ihraç etmeye çalıştığı nesnenin, bünyesinde hiçbir hayır barındırmadığına inanıyor.

Böyle bir ortamda, Bush'un ikinci iktidar döneminde Türkiye - ABD ilişkisi nasıl gelişecek?

Genelde Ak Parti ile ABD ilişkileri çok negatif gözükmüyor.

Tayyip Erdoğan'ın henüz Başbakan olmadan geliştirdiği ilişkinin, ABD açısından, Başbakan olduktan sonra da aynı tempoda sürdürülmek istendiği söylenebilir. BOP çerçevesinde de ABD'nin, islami zeminden gelen ve bu hüviyetiyle İslam coğrafyası ile laik kadrolardan daha iyi ilişkiler kurması mümkün olan Ak Parti iktidarını önemsediği açık. ABD anlayışında Ak Parti'nin islami alanla "ılımlı" ilişkisi sorun teşkil etmiyor. Dolayısıyla bu çerçeveyi kabul etmesi halinde Ak Parti iktidarı ile Bush yönetimi arasında ılımlı bir ilişki sürebilir.

Acaba?

"Acaba?" diye sorulabilir, çünkü Ak Parti iktidarının ABD'nin bölgeye ilişkin hesaplarıyla ne nisbette buluşacağı hep bir soru halinde duruyor...

Ak Parti'nin Bush politikaları konusunda rahatsızlıklarının olduğu açık.

Irak'ta olan bitenlere onay vermesi mümkün değil, Filistin çözülmeden ABD'nin bölgeye ilişkin politikalarının sağlıklı olamayacağına inandığı kesin... ve Ak Parti'nin ABD ile BOP çerçevesindeki ilişkisinin, bir bütünleşmeden çok, sürecin içinde yer alıp mümkünse -ne kadar mümkün olduğu tartışılabilir- etki etmek olduğu düşünülebilir.

Bir dört yıl daha...

Çılgın süreç devam edecek mi? Yoksa "böyle gitmiyor" diye bir özeleştiri imkanı doğacak mı? Soru, Bush'tan öte, etrafını çevreleyen Neo-Con ekibin ABD'ye yükleyeceği misyonla ilgili...

Türkiye'nin ABD ile zor ilişkisi devam edecek... Çünkü büyük güçlerle birlikte yürümek hep ayı ile birlikte yatağa girmeye benzetilmiştir...


4 Kasım 2004
Perşembe
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED