AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Amerikan halkının tercihi ve güvenlik sendromu...

Amerikan seçimleri sadece Amerikalıları değil tüm dünyayı yakından ilgilendirir. Amerikalı seçmenlerin dört yıl için seçecekleri başkan, Amerika Birleşik Devletlerini yönetmekle kalmaz aynı zamanda tüm dünyanın geleceğiyle yakından ilgilenir.

Genelde Amerikan halkı seçimlere karşı fazla ilgili değildir. Son yıllarda sandık başına giden seçmenlerin oranı yüzde ellinin altına kadar gerilemişti. Ancak önceki gün yapılan seçimlerde bu gerilemenin son bulduğu ve bu sefer Amerikalı seçmenlerin sandık başına giderek uzun kuyruklar oluşturdukları, oy vermek için saatlerce bekledikleri ve ülkelerini dört yıllık bir süre için yönetecek başkanları için oy kullandıklarını gördük.

Seçimlere ilgi göstermeyen kesim daha çok gençlerle yaşlılar olduğu biliniyor. Bu sadece ABD'de değil diğer ülkelerde de böyledir. Bu seçimlerde ise gençlerin ve yaşlı kesimlerin önceki seçimlerin tersine sandıklara gitmeyi tercih ettikleri görülüyor.

Gençler ve yaşlıları sandığa götüren güvenlik sorunu...

İster istemez Amerikan seçmenlerinin bu sefer sandık başına gitmeyi tercih etmelerinin bir sebebinin olması gerekir. Ne oldu da bu sefer gençler ve yaşlılar keyiflerinden feragat ederek sandıklara gittiler ve saatlerce kuyrukta bekleyerek oy kullandılar?

Seçim kampanyalarının ana temasını ulusal ve küresel güvenlik sorunlarının oluşturduğu gözlenmiştir. 11 Eylül 2001'de gerçekleşen saldırının arkasından çok ciddi bir terör şokuna giren ve her bakımdan bir paranoyaya dönüşen terör korkusu ve güvenlik sorunları seçmeni sandık başına gitmeye mecbur bırakan ana unsur olduğu anlaşılıyor. Zaten başkan adaylarının kampanyalarda devamlı terör korkusunu ve güvenlik sorunlarını gündemde tutmaları, bunlar üzerinden siyaset yaparak halktan oy istemeleri bu konunun Amerikan halkı için taşıdığı önemi ortaya koymaktadır.

Güvenlik sorunu sadece Amerikalılar için tüm dünya ve insanlık için en önemli sorunlardan biridir. Hatta insan tekinin siyaset yapmasında etkili olan ana faktörlerden biri ve belki de başlıcası insanın güven içinde yaşama isteği ve ihtiyacı olduğu söylenebilir. Tarihe bakılınca güvenlik sorununun toplumlar için ne kadar önemli bir konu olduğunu daha rahat anlamak mümkün. Ortaçağ kentlerinin etrafını çeviren dev surlar, stratejik yerlerde inşa edilmiş kaleler, yer altında veya düşmanın ulaşmasının zor olduğu yerlerde tesis edilen yerleşim yerlerinin hepsinin özünde güvenlik sorununun yer aldığı görülür. Çin seddini inşa etmeye yönelten ana saik nedir, diye sorulsa herhalde verilecek en doğru cevap kuzeyden Çin'e yönelen tehditler ve bunun yarattığı güvenlik sorunlarıdır.

Diyarbakır surlarının inşasında da, İstanbul surlarının inşasında da güvenlik ihtiyacı yatmaktadır. Trabzon'daki Sümela Manastırı'nın inşasını güvenlik dışında hangi saik açıklayabilir ki? Yine Ihlara vadisindeki yer altı şehrinin varlığı güvenlik dışında bir sebeple açıklanabilir mi?

Güvenlik insan varlığının en önemli sorunu. Ortak yaşamaktan doğan toplumsal organizasyonların başında da güvenlikle ilgili kuruluşlar gelmektedir. Mesela Devlet, ortak yaşamaktan doğan ve iktidarın örgütlü hali olup en önemli görevi toplumun güvenlik içinde hayatını idame etmesini sağlamaktır.

Bush'un kazanması: kuvvet kullanımına verilen destek...

Henüz kesinlik kazanmamış olmakla birlikte seçimlerin galibinin mevcut başkan Bush olduğu anlaşılıyor. Bush'un kazanmasının Amerika ve dünyanın geleceği için ne anlam taşıdığı önümüzde çokça tartışılacak. Bunun dünya için bir felaket anlamına geldiğini söyleyecekler olduğu gibi küresel anlamda terörle mücadele için önemli bir destek olduğunu belirtenler de olacaktır. Sonuçta Bush'un kazanması tüm dünyayı yakından ilgilendiren bir gelişme olup herkesin nefretini çeken, eleştirisini alan ve adeta dünyayı ateşe veren politikaların devamına destek verildiği açık. Amerikan halkı, Bush'un dört yıldır uyguladığı küresel emperyalist politikaları onaylanış ve destek vermiş bulunmaktadır. Bu durum acaba Alman halkının Hitler'e verdikleri destekle bir farkı var mıdır? Unutmamak gerekiyor ki Hitler'de sandıktan çıkmış ve takip ettiği politikalarla dünyayı ateşe vermişti.

İzlediği politikalarına halkının destek verdiğini gören Bush, Irak'ta saplandığı bataklıktan bakışları başka alanlara çekmek için İran'a yönelebilir mi? Şaron'un Filistinlileri acımasızca ezme politikalarına desteğini daha güçlü şekilde sürdürür mü? Maalesef bunlara hayır demek çok zor gözüküyor. Amerikan halkı yaşadıkları terör paranoyası nedeniyle dünyanın ateşe verilmesine, haksız ve adaletsiz kaba kuvvet kullanılmasına ve dünya sisteminin güç ve kuvvete mağlup edilmesine onay vermiştir. Bunun dünya için pek iyi bir gelişme olmadığı açık, ama Amerikan halkı için kazanç olduğunu söylemek de zor.



4 Kasım 2004
Perşembe
 
DAVUT DURSUN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED