|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Lizbon - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye hakkında Avrupa Birliği ile müzakere kararının verileceği 17 Aralık öncesi üye ülke başkentlerine yönelik ziyaretlerini yoğun bir şekilde sürdürüyor. Önceki akşam bir dizi görüşmelerde bulunmak üzere Portekiz'in başkenti Lizbon'a gelen Gül, uçakta sorularımızı cevaplandırdı. Bakan Gül, AB sürecinden Kıbrıs'a, Haluk Kırcı'nın sahte pasaport olayından Irak'a kadar bütün konularda açıklamalarda bulundu. Gül'ün sözlerinden önemli bazı paragrafları aktaralım… Gümrük Birliği'ndeki sıkıntılar olmamalı - Avrupa Birliği Komisyonu'nun raporundan sonra kendi işimizi kendimiz takip etmeyi doğru bulduk. Madem emek sarfettik ve sonu geldik o zaman işi şansa bırakmayalım. Üzerimize düşeni yapalım. Rasyonel hareket edelim ve saflık göstermeyelim, çıkarlarımızı koruyalım. Kimseyi suçlamak için söylemiyorum ama Gümrük Birliği'nde bazı sıkıntılarımız oldu. Hemen olsun diye anlaşma detaylarına bakılmaksızın aceleye getirildi. Şimdi de değiştiremiyoruz. Bu tecrübeyi yaşadığımız için böyle şeyler çıkmasın diye takip ediyoruz. Tanım belli; temiz bir karar! - Kesinlikle şartsız tam üyelik perspektifi içeren ve 2005 içinde başlayacak müzakere istiyoruz. Aralık'ta bu temiz müzakere kararını bekliyoruz. Aslında 1999 Helsinki Zirvesi'nde adaylığımızın tam üyeliğe yönelik olduğu ilan edilmişti. 2002 Kopenhag Zirvesi'nde ise kriterleri yerine getirdiğimizde beklemeksizin müzakerelere başlayacağımız karara bağlanmıştı. Ardından bu karar 4 kez tekrarlandı. Demek ki geçen süre zarfında biz üzerimize düşenleri yaptık ki, son ilerleme raporunda müzakere tavsiye edildi. Şimdi bunun Aralık'ta da tekrarlanmasını bekliyoruz. Avrupalı muhataplarımıza bu isteğimizi tek tek anlattık. "Müzakere kararının temiz olması ve politik hile içermemesi lazım" dedik. Hileyi her bakan anlar, herkes görür. Avrupa bizi değil, AB'yi tartışıyor - Avrupa'yı anlıyoruz… Fransa başta olmak üzere birçok ülkede problemler var. Türkiye'yi değil Avrupa Birliği'ni, geleceklerini tartışıyorlar. Bizimle ilgili tartışmalar Avrupa'nın bu gündemine denk geldi, o kadar. Fransa'da Maastrich kararı için yapılan referandum bile 50.5'la geçebildi. Avrupa'nın içindeki bu durumu da dikkate almamız lazım. Türkiye büyük bir ülke olduğu için üyeliği küçük bir ülkeyle kıyaslanamaz. Ancak sonuçta temaslarımızın karşılığını aldık ve Fransa Cumhurbaşkanı Chirac bile desteğini ilan etti. Hem de kararlılığını saklayacak bir belirsiz ifade kullanmadan söyledi bunu… Biz de kendisine anayasa oylamasıyla bizim konumuzu karıştırmayın, bizim kararımız çıktıktan sonra anayasaya bakın, dedik. Bir tartışma var diye Türkiye bedel ödeyemez. Serbest dolaşım kaygısı yersiz - Raporda bazı ifadelerin netleşmesi lazım çünkü her yöne çekilebiliyor. Biz başka türlü bir başkası başka türlü anlayabilir. Mesela, serbest dolaşımla ilgili ifadeler böyle. Bazıları bundan, tam üyelikten sonra serbest dolaşımın kısıtlanabileceğini anlayabilir. Veya AB dengelerini bozacak bir durum ortaya çıktığında önlem alınabilir, yorumu yapılabilir. Ama gerçek şu ki bazı ülkeler için geçici derogasyonlar konabiliyor. Sözgelimi Polonya birliğe girdiğinde 7 yıl uygulandı bu. İşgücü sorunları açısından Polonyalılar'ın dolaşımı sınırlandı. Böyle bir durum ortaya çıktığında komisyon inceliyor, kısıtlama isteyen ülkenin mazereti haklıysa belirli süreli karar veriyor. Biz de kendi çıkarlarımız için başka ülke vatandaşlarının dolaşımını sınırlamak isteyebiliriz. Kalıcı sınırlama ise zaten AB ilkelerine aykırıdır. Her ülkenin azınlık tanımı farklı - Her ülkenin değişik azınlık tanımı var, bu konuda belirli bir standart bulunmuyor. AB içinde bile standart yok, kararı ülkeye bırakıyorlar. Bizim için de Lozan'da oraya çıkan ve anayasaya yansıyan şekil en uygunudur. Zaten demokratik standartları genişletmemizin anlamı farklı din, dil ve etnik yapılara saygı gösterilmesidir. AB anayasası da azınlıktan bahsetmiyor; konuyu farklı dinsel, dilsel ve kültürel çeşitlilik olarak tanımlıyor. Anayasa'da "birlik içinde çeşitlilik" var. Türkiye'de çoğunluğun da sorunları var - Azınlıkları tartışırken kendi ülkemizde çoğunluğun sıkıntıları olduğunu unutmayalım. Gayrımüslimlerin vakıf mallarıyla ilgili sıkıntıları var, doğru. Ya da kilise görevlilerinin kilise yanında oturmalarını emreden kurallar var. Bunlar artık uygulanması zor şeyler… Ama öte yanda çoğunluğun da sorunları var. İfade hürriyeti, dini haklarda sorunlar var. Siyasi partilerin kapatılması çoğunluğun meseleleri değil miydi? Azınlıklar da kendi vatandaşlarımızdır ve çeşitlilik bizim için zenginliktir, bize güç verir. Onların haklarını vermeye çalışıyoruz ama uygulamadaki zorluklar herkes için geçerlidir. Top Rumlarda… Referandum yapsınlar bakarız - Biz Kıbrıs konusunda yapacağımız yaptık. Top artık Rumlarda… Rum kesimi tekrar Annan Planı'nı referanduma götürüp kabul ederse bakarız…O zaman oturup konuşuruz. Bu süre zarfında AB zemininde Kıbrıs Rum kesimi'ni tanıma konusu gelirse, tavrımız bellidir; Tanımıyoruz…. Öte yandan, Kıbrıs konusunda BM Genel Sekreteri'nin Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporun onaylanmasını bekliyoruz. Rusya daha "evet" demedi. Onay gerçekleşirse, Kıbrıslı Türklerin önü açılacaktır. Kıbrıs politikamız dünyayı şok etti - Kıbrıs'ta uyguladığımız politika sayesinde artık o eski kötü, uzlaşmaz, kavgacı imajımız değişti. Yeni politikamız sayesinde Türkiye'ye büyük bir kazanç sağladık. Herşey tersine döndü; dünya şok oldu. Artık, uluslararası toplantılarda bana "Kıbrıs için bir adım atmayacak mısınız?" denmesini bekliyorum. Cevabım hazır çünkü. Kıbrıs konusunu eskiden her fırsatta Rumlar açardı, şimdi ise biz açıyoruz. Biz bu avantajı elde ederken tek bir asker çekmedik, bir karış toprak vermedik. Kıbrıs eskisi gibi kalsaydı AB ile ilişkilerimiz ne olurdu, bir düşünelim. Kıbrıslı Türklerin de imajı değişti artık uzlaşmacı ve çözüm yanlısı olarak görülüyorlar. Ama bu karın doyurmuyor. Ne yazık ki verilen sözlerin yerine getirilmesinde mesafe alınamadı. Bunu takip ediyoruz. Kırcı'ya pasaport verilmedi, süresi de uzatılmadı
Haluk Kırcı'ya ne pasaport verildi, ne süreyi uzatıldı. Hamburg Başkonsolosluğumuzda Remzi Bulut adına bir kayıt da yok, Remziye Bulut var. Zaten, yeşil pasaportlar başkonsolosluklar tarafından verilmiyor, süresi de uzatılmıyor. Ayrıca, yeşil pasaportlar da 4 yıl uzatılmıyor. Bu konu incelendi. Herşey sahte… Arafat'ı Türkiye'ye çağırdık
Filistin lideri Yaser Arafat'a her türlü yardımı önerdik. Filistin lideri Arafat'ın hastalığı bizi çok üzdü. Hem ben, hem de Sayın Başbakan kendisini aradı. Doktor ve cihaz göndermeyi önerdik. Saib Erakat'la görüşerek, Paris'e gitmeden önce Türkiye'ye de çağırdık. İlgimizden çok memnun kaldılar. Bir an önce sağlığına kavuşmasını bekliyoruz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |