|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Geçen haftaki Kirlenmek güzeldir başlıklı yazıda, "bir deterjan reklamının tedrisatından" bahsetmiştik. "Hayatı öğrenmedikten sonra temiz kalmanın ne anlamı var" sloganlı reklam kampanyasını değerlendirmiş, reklamın "kirlenmenin elbette güzel olmadığı, ama en azından gerekli olduğu konusunda -çok yazık ki- gerçeklerden bahsettiğini", ama kirlenme gibi büyük şehirlerin büyümüş insanlarına çok aşina olan bir kavramı birincil anlamıyla dahi olsa çocuklara yakıştıramadığımızı şöyle söylemiştik: "Bu 'bir bilen' sözlü, ağır cümleli reklam çocukların tozlu çamurlu bahçe oyunları fonunu arkasına alarak, herkesi daha sık temizlenebilmek uğruna, daha çok kirlenmeye çağırıyor. Ama kirlenme denince herkesin zihnine düşen o anlamdan, 'menfaat dalavereleri öğrenmekten" de bahsediyor sanki içten içe Kirlenmek Güzeldir derken. Oysa saklambaç oynarken gizlendiği daracık köşede, heyecandan körük gibi inip kalkan göğsünün sesine hakim olmaya çalışmak en temiz şeyidir herhalde dünyanın." Velhasıl, büyüklerin topak topak kirlerinden yüzü, gözü kapkara kesilmiş bir dünyada, kirlenme konseptini çocuklara pek bulaştırmamakta fayda olduğunu belirtmiştik dilimiz döndüğünce.
Mesaj nasıl algılanır?
OMO yöneticilerinden Zeynep Yalım Uzun imzalı bir elektronik mektup geldi yazının akabinde. "Dikkatle ve üzülerek" okunan yazıya kibar bir şekilde cevap veren metin, uzun uzun reklam kampanyasının felsefesinden sözetmiş ve marka stratejisi konusunda bir Çocuk-Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı'ndan alınmış iki sayfalık "uygundur" metni de, ana yazıya iliştirilmiş haklılık muhasebesince. Metinden başını gösteren, incelikle açıklama ihtiyacından belli ki, işini hakkıyla yapan elemanlar çalıştırma konusunda hassas davranan Omo'nun bu kampanyası Türkiye çapında düzenlenen bir çocuk şenliği ile destekleniyormuş. Çocuğun kişisel gelişimi konusunda özgürce öğrenmesi, öğrenirken keşfetmesi, keşfederken de üstünü başını kirletmesi gerektiği önermelerinden yola çıkan kampanya, "kötü olanın, kirlenmek değil, kirlerin çıkmaması" olduğunun da altını çizmekte imiş. Ve söylenene göre Omo'nun "Kirlenmek Güzeldir" söylemini kamuoyuna sunarken, mesajın nasıl algılanabileceğine dair ve ne tür sonuçlar doğurabileceğine yönelik de yoğun çalışmalar yapılmaktaymış. Bunların başında tüketici araştırmaları, birebir tüketici görüşmeleri, çalışanların anketleri, en önemlisi de bilim çevrelerinin görüşleri gelmekteymiş. Ve daha neler...
Haklılık
Şu durumda OMO iyi bir şey yapıyor şüphesiz ve kendince de haklı mutlaka. Ama "biz büyüdük ve kirlendi dünya" diyen şarkı da en az onun kadar haklı kanımca. Bir kartopunun bembeyaz doruklardan aşağıya yuvarlanırken her dönüşte büyümesi, ama gövdesi anbean genişlerken bir yandan da başladığı yerden daha aşağılara düşüyor olması da o kadar gerçek. Zaman geleceğe doğru aktıkça -teşvike ne hacet- temizliğin kire doğru çoğaldığı da en az "Kirlenmek Güzeldir" söylemi kadar doğru. O yüzden dedik ya, temiz çocukluğun büyük kirliliğe feda edilmemesi gerektiğini. O sebeple söyledik ya, kirliliğin küçüklerdense büyümüşlere daha çok gittiğini. Sonradan deterjanla ak pak çitilenip, kiri pası bi tamam çıkarılacak da olsa, çocukluğun kirlenme yaşı için henüz çok küçüklüğünü. Tek entrikası binbir rica-minnetle ağzına uzatılan yemek dolu kaşığı anneye numara çekerek dökmek olan çocukluğun, aslında büyüklerin yegane kaçma, sığınma aralıklarının, sükunet zamanlarının bembeyazlığına karşılık geldiğini.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |