AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
İyi ki bıyıklarını zamanında kesmiş...

Ne diyordu Doktor Nartallo? "Geleceğinizi kurtarmak istiyorsanız, kendinize yeni bir geçmiş uydurun..." Hayır, Doktor Nartallo diye biri yok. Ben uydurdum. Böyle bir laf da yok. Belki de vardır, hatırlamıyorum. Ama laf güzel.

İyi ki, Mehmet Metiner'le yapılan röportajı sıcağı sıcağına okumadım ve iyi ki öfkeme yenilip tartışmaya katılmadım.

Konu hakkında bir sürü kişi yazdı.

Doğru şeyler yazdılar. Metiner'in itiraflarını üzerime alınmadığım, daha doğrusu "itiraflar" bana tanıdık gelmediği için sustum.

Tuhaf bir röportajdı.

Metiner (ki, yaklaşık yirmi yıldır tanırım kendisini; aynı kültürel-siyasal ortamlarda bulunduk, aynı bekar evlerini paylaştık, dergiler çıkardık, gazetelere kültür-sanat ekleri hazırladık, vs.), herkesten çok değişimci, herkesten çok demokrat, vaktiyle şekvacı göründüğü sistemle barışık olmaya herkesten çok meyyal... Eskiden de herkesten çok radikal, herkesten çok İslamcı, herkesten çok mü'mindi.

Uçlarda gezinmeyi seven, çoğunluğun ittiği, çoğunlukla kavgalı ve sadece belli bir "azınlık" içinde saygınlığı olan bir arkadaştı.

Örneğin, ilk çıktığı zamanlar (Girişim dergisi döneminde) siyasal-politik mücadeleyi küfürle itham ederdi, sonra keskin bir dönüş yapıp siyasî saflara katıldı, muhtemelen "hemşehri dayanışması"yla bir ilçe belediyesine danışman oldu, ardından oğul Menderes'in partisine girdi, derken "Millî Görüş" çevresiyle düşüp kalkmaya başladı. Millî Görüş çevresi onu benimseyebildi mi? Bilmiyorum. Sanmıyorum da.

Uzun zamandır görüşemiyorduk. Kendisi hakkındaki duygularımı bildiği için yazmamda bir sakınca yok: Görüşmemeyi seçiyordum; onun bulunduğu ortamlarda bulunmamaya dikkat ediyordum. Galiba kişisel duygularım galebe çalıyordu. Bundan şikayetçi değilim.

Sonra bir gün, bıyıksız ve matruş haliyle televizyonda gördüm; HADEP Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla konuşuyor, "değişim"den ve "demokratik kültürün öneminden" bahsediyordu. Fena da değildi; doğru şeyler söylüyordu. Bir süre sonra partisinden istifa etti. Nedenini bilmiyorum. Belki "gözde siyaset"in çevresinde bulunmayı "kendi çıkarları açısından" daha yararlı bulmuştur. Dedim ya, bilmiyorum ve burada ahlakî bir zaaf aramıyorum.

Bir aralar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde, Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanlığını yaptığını söylüyordu. Ben uzaklaştırıldığını hatırlıyorum. Uzaklaştırılmadan önceki işi de galiba danışmanlık değildi. Şimdi de, hiç alakası yokken, kendisini AK Parti kurucuları arasında gösteriyor, AK Parti fikriyatını oluşturanlardan biri gibi sunuyor.

Metiner arayan, araştıran, yetinmeyen, sürekli yeni şeylerin peşinden koşan, hareket kaabiliyeti yüksek bir arkadaş. Fazlasıyla da atak.

Şunu anlayabiliriz:

Kendisini bir dinin, bir ideolojinin, cılkı çıkmış bir "izm"in kavramlarıyla tanımlamak istemiyor; değiştiği ve gerçeği gördüğü için de, "öteki"ni dışarıda bırakacak bir kavramlaştırmaya itibar etmiyor.

Doğrusunu da yapıyor.

Herkes, hepimiz bir parça öyle yapmıyor muyuz?

Geçmişte de öyle yapmadık mı?

Metiner'i "itirafçı" konumunda değerli kılan, belki de, geçmişte kendisini bir dinin, bir ideolojinin ayrıcalıklı kavramlarıyla ifade etmeyen doğrudürüst İslamcılar'a karşı takındığı "dışlayıcı" tavırdı.

Kim nasıl düşünürse düşünsün, hâlâ bu ülkede durduğu yerde duran, adil, izzetli, doğrudürüst İslamcılar var ve hiçbiri hiçbir zaman Metiner gibi ne Nemrut'taki heykelleri bombalamayı düşünmüştür, ne de başı açık kadınlara kafir muamelesi yapmayı aklından geçirmiştir.

Nasıl bir "geçmiş" resmi çiziyor Metiner?

Demek ki başını bir zamanlar kendisinin ve kendisi gibi düşünen azınlığın çektiği etnik siyasetle karışık İslamcılık içimize böyle "psikopatlar" saldı ve biz bütün bunlardan habersiz, aynı odalarda, aynı mekanlarda, aynı dergi bürolarında bulunduk. İyi ki Metiner bıyıklarını zamanıda kesmiş ve "iyi ki devleti ele geçirememiş." Doğrusu, büyük tehlike atlatmışız.

Hürriyet gazetesi, Metiner olayını "İslamcı kesimde dönek tartışması" başlığıyla haberleştirmiş. Ben bunun bir dönek tartışması olduğunu düşünmüyorum.

Kimse Metiner'e dönek demedi/demiyor.

Bu bir ahlâk tartışmasıdır.

Sadece ahlâk.


1 Mart 2004
Pazartesi
 
AHMET KEKEÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED