|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
27 Şubat 2004 tarihli yazım, Mehmet Metiner'in Radikal'de Neşe Düzel'le yaptığı mülakatı değerlendiriyordu. Yazımın çıktığı gün Metiner aradı ve bir cevap yazdığını söyledi, değerlendirilmesini istedi. 3 sayfa tutan cevabını, mecburen kısaltarak yayınlayacağım. Metiner'le konuşmamızda, mukabil şeyler söyledim. Onun telefondaki sözlerinden -ki onu bu cevabi yazının sonunda da bir ölçüde ifade etmiş- en önemsediğim "Son satırlarınızı okuduğumda göz yaşlarımı tutamadım" ifadeleri oldu. Yazımdaki son paragrafın birkaç cümlesi şöyleydi. "Her şeye rağmen bir çağrı yapmak istiyorum buradan: Çok problemli durumdasın be Metiner, yapma arkadaşım! Amacın "şaşırtıcı çıkış" yapmaksa, artık şaşırmaz olduk, görmüyor musun? Çekil köşene, kuru ekmek, acı soğanın hesabını vermek, iki kocaman sayfa konuşmanın hesabından çok daha kolaydır." Metiner'in aşağıda sunacağım cevabında bence hâlâ pek çok sorunlu nokta var. Dilerim bunları fırsat bulur bir gün konuşuruz. Ancak yukardaki satırları okuduğunda hâlâ duygulanıyor - gözleri yaşarıyor olması güzel bir şey. Şiimdi sizleri Metiner'in cevabı ile baş başa bırakıyorum: "Sevgili Ağabey, Bugünkü (27 şubat 2004) yazını okudum. Her zaman içtenliğine ve dürüstlüğüne inandığım bir Ahmet Taşgetiren yazısı okumaktan yararlandığımı bilmeni isterim. Mehmet Metiner'i hangi grubun içine sokarsan bilmem, ama biliyorum ki Mehmet Metiner'in imanından ve dininden şüphe etmezsin. Hiçbir gruba sokmamana üzülmem, hatta şaşıranlar grubuna dahil etmenden de üzülmem. Ama "şaşırtanlar" grubuna dahil etmene ve imanımdan yana kuşkuya düşen sözlerinden ötürü üzülürüm. Ki bunu yapmayacağına yürekten inanıyorum. Sevgili Ağabey, İzninle yazına ilişkin düşüncelerimi aktarmak istiyorum. Daha doğrusu tavzih niteleğinde kimi kanaatlerimi seninle paylaşmak istiyorum. Köşende "söz hakkı/savunma hakkı" bağlamında yayınlarsan sevinirim. Bilirim ki Ahmet Taşgetiren, asla yargısız infazda bulunmaz ve asla Müslüman bir kardeşinin savunma hakkını elinden almaz. 1. Bilesin ki ben kendi geçmişimi suçlamıyorum. Kendi geçmişimden utanç duyduğumu belirtmiyorum. Sadece bügüne nasıl geldiğimizi göstermek için geçmiş arşivimde bulunan resimlerden birini sunuyorum. kendimin içinde olduğu bir resim bu. Geçmişte böyle düşünüyorduk, sonrasında değiştik diyorum. Bunun neresi "yargılama" üstadım? 2. "Metiner geziyor ve her uğradığı yerde, limitlerde-uçlarda oynuyor. Uç İslam, uç Kürt hareketi ve uç laiklik." Dilerdim ki şahsımla ilgili böyle bir yorum yapmaktansa doğrudan söylediklerime ilişkin yanıtlar veresin. Ama madem yazmışsın belirteyim. Uç İslam dönemim oldu. "İslami devlet" için mücadele vermek gerektiğine inandığım, demokrasiye küfür, laikliğe dinsizlik diye baktığım bir dönem oldu. Doğrudur. Ama hiçbir zaman uç Kürt hareketinin bir unsuru olmadım. Hayatımın hiçbir döneminde etnik milliyetçiliğe prim verdiğimi veya etnik milliyetçiliğe arka çıktığımı ispatlayacak kimse olamaz. Ne öyle bir beyanım vardır, ne de öyle bir tavrım. HADEP'e gitmem, HADEP'i etnik milliyetçi bir partiden arındırıp Türkiye'nin partisi haline dönüştürme isteğimin bir sonucudur. Bu niyetle gittim. Orada siyaset yaparken de Genel Başkan Yardımcısı sıfatımla gerek Tv'lerde ve gerekse toplantılarda yaptığım konuşmalarda etnik ve siyasal bölücülüğe karşı olduğumuzu vurguladım. HADEP'teyken uç olarak neyi savunduğumu ispatlarsan sevinirim ağabey. Üstelik sen ki seni ziyarete gelen APO'nun avukatlarıyla görüştüğün o çok doğru ve yerinde yazılarında benden bile ileri şeyler yazdın. Onlardan esirgemediğin övgüyü benden neden esirgediğini anlamakta güçlük çekiyorum. Bursa'da HADEP yöneticisi olarak katıldığım bir TV programında, oturum yöneticisinin sorduğu bir soru üzerine, "Geçmişte nasıl islamcı idiysem bugün de islamcıyım. İslamcı kimliğimle burada siyaset yapıyorum. Geçmişte nasıl etnik milliyetçiliğe ve ırkçılığa karşı idiysem bugün de karşıyım" dedim. Bunun kayıtları vardır ağabey. Diyarbakır il binasında "Kahrolsun Kürtçülük, Kahrolsun Türkçülük, Kahrolsun Irkçılık" diye konuşmalar yaptığımı herkes bilir. Onlarla anlaşamadık ve ayrıldık. Çünkü İslamcı kimliğimle orada siyaset yapmam kitlelerin sosyalist çizgiden ayrılmasını hızlandırıyordu. Bundan rahatsız oldular ve ayrılmak zorunda kaldım. Buna rağmen keşke gitmeseydim diyorum. Niyetimizden ve yaptıklarımızdan bağımsız okumaların kurbanı oluyoruz hâlâ baksana!.. Laik değilim. İslamcıyım. Bunu da her yerde gururla söylüyorum. Ben demokratik devletin tanımına uygun bir biçimde laik olması gerektiğini söylüyorum sadece. Kendimin laik olduğunu değil. Dahası ve en önemlisi, Türkiye'deki laikliğin, devlet eliyle dayatılan laikçilik olduğunu ve bunun da demokratik olmadığını vurguluyorum. "Laikçi Taliban" sözünü Türkiye'ye armağan eden, hem de Siyaset Meydanı programında milyonlarla paylaşan benim. Hâlâ katıldığım her toplantıda "laikçi Talibanlar"ın demokrasiye geçimişimin özünde engel teşkil ettiğine inandığımı söylüyorum. Nasıl Uç Laik bir yerde sayabilirsin beni, anlamadım doğrusu. Metiner kardeşin bilesin ki laiklik adına yapılan zulümlere ve haksızlıklara her zaman karşı çıktı. Bugün dediği ise şudur: Zulüm ve haksızlık dinden gelse ona da karşıyım.." Demokrasinin ve laikliğin reddiyelerini ne zaman yazacağımı merak ediyorsan bekler görürsün... İslamcıyım elhamdülillah. Ama din devletine karşı bir İslamcıyım. İslamcı geçmişimden utanç duymuyorum. İslamcı kimliğimden utanç duymuyorum. Tersine gurur duyuyorum. Sadece geçmişimde savunduğum "din devleti" anlayışına bugün karşı çıkıyorum. İslamiyet'i politik bir ideolojiye veya devlet düzenine indirgeyen, Kur'an'ı ise sadece "bir anayasa kitabı" olarak okuyan politik İslamcı anlayışa karşı olduğumu söylüyorum. Kendimle yüzleşiyorum ve kendi adıma konuşuyorum. "Günah çıkartacak" bir geçmişim yok. Son sözlerin çok yürekten ve dostçaydı. Okurken çok duygulandım. Hatta gözyaşlarıma mani olamadım. İnan ağabey. Senden de ricam, adaletten asla vazgeçmemendir. Ha bir de şu: Röportajda söylediklerimin neresine ve niçin karşı çıktığını açıklıkla ortaya koymandır. Yanlışlığımı görmek istiyorum çünkü. En içten saygılarımla." Not: Böyle bir cevap bu sütunlarda ilk defa çıkıyor. Metiner'in bunu da önemsemesini temenni ederim.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |