|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Asırlardır tartışılan konu
Yıllardan beri tartışılan bir konu vardır: Kuvvetli mi haklıdır? Haklı mı kuvvetlidir? Bu sorunun cevabını kesin olarak kimse verememiştir. Ancak, dünya siyaseti, tarihi, gözönüne alındığında, kısa dönemlerde kuvvetlinin haklıya galip geldiği zannedilse de, uzun sürede daima meşruiyet haksızlığı yenmiştir. Tarihte, bu gerçeği kanıtlayacak birçok misal mevcuttur. Ancak son birkaç yılın hadiselerini değerlendirerek bu sonuca varmamız bile mümkündür. Çeçenistan savaşı, Irak savaşı, Kıbrıs konferansı ve Türkiye'deki 27 Mayıs 1960 askeri darbesi olaylarında yapacağımız bir inceleme, gerçeği ispat edecektir. Dört olay ve gerçek yüzleri
Yukarıda saydığımız dört olayın da bir gerçek yüzü vardır. Bir de, olayların failleri tarafından yapılan izahları. Yukarıda saydığımız dört olayda da, kuvvetliler zayıfları ezmek istemişler, fakat bu gerçeği, meşru bir kılıf içine sokmaya çalışmışlardır. 1- Çeçenistan
Çeçenistan olaylarının, Putin tarafından izah edilen bir yönü vardır. Putin'e göre, Çeçenistan'da terörist gruplar isyan etmiş, sabotajlar tertiplemiş ve birçok masum vatandaşı öldürmüşlerdir. Ayrıca, bunlar, Çeçenistan'da, Suudi Arabistan misali bir İslam devleti kurmak peşindedir. Moskova'da ve St. Petersburg'ta, bombalı saldırılar düzenlemek suretiyle bu niyetlerini açığa vurmuşlardır. Resmi açıklama bu olmakla beraber, olayın gerçek yüzü bambaşkadır. Eski Rusya Başbakanı Çernomirdin, "Moskova Times" gazetesinde yazdığı bir makalede, Çeçenistan'ı işgal planının çok önceden planlandığını açıkça yazmıştır. Onun yazdığına göre, Çeçenistan'ı işgal planı, zamanında gizli polis şefi olan Putin tarafından hazırlanmıştır. Bu plana göre, Rus Ordusu Ağustos ayında Çeçenistan'ı işgale başlayacak ve Mart ayına kadar işgal tamamlanacaktır. Bunun başarılmasını sağlamak için, yeteri miktarda Rus askeri birlikleri bölgede konuşlandırılmıştır. Ancak, Putin'in harekâtın başlamasından evvel Başbakan olması harekâtı geciktirmiştir. Makalede belirtildiğine göre, Putin'in yaptığı bir komplo sonunda, bazı Çeçen militanlar Dağıstan'a geçerek bir köyü işgal etmişler ve Rus birlikleri de bundan faydalanarak onlara saldırmışlardır. Olayın gerçek yüzü bu olduğu halde, Rus makamları Çeçenistan'da teröre karşı savaş yaptıklarını iddia etmektedirler. Moskova'da ve St. Petersburg'ta yapılan sabotajların Çeçenler'e maledilmesi ispat edilememiştir. Rusya'nın orada yaptığı aslında bir zorbalıktır. Ve güç kullanarak bir hakkı ortadan kaldırma fiilidir. Bu olaya, "teröre karşı savaş" deyimi, olaya meşruiyet kazandırmak için bulunan bir kılıftan ibarettir. 2- Irak harekatı
Amerika'nın Irak'ta başlattığı savaşın görünen yüzü, oradaki kitle imha silahlarının yok edilmesidir. 12 Eylülde Amerika'da ikiz kulelere saldırı tertiplenmiştir. Bu saldırıyı düzenleyen El-Kaide örgütü arkasında Irak yönetimi de vardır. Irak savaşı, teröre ve kitle imha silahlarını yok etmeye yönelik bir savaştır. Ancak Amerika'da yayınlanan gazeteler ve O'neill'in itiraflarından öğrenmekteyiz ki, Irak savaşı çok önceden planlanmıştır. Bu planın sahipleri, Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Savunma Bakanı Rumsfeld, Bakan Yardımcısı Paul Wolskovich'tir. Bunlar ve bunlara bağlı birtakım bürokrat, Bush' un seçimleri kazanmasından önce bu planı hazırlamışlardır. İngiliz Başbakanı Tony Blair de, savaşa aynı gerekçelerle girmiştir. Sonradan anlaşılmıştır ki, Irakta kitle imha silahlarının bulunduğu iddiası sadece bu savaşa meşru bir zemin hazırlamak için uydurulmuştur. Irak savaşı başlamadan evvel, Amerika'nın Güvenlik Konseyi'nden ve Birleşmiş Milletler'den karar istihsaline çalışması, aynı meşruiyet arayışının bir ifadesidir. 3- Kıbrıs konusu
Kıbrıs konusunda da Kofi Annan'ın davet mektubu aynıdır. Kofi Annan, Kıbrıs konusunda taraf olan Türk ve Rum liderlerine birer davetiye göndermiştir. Bu bir davetiyeden ziyade, anlaşmaya imza atmak için bir ültimatomdur. Yani planını zorla kabul ettirmek istemektedir. Bu zorlamayı bir konferans şekliyle yapmak istemesi, konuya bir meşruiyet kazandırmak çabasından başka bir şey değildir. 4-27 Mayıs 1960 askeri darbesi
Türkiye'deki 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin konu edilmesi, bu darbenin bütün unsurlarıyla daha anlaşılır olmasındandır. O tarihte askerler, darbe yaparak seçilmiş bir iktidarı devirmişlerdir. Tarihte bir söz vardır. Askeri darbeler meşruiyetlerini başarılarından alırlar. Yani askerler diyebilirler ki, "bu ülkede en ehliyetli, en vatanperver olan kimseler bizleriz. Bu sebeple idareye el koyduk." Ancak, onların içlerine, gayri meşru duruma düşmek korkusu girmiştir. Bu sebeple de, bir ilim heyeti kurarak meşruiyet fetvası almak istemişlerdir. İlim heyetinin verdiği fetva şudur: "Demokrat Parti iktidarının, icraatlarıyla meşruiyetini kaybettiği, Türk milletinin direnme hakkını kullanarak bu darbeyi yaptığıdır. İhtilalcilerin yaptıkları, kuvvet zoruyla bir makamı ele geçirmektir. Ancak, bu gerçeği ifade edecek kadar cesur değillerdir. Bir ilim heyeti kurarak, adeta bir fetva hazırlatmışlardır. 27 Mayıs olayı gerek cereyan tarzı ve gerekse meşru kılıf hazırlanması yönünden, yukarıdaki olaylara ışık tutacak güzel bir misaldir. Hülasa etmek gerekirse, kuvvetliler, güçleriyle zayıfları ezmektedirler. Ancak bu gerçeği açıkça söyleyecek kadar cesur değillerdir. Meşruiyetin asıl gücü
Biz kısa bir dönemi değerlendirerek, güçlülerin daima galip geldiğini sanırız. Ancak, onların tamamının, kendi zorbalıklarını meşru bir kılıf içine sokmaya çalışmaları, meşruiyetin gücünü ifade eder. Meşruiyet, o kadar güçlü bir kavramdır ki, kurt bile kuzuyu yemeden önce onun "suyunu bulandırdığını" iddia edermiş. 27 Mayısı yapanların çoğu yaptıklarından pişmandır. Sonları da, siyasi hayattan silinmek olmuştur. Zorbalığa meşru kılıf arayanların da bundan ders almaları gerekir. Daha şimdiden, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in başı ağrımaya başlamıştır. Bush'un gelecek seçimlerde ne ile karşılanacağı meçhuldür. Çeçenistan, Putin'in sırtında bir yük gibi durmaktadır. Elbette zorbalık bir suçtur. Ancak, zorbalığa, meşru bir kılıf geçirmeye çalışmak, insanlığa karşı islenmiş bir eylemdir. Kuvvetin kısa dönemde başarısına bakarak kimse meşruiyetin gücüne olan inancını yitirmemelidir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |