|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye bir çok yönüyle garip bir ülke. Doğruyu ve yanlışı, güzeli ve çirkini, bütün açıklığıyla, başka hiçbir yan çıkara âlet etmeden tartışabilse sonuç almakta zorlanmayacak; ancak, bunu yapmak yerine bir koyundan birkaç post çıkarma hevesi yüzünden çok önemli konular bile güme gidebiliyor... Bu yüzden de dertler ortadan kalkmıyor, tersine pekişiyor; aynı yanlışlık ve çirkinlikler bir daha bir daha tekerrür edebiliyor. Bunun son örneklerinden biri, geçtiğimiz hafta gazete manşetlerine yükselen 'töre cinayeti'... Buna 'namus cinayeti' diyenler de var. Gayr-ı meşru ilişki kurduğunu öğrendikleri bir kızı veya kadını, mensup olduğu aile, içlerinden birine öldürtüyor. Böylece 'namus' kurtarmayı hedefleyen 'töre' yerine gelmiş oluyor. Bu tür bir uygulamanın yanlışlığı ve çirkinliği tartışma kabul etmeyecek kadar açık. Kimse yargı ve infaz görevlerini kendiliğinden üstlenemez. Yanlışlık ve çirkinliğin adını 'töre' koymak onu doğru ve güzel yapmıyor. Ailenin kadın üyelerine karşı uygulanan acımasız tavır da, kadını öldürtmek için kullanılan erkeğin hapiste çürümesine yol açan ahmaklık da mutlaka sona erdirilmeli. Bunu sağlayacak hukukî mekanizmaların bir an önce devreye sokulmasında yarar bulunuyor. Ancak, konuyu manşetine taşıyan veya sütunlarında değerlendirenler gerçekten bu çirkinliklere karşılar mı? Yanlışlığın sona ermesini istiyorlar mı gerçekten? Kuşkular içeren bu soruyu öylesine soruyor değiliz. Çirkinlik ve yanlışlığı alenen sırıtan bir uygulamanın hâlâ devam etmesi bile konunun medyaya yansıma biçimiyle ilintili olabilir. 'Namus cinayeti' de denilen yanlışlık her şeye rağmen devam ediyorsa, bunun, konunun medyada işlenişiyle yakından irtibatı var. Ekranda izlenen, gazetede okunan bu tür 'cinayet' haberleri, benzer bir olayla kendi ailelerinde karşılaşan bazı kişiler üzerinde, "Biz de namusumuzu aynı şekilde korumalıyız, töremiz bunu gerektiriyormuş" tepkisini uyandırıyorsa, ya da birileri, o aileye dönüp, "Töre böyle" diyebiliyorsa, bu duruma şaşmamak gerekir. Türkiye'de 'kadın' konusunda yasalara kadar yansıyan yaklaşım çarpıklıkları var. Ancak, yasalar, özellikle Medeni Kanun ve Ceza Kanunu gibi hukuk sisteminin temelini oluşturanları, kendi kültür çevremizin dışındaki sistemlerden aktarılarak kabul edildi. Medeni Kanun'un ilham kaynağı İsviçre, Ceza Kanunu'nun da İtalya. Yasalardaki kadını önemsemeyen çarpıklıkların kaynağında, İslâmî hassasiyetler veya Türk töresi değil, bizim yasaları aldığımız dönemde İsviçre ve İtalya'da hüküm süren 'kadına ters bakış' yatıyor. İsviçre, bildiğimiz gibi, Avrupa'da kadına seçme ve seçilme hakkını en son tanıyan ülke; İtalya ise Katolikliğin kadınla ilgili hiç de olumlu sayılamayacak kabullerinin etkisini en keskin biçimde hissettirdiği bir ülke. 'Töre cinayeti' işleyenlerin Türk hukuk sisteminin ilham kaynaklarından habersizliğini elbette biliyoruz; kendi özkızı veya özkardeşini namus kaygısıyla öldürenin, bunu, çevre baskısıyla yaptığı da muhakkak. Ancak, o çevreyi, çok uzun yıllardan beri sağlam din anlayışı yoğurmuyor. 'Töre' de, emin olabilirsiniz, yerli olmaktan çok tarihin başından buyana oluşmuş 'erkek-egemen' yaklaşımın bizim coğrafyaya bakan yüzünü teşkil ediyor. Kadını 'namus' kaygısıyla öldürten 'töre' İslâm veya Türklük ile ilgili değil sizin anlayacağınız, daha çok 'maço erkek' tercihini yansıtıyor... Daha geçen hafta, bir İngiliz kadının, kocası tarafından, 'bekâret kemeri' ile seyahat etmeye zorlandığı ortaya çıkmadı mı? İngiliz erkek ile Türk erkeği buluşturan aynı 'maço' yaklaşım işte. Eğer 'namus uğruna' iddiasıyla işlenen cinayetleri, 'töre' adına kadınların hiçe sayılmasını geride bırakmak istiyorsak, konuyla ilgili haberlerin verilişinde farklı bir söylem benimsemeli, yorumlarımızda konuyu din ve milliyet ile irtibatlamaktan vazgeçmeliyiz. Hiçbir din kimsenin keyfî kararlarla öldürülmesini onaylamaz; İslâm dini, 'aile meclisi' diye bir yargı organı tanımaz. Kim birini 'dinî' mülâhazalar arkasına sığınarak öldürürse sadece cinayet işlemekle kalmaz, dinî açıdan günahkâr da olur. 'Töre cinayeti' veya 'namus cinayeti' denilen yanlış ve çirkin uygulamaları İslâm'a ve Türklüğe saldırı için vesile olarak kullanmaktan vazgeçelim. Yıllardır önü alınmayan bu yanlışlık ve çirkinliklerin önüne geçmenin tek yolu budur.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |